Konya Haber

http://www.konyahaber.com.tr/index.pl?author_id=498
E-Posta: mehmetalitekin34@hotmail.com
Pazar, 01 Eylül 2013 - (00:03)

BAŞBAKAN’IN DURUMU

2002 yılında iktidara geldiğinden beri AK Parti Hükümetinin başı hiç gailesiz kalmadı. İçeride PKK belası, dışarıda hemen sınırlarımızın dibinde savaşlar, işgaller, uyuşmazlıklar, ekonomik iflaslar yaşandı, hala yaşanmaktadır. Çok şükür, etrafımızdaki bunca yangına rağmen, ateş deryası içinde kalan bir ada ülke gibi büyük ateşler sıçramadan bir on bir yıl geçirdik.

Tıpkı Başbakan’ın durumu kan-ter içinde kalmış bir itfaiyeciye benziyor. Ülkesine ateşin sıçramaması için durmadan etrafındaki yangına su sıkıyor, başka itfaiyecileri de çağırıyor, ama cevap alamıyor, ateşi söndürmek ve ülkemize de yayılmasını önlemek için her çareye başvuruyor. Hep demokrasi argümanına sarılıyor. Çünkü Avrupalı itfaiyeci bu güne kadar bize hep demokrasi dersi veriyordu, yangınların tek çaresi demokrasi suyu diyordu. Başbakan Avrupalıyı kendi silahıyla vurdu.

Evet, 2003 yılında Irak işgal edildi, biz de işgalci olmaktan kıl payı kurtulduk, Irak savaşında yer almadık. Hala Irak ateşi sönmüş değil, ülkemize harı (sıcaklığı) gelmeye devam ediyor. Ardından Libya ateşi yandı, kenardan köşeden müdahaleci olduk, orada da hala sular durulmadı. Kuzey Afrika ülkelerinin hepsi ateşlendi, yangınlar yaşadı ve bu ateş sonunda Mısır gibi büyük bir ülkeyi sardı. Mısırlı H. Mübarek diktatörünü çok çabuk devirdi diye sevinirken, sevincimiz kursağımızda kaldı, rejim artıkları tekrar külün altından çıkıp halkın seçtiği Cumhurbaşkanı Mürsi’yi tutukladı, Mısır tekrar yangın yerine döndü. İki yıldır Suriye en büyük yangını ve yıkımı yaşadı, yüz binden fazla insan öldü, ülke harabeye döndü, diktatör Esat bir türlü pes etmedi. Çünkü Rusya ve İran gibi payandaları vardı. AK Parti Hükümetinin burada hesabı tutmadı, Esad’ın payandalarının hesabını yapamadı.

Evet, Suriye cehennemine Tayyip Erdoğan tek başına su sıkmaya devam etti, riskleri dikkate alarak suyu uzaktan sıkabildi, sokağa giremedi, yangının içine dalmadı, iyi de yaptı, çünkü riskliydi. Başka itfaiyecileri de yanına alarak bu ateşi söndürmek istedi, ancak etrafında cesur, fedakar, vicdanlı ve demokrat bir itfaiyeci de bulamadı.

Biliyoruz ki Başbakanımız merhametli ve duygusal bir insan. Kamil bir müslümanın refleksini ve tepkisini gösteriyor. İslam dünyasının düştüğü durum ve Suriye de yitip giden canların karşısında çok dertli. Zaman zaman ekranlarda bir şey yapamamanın acısıyla gözyaşı döküyor, Zaman zaman hür dünyaya sesini yükseltiyor, diplomasi dilini bırakıp açık açık haksızlıklara feryat ediyor. Gel gör ki hür dünya sağır, dilsiz ve duygusuz.

Bugünlerde hür dünyadan başka itfaiyecilerin de harekete geçtiğini duyuyoruz. ABD isteksiz de olsa başı çekiyor, İngiltere Meclisinden vize alamadı, Fransa fırsat kolluyor. Araçlarında su mu var, benzin mi var, bilemiyoruz. Ateşin üstüne su yerine benzin sıkanlar da olabilir, ateş daha da genişleyebilir. Allah’a dua edelim ki ülkemize ve bütün Ortadoğu’ya bu ateş sıçramasın. Belli ki ateşin küçük parçaları üzerimize geliyor, ülkemizde de yangın çıkması olası görünüyor. Gezi parkı eylemlerinde bunu denediler, Suriye yangınından kaçırılan bir yanıcı maddeyi İstanbul’un ortasına attılar, ortalığı yakmaya çalıştılar. Çok şükür itfaiyeci çabuk yetişti, uyanık davrandı ve yangının büyümesini önledi.

Sonuç olarak Tayyip Erdoğan çok iyi bir yönetim sergiledi, ülkemize bunca badireyi atlattı, bunca yangını ülkemize sıçratmadı, ateş deryasının ortasında Türkiye isimli gemiye iyi bir kaptanlık yaptı, ekonomi ve siyasi istikrar yönünden Cumhuriyet döneminin iyi on yılını geçirdik. Geri kalmış bir ülke konumundan gelişmekte olan ülkelerin liderliğine yükseldik, hatta birçok alanda gelişmiş ülkelerin sınıfına girdik. Sağlık alanı, ulaşım alanı, eğitim alanı vb. övünebileceğimiz alanlar oldu. Hasılı ister usta bir kaptan deyin, ister kabiliyeti bir orkestra şefi deyin, ister maharetli bir itfaiyeci deyin, ister demokrat bir lider deyin, Tayyip Erdoğan’a teşekkür borcumuz var.