Konya Haber

http://www.konyahaber.com.tr/index.pl?author_id=842
E-Posta: mehmetalitekin34@hotmail.com
Çarşamba, 08 Ekim 2014 - (14:53)

Sevgiyi Çikolataya Bağlama Günleri

Kevser süresinde “Rabbin için namaz kıl, kurban kes” emri, bir milletin tamamı ve topyekûn İslam ümmeti dört günlüğüne kıyıda ölmek üzere iken suya atılmayı başaran balık gibi oldular.

15 milyonluk İstanbul’un yarısı boşaldı.

Muğla’daki babasını, Artvin’deki annesini, Hakkâri’deki kardeşini, Edirne’deki ablasını ziyarete gittiler.

Ete doyduklarından daha fazla sevgiye doydular demeyeyim.

Çünkü sevgiye doyulmaz. Sevgi, kolesterolü yükseltmez, tansiyonu düşürmez veya çıkarmaz.

Sevgi, hava gibidir. Aldıkça alasınız gelir.

Sevgi, deniz gibidir, daldıkça dalasınız gelir, yeter ki yüzmesini biliniz.

İşte dini bayramlar bize bunu sağlıyor.

Büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öpmek için harcanan paralar, kurbanlık için harcanandan daha fazla olabiliyor.

Ama değiyor.

Ruh ve Sinir Hastalıkları kliniğinin önünde sıra bekleyenlere bir bakınız, kimseye güvenemeyen, yıllardır en yakınlarıyla küs olanlar, torununu bir defa olsun öpmeyenler, yüzüne güldüğü komşularından şüphe duyanlardır.

Bu strese bu bünyeler dayanamaz ve patlar.

İşte bayramlar, patlamaya hazır ruhları havalandırma halidir.

Halbuki bizim ekmek gibi, su gibi, hatta hava gibi sevgiye ihtiyacımız vardır.

Evde eşinizi, çocuklarınızı, görmek hava almak gibi bize fayda sağlar da biz farkına varmayız.

Anne ve babanızı görmek, hayır duasını almak, kendinize yan etkisi olmayan ilaç gibidir.

Siz, anne ve babanıza iyilik yaparken iyiliği önce kendinize yapmış oluyorsunuz.

Rabbimiz, İsra süresinin yedinci ayetinde “İyilik yaparsanız kendinize iyilik yapmış olursunuz” buyurur.

“Kurban kesmeyeceğim, kurban keseni görmeyeceğim” diye Bodrum’a inen, orada beş yıldızlı otelde kalırken kendisi gibi kurbandan kaçtığını zannettiği kişiye yakınlaşan, kurban kesmemek ve keseni görmemek için Bodrum’a indiğini söylediği kişinin kurbanını İsrail’in yetim bıraktığı Filistinli yetimlere gönderdiğini duyması adamı hasta etmesinde ne yapsın.

78 milyon içinde kafa dengi bir kâfir bulamamanın üzüntüsüyle strese yakalananlara da yardım etme, güler yüz gösterme, kurban eti almasa da sevgiyi çikolataya bağlayarak gönderme günleridir bu günler. Hiç bir siyasi partinin yapamadığını bayram namazı yapıyor. Resmi veya gayri resmi camilerde erkeklerin yüzde doksanını bir araya getiren mekân camilerimizdir. Randevu alınmadan gidilebilen tek yer camilerdir.

Diğer partilere, derneklere, vakıflara, kulüplere üye olmayanların girmesi, orada bir eylem yapması imkânı yokken yalnız camilerimizde hiç bir kimseden izin alınmadan girilir, hiç bir kimsenin özel yeri yoktur.

İlk giren dilediği yere oturur ve kimse onu oradan kaldıramaz. İşte bayramlarımız, statüde eşitliği, sofralardaki yemeklerde eşitliği, üç günlüğüne sağlıyor.

Ya İslam’ın bütün emirleri ve yasakları, devlet ve millet olarak yaşansa nasıl sonuç alınacağının provasıdır bu bayramlarımız.