Konya Haber

http://www.konyahaber.com.tr/index.pl?author_id=75
E-Posta: mehmetalitekin34@hotmail.com
Cumartesi, 21 Kasım 2009 - (10:38)

Çatırdayan aile kurumumuz

Vakit bulursam, zaman zaman televizyon izlediğim olur. Genellikle haber programlarını, açık oturumları, tarihle ve siyasetle ilgili sohbetleri izlerim. Bir de aile dramları, aile ile ilgili programlar dikkatimi çeker.

Geçen haftalarda, tesadüfen bir kanalda, dağılan iki ailenin düştüğü acı hali izledim. Kırk yaşlarında bir kadın dört çocuğunu bırakıp, yine evli ve beş çocuğunu bırakıp evini terk eden bir erkeğe kaçar ve birlikte yaşarlar. Bir tarafta mağdur bir baba dört çocuğuyla çaresiz kalır, öbür tarafta mağdur bir anne, beş çocuğuyla geçim savaşı verir. Gayri meşru bir şekilde, eski eşlerinde nikâhları durduğu halde, iki kaçak insan; üç beş sene birlikte kalır, ikisi de çocuklarını arayıp sormaz.

Bir televizyon ekranında, bu üç aile bir araya gelir. Karşılıklı birbirlerini suçlarlar. Çocukları bırakıp başka bir kadınla giden erkek, eski eşinden özür diler, pişman olduğunu, alırsa evine dönmek istediğini belirtir. Anne ve çocuklar önce razı olmaz, sonra babanın dönüşü kabul edilir. Birlikte yaşadığı kadın, ortada kalınca, o da eski kocası kabul ederse, dönmek istediğini söyler. Programın sonunu izleyemedim, belki o herif te kaçan hanımını, kabul etmiş olabilir.

Türk erkeği, ne hâle gelmiş diye acı acı düşündüm. Kaçıp giden, üç beş sene başkasıyla yaşayan bir kadın, nasıl eski kocasına dönmek ister ve nasıl bir erkek, tekrar hanımlığa onu kabul eder? Bunun dinimizde yeri var mı? Bir hoca, bu kaçan ve birlikte olan eşlere, başkalarıyla nikâhlı oldukları hâlde, nasıl dini nikâh kıyar? Dini nikâh da mı, bu kadar ayağa düştü? Öbür taraftan bir anlık zevk için, beş çocuğunu bırakıp, hanımından daha çirkin, üstelik nikâhlı bir bayanla yaşayan erkek; nasıl sorumlu bir baba olabilir, dönüce çocuklarının yüzüne nasıl bakacak? Bütün bu sorular, beynimi kemirdi durdu.

Dünyanın en kıskanç erkekleri olan Tük erkekleri, nasıl bu hâle düştü? Çocuğu için saçını süpürge eden Türk kadınları, nasıl bir anlık zevki için, yuvasını yıkabilecek duruma düştü?

Bu olayların temelinde eğitimsizlik, sahipsizlik ve iman zayıflığı var. Bazı televizyon kanalları, maalesef ateş üzerine benzinle gidercesine, örf ve adetlerimize uymayan dizilerle, insanımızı zehirliyor, vahim olaylar, normal karşılanmaya başlıyor.

Evet, yetkililer bu sorulara cevap aramalı, ekonomi konuşulduğu kadar, bu konular da konuşulmalı, bu arada RTÜK görevini yapmalıdır.

EŞİN ÜZERİNE BALDIZ HARAMDIR

Başka bir televizyon programında izledim: Bir Hoca Efendi, dini sorulara cevap veriyordu. Bir genç hanım, telefonla ekranlara bağlandı ve ağlayarak anlattı: Adam, baldızını hanımı üzerine kuma olarak alır ve aynı evde birlikte yaşarlar. Hanım, telefonda feryat ediyor. Bir çocuğumu bırakıp gidemedim, kocamın tehditleri karşısında, çaresiz kaldım diyor.

Yaşanan olay karşısında, Hoca Efendi şok oldu. Adalet dağıtanlara, emniyet güçlerine çağrıda bulundu. Ama bu konuda, kanunlarımızda boşluklar vardı, emniyet güçlerimizin eli kolu bağlıydı. Üstelik, bir seyircinin teflonda ifade ettiği gibi, bazı televizyon kanallarında, baldızlarla aşk hayatını anlatan diziler yayınlanıyordu. Türk toplumu, tepkisiz bir şekilde bu dizileri izliyordu.

Bu insanlar helâli- haramı bilmiyorlar mı? Kur’an-ı Kerim’de, nikâhlı hanım üzerine kardeşini, yani baldızı almanın, haram olduğu ayetle sabittir. Hatta eşin üzerine teyzesi, halası ve yeğeni de alınamaz. Bunlar, eş öldükten sonra veya boşandıktan sonra, helâl olur. Bu olayların bir kısmı cehaletten, bir kısmı iman zayıflığından, bir kısmı toplumun duyarsızlığından, bir kısmı da kanunlarımızın yetersizliğinden kaynaklanır. Zinayı bile serbest bırakan bir ceza hukuku, ne kadar caydırıcı olabilir?

Evet Beyler, Müslüman Türk ailesi çatırdıyor. Allah’ın en büyük günahlardan saydığı ve Peygamberimizin “Zina hâlinde insanın imanı gider” buyurduğu zina olayı, hafif bir günah gibi telakki edilmeye başladı. Nikah dediğimiz o kutsal bağ, pamuk ipliği kadar dayanıksız oldu ve oyuncak hâline getirildi..

Nikâh, koptukça bağlanan bir düğüm değildir. Cenabı Mevla iki defa çözüp bağlama hakkı verir, üçüncü defa çözülünc,e bağlamak imkânı kalkar. Biz buna, üç talak diyoruz. Hele, erkeğini terk edip ,başkalarıyla birlikte olan bir kadını affedip, tekrar eve almanın diminizde hiç yeri yok.

Büyükleri, sorumluları, eğitimcileri, hocaları ve hükümet yetkililerini göreve çağırıyorum: Bu milletin çocuklarına, haramı helali öğretin. Örf ve adetlerimizi okullarda bir ders olarak okutun. Okullarda okutulan din derslerinin, konularından birisi de nikâhın önemi ve zinanın haramlığı olsun. Gençlere sık sık nikâhtan, talaktan bahsedilsin; zina, fuhuş ve homoseksüellik gibi, ağır günahlar tekrar tekrar anlatılsın. Bu günahların yol açtığı, maddi ve manevi tahribat gösterilsin.

Evet, çatırdayan aile kurumumuz, güçlendirilmeli ve ayağa kaldırılmalı. Bu milleti yıkıp yok etmek isteyenler, ancak aileden yıkarlar, haberiniz olsun!

PKK terör örgütünü çökertmekten daha önemlisi, çatırdayan ve yıkılmaya yüz tutan, aile kurumumuzu kurtarmaktır.