Konya Haber

http://www.konyahaber.com.tr/index.pl?news_id=4400
E-Posta: mehmetalitekin34@hotmail.com
Salı, 03 Mart 2020 - (12:52)

Kervansaraylar Anadolu’nun Tapusudur

Hikmet İlim ve Sanat Derneği’nde ‘Anadolu Selçuklu Kervansarayları ile Sultan Hanı’nı anlatan Yüksek Sanat Tarihçisi ve Arkeolog Yusuf Altın, “Kervansaraylar, Anadolu’nu tapusudur.” dedi

Hikmet İlim ve Sanat Derneği’nde “Anadolu Selçuklu Kervansarayları ve Sultan Hanı” gündeme geldi. Türkiye’de tarihî baharat ve İpek Yolu üzerinde 300 hanın bulunduğunu, sıradan topraklarda yaşamadığımızı ifade eden Yüksek Sanat Tarihçisi ve Arkeolog Yusuf Altın, Mevlâna’nın, “Konya altından bir tastır” sözünü hatırlattı.

Kervansaraylar Anadolu’nun tapularıdır

Anadolu Selçuklu Devleti’ne payitahtlık yapan Konya’nın, yaklaşık 250 yıllık başkentlik macerası olduğunu ifade eden Sanat Tarihçisi Yusuf Altın, “Amerikalı Profesör Katherine Browning’in “Selçuklu olmasaydı, Osmanlı olmazdı. Osmanlı olmasaydı, Mustafa Kemal olmazdı. O yüzden Anadolu Selçukluları var ki Türkiye Cumhuriyeti var.” diye bir ifadesi var. Biz de bu konu üzerine yoğunlaştık” dedi.

Kervansarayların, Anadolu Selçuklu Devleti döneminde vakıf kültürüyle yapıldığını belirten Altın, buna örnek olarak devlet adamı Celâleddin Karatay’ın kurduğu vakfiyesiyle; Konya’da bir medrese, Kayseri’de bir han yaptırdığını söyledi. 1075-1308 tarihleri arasında, Anadolu’nun her tarafında kervansarayların olduğunu belirterek, şunları dile getirdi: “Çin’den başlayan bu kervansaraylar İpek Yolunu takip ederek, Anadolu’ya kadar uzanıyor. Bu ipek ve baharat yolları, Romalılar döneminde de vardı. Kervansaraylar, kale görünümlü anıtsal tac yapılardır. Kapalı avlulu, açık avlulu var olduğu gibi ikisinin de yer aldığı, Selçuklu’nun en görkemli kervansarayı olan Sultan Hanı, bu açıdan son derece önemlidir. Kervansaraylar insancıl, barışçıl amaçla yapılmış, konaklama yerleridir. Böylece ticaret yollarının güvenliği de sağlanmıştır. Kervansarayda konaklayan tüccarlar; canlarıyla, mallarıyla sigorta (KASKO) altına alınmışlardır. Hanlarda üç gün kalmak, ücrete tabi değildi. 20, 40 ve 60 km. mesafelerle yapılmışlardır. Hanlarda baytar, seyis, aşçı, bekçi, imam, müezzin ve diğer görevliler de vardı. 1500’lü yıllarda büyük gemiler devreye girince, kervansaraylar fonksiyonlarını kaybettiler.”

Dünyanın en büyük kervansarayı: Sultan Hanı

13’üncü yüzyıldaki ticaret yolları üzerinde, tüccarlar ile ulakların ihtiyaçlarını karşılayan Konya-Aksaray arasında, pek çok Selçuklu Hanı olduğunu belirten Altın; Selçuklu medeniyetinin en görkemli ve dünyanın en büyük hanlarından olan Sultan Hanı’nı kitabesine göre, 1229’da 1. Alâeddin Keykubat tarafından yaptırıldığını ve mimarının da Alâeddin Camisinin de mimarı olan Şam’lı Muhammed olduğunu kaydetti.

Konya’ya 100 km., Aksaray’a 40 km. uzaklıkta bulunan Sultan Hanı’nın 1958’de kısmen onarıldığını, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1985’de tescil edilen kervansarayın, belediyeye YAP-İŞLET-DEVRET modeliyle, 39 yıllığına kiraya verildiğini anlatan Altın; 2004-2016 yıllarında, aralıklarla onarım altına alınan Sultan Hanı’ndaki onarım işlemlerinin bitme aşamasına geldiğini söyledi. Sunum şeklinde Sultan Hanı’nı eski harabe resimleriyle birlikte, günümüzdeki yeni resimleriyle ele alan Altın; hanın ortasında bir mescid, sol tarafında sultan odaları, tuvalet ve banyo, sağ tarafında açık avlu ve tac kapının, diğer karşı tarafında da 32 sütunlu kapalı avlunun, yer aldığını belirtti.

Kültür turizmine ve konaklamaya önem vermeliyiz

Altın, Konya’da Kültür Turizmine önem verilmesi için kervansaraylarda, insan nefesiyle ayakta kalabilmeleri için kültürel ve sosyal etkinlikler yaparak; değişik organizasyonlarla Antalya’dan Konya, Aksaray ve Nevşehir/Göreme’ye giden 1,5 milyon turisti, bir günlüğüne Konya’da konaklatmak gereği üzerinde de durdu. Altın, konuşmasına şu sözlerle son verdi: “Biz, o kadar zengin ve köklü bir tarihe, kültürel zenginliğe sahip olmamıza ve hazinenin üzerinde oturmamıza rağmen, hikâyemizi iyi pazarlayamıyor, satamıyoruz.”

Meram Uluslararası Gençlik Akademisi’nde gerçekleştirilen sohbetten sonra, Sanat Tarihçisi ve Arkeolog Yusuf Altın’a, dernek adına teşekkür plaketini Hisder Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Altuntaş, eğitimci Ömer İçcan ile birlikte takdim etti.