Konya Haber

http://www.konyahaber.com.tr/index.pl?author_id=894
E-Posta: mehmetalitekin34@hotmail.com
Çarşamba, 12 Kasım 2014 - (21:07)

Allah Hekimle Hakime Muhtaç Etmesin

Ama bütün insanlığı hekimden mahrum etmesin ve İslam’a göre karar veren hâkim nasip etsin.


Bundan elli altı yıl önce birkaç arkadaş herkes kendi atlarımızı dağda güderken öğle vakti azıklarımızı karıştırarak yerken, Allah rahmet eylesin, Dede Osman dayı çıkageldi.
O da serdi azığını ortaya ve hep beraber yemek yiyoruz.


Dede Osman’ın azığında turp da var. Turpu bize verirken, “Çocuklar adamın biri hastalanmış. Bütün doktorları dolaşmış, çare bulamayınca hastaneye gitmiş, ameliyat etmişler. Karnından çelik gibi sert bir şey çıkmış. Kimse ne olduğunu bilememiş. Onu almış gelmiş, bıçakçıya vermiş ve kendine bıçak yaptırmış. Her şeyini onunla keserken, bir gün turpu doğramaya başlayınca turp erimeye başlamış. Turp her türlü hastalığa çaredir.” dedi.
Biz de keyifle yedik.


O günden beri turp zamanında, karaturpu yemeye devam ederim.
Televizyonlarda bu günlerde milleti hastanelere sevk etmek için doktorlarımız tedavi yolları öğretirken, sağlamı hasta ediyorlar ve hastaneye adam çekiyorlar.


Onun içindir ki birçok işadamımız parasını hastane yapmaya yatırıyor.
Geçen gün büyük kızım, “Baba senin yıllardır (en az otuz yıldır) yaptığın turp suyunu tarif ediyordu doktorun biri” dedi.


Siyah turpun içini oyup, oyuk yere bal doldurup sabaha kadar bardağa ballı turp suyun sızmasını sağladıktan sonra sabah namazında aç karnına içmek benim yaptığım.
Bunu siz, sağlıklı iseniz yapabilirsiniz.


Sağlıklı değilseniz, doktorunuza sorunuz.
Asıl olan sağlığınızı korumaktır.


Bunun için helâlından yiyeceğiz.
Midenin üçte birini yemek, üçte birini su, üçte birini nefese ayıracağız.
“Olsa da yesek” dediğim, yemek yoktur.
Sofradakilerin içinden tercih ettiklerim vardır.


Sıhhatli vücut, sofrada olan yiyeceklerden o gün kendisine ihtiyaç olanı ister, “Canım çekti” dediğiniz şey size o gün çok faydalıdır, ama vücudunuzun dengesi bozulmamışsa.
Eğer vücudun dengesi bozulmuşsa, kendisine zararlı olan şeyleri de ister hâle geliverir.
Şeker hastalarının, rüyasında baklava yemesi gibi.
Yalnız yemek yemem.
Çocuklarım yokken, yarım ekmeğimi müsafirle yerdim.
Sofrada çocuklar ve torunlar olursa, dünyanın en değerli çiçeği olsa, o kadar keyifli olamam.


Gül yağı koklamadığım gün olmaz ama gül yağı bile çocuklarım, torunlarım ve dostlarımı kokladığım kadar güzel ve faydalı değildir.


Sofranızı dostlarla paylaşırsanız, gam, keder, stres, üzüntü hastalıklarına tutulmazsınız.


İşyerine yemek götürenler, azıklarını karıştırsınlar, farkı fark edeceklerdir, mutlaka faydasını göreceklerdir.


Şairin:
“Zinde ten, azade meşrep, bahtiyaranı kiram
Doktorun görmez gözü, eczacıya vermez selam” dediği cinstenim.


Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğrencilerine tefsir dersleri verirken tanıdıklarım, şimdi başhekim olmuşlar, uzman olmuşlar, prof. olmuşlar, hastane sahibi olmuşlar.
Onlardan bazısı Check Up’a zorladılar beni.
Hiçbir şey bulamayınca, “Olmaz, bu yaşta hiçbir şeyin olmaması da bizim öğrendiğimiz tıbba göre anormal” deyiverdi uzmanın biri.


Sağlığımız Allah’tandır.
Hasta ve sakat birini gördüğümüzde, hemen Allah’a hamd edeceğiz.


Tedbirimizi alacağız, ama tedbirin takdiri bozamayacağını, tedbir almanın sevap olduğunu bileceğiz.


Tıp alanında bir numara olan İbni Sina’nın elli yedi yaşında öldüğünü, Evren paşanın doksanı devirdiğini hatırımızdan çıkarmayacağız ve sağlığımızı korumaya çalışırken; sağlığımızı korumanın bir milyon değil, milyarlarca katı çalışmayı imanımızı korumaya çalışacağız.


Bir adamda cüzzam, verem, sıtma, çiçek, kanser, AIDS… hastalıklarının hepsi toplansa verdiği acı, ağrı; kabir azabının, trilyonda biri olamaz.


Ona göre hocaları, doktorlardan daha fazla dinleyiniz.