Konya Haber

http://www.konyahaber.com.tr/index.pl?news_id=4363
E-Posta: mehmetalitekin34@hotmail.com
Cuma, 13 Eylül 2019 - (11:21)

Bosna Savaşı ve Türkiyeli Şehidler

Dün akşam, İlim Yayma Cemiyeti Arnavutköy Şubesi’nde, BOSNA SAVAŞI VE TÜRKİYELİ ŞEHİDLER’İ konuştuk.

BOSNA SAVAŞI VE TÜRKİYELİ ŞEHİDLER

Bosna savaşı öncesinde, Yugoslavya’nın dağılma sürecini, şöyle kısaca bir hatırlayalım:

İkinci Dünya Savaşından sonra, Josip Broz Tito önderliğinde kurulan, Yugoslavya Demokratik Federal Cumhuriyeti Anayasası, Ocak 1946’da ilan edildi.

Buna göre Yugoslavya, 6 Federal Cumhuriyetten oluşuyordu:

Bosna-Hersek Sosyalist Cumhuriyeti – Başkenti: Saraybosna

Hırvatistan Sosyalist Cumhuriyeti – Başkenti: Zagreb

Karadağ Sosyalist Cumhuriyeti – Başkenti: Titograd

Makedonya Sosyalist Cumhuriyeti – Başkenti: Üsküp

Sırbistan Sosyalist Cumhuriyeti – Başkenti: Belgrad

Slovenya Sosyalist Cumhuriyeti – Başkenti: Ljubljana

Tito, 1974 yılında Anayasa’da, önemli bir değişiklik yaptı ve kendisinin ölümünden sonra, Yugoslavya Federal Demokratik Cumhuriyeti Başkanlığı görevinin, dönüşümlü olma maddesini koydu. Bu maddeye göre, Tito’nun ölümünden sonra Başkanlık, dönüşümlü olarak bu 6 Cumhuriyet ve Sırbistan Sosyalist Cumhuriyeti içinde yer alan, Karadağ ve Voyvodina Özerk Bölgesi arasında değişecekti. Bu Anayasa maddesi, Tito’nun 1980 Mayıs ayında ölümünden, 1991 Mayıs ayına kadar, pürüzsüz işledi.

1991 Mayıs ayında Başkanlık sırası, Hırvatistan Sosyalist Cumhuriyeti Başakanı Stipe Mesiç’e geldiğinde; o zaman Sırbistan Sosyalist Cumhuriyeti Devlet Başkanı olan, Slobodan Miloseviç tarafından engellendi. Bu olay, Yugoslavya’nın parçalanmasının tetiğini çekmiş oldu.

Bunun üzerine Slovenya Parlamentosu, 25 Mayıs 1991’de bağımsızlık kararını açıkladı. Bir yıldan beri oluşturdukları ordularıyla da, sınırlarını kontrol altına aldılar. Bu gelişmeden bir ay sonra, Sırbistan’ın kontrolündeki Federal Ordu, Slovenya’ya saldırıya geçti. Slovenler, bir yıldır böylesi bir savaşa hazırlanıyorlardı ve Sırpların kontrolündeki Federal Ordu’ya, büyük kayıplar verdirince; Federal Ordu, geri çekilmek zorunda kaldı. 18 Temmuz 1991 günü, Sırplar ile Slovenler arasında, bir anlaşma imzalandı ve Sırplar; 3 ay içinde Slovenya’dan çekilmeyi kabul ettiler. Böylece, Slovenya bağımsızlığına kavuşmuş oldu.

Hırvatistan Sosyalist Cumhuriyeti’nde, 23 Nisan 1990’da yapılan seçimleri Tudjman kazandı. Hırvatistan’ın Doğ ve Güneyi’nde yoğun olarak yaşayan Sırplar, Tudman Hükümetini tanımayarak; Slobodan Miloseviç’ten aldıkları destekle, isyan bayrağını çektiler. Böylece Hırvatistan’da, büyük bir iç savaş başlamış oldu. Bu iç savaş yaşanırken, 25 Haziran 1991 tarihinde Tudjman Hükümeti, bağımsızlığını ilan ederek, Yugoslavya’dan ayrıldığını duyurdu.

Bölgede bu gelişmeler yaşanırken, Bosna Hersek’te de önemli gelişmeler oluyordu.

Bosna Hersek’te Sırp, Hırvat ve Boşnaklardan oluşan ve yaklaşık, 4.5 Milyon kişi yaşıyordu.

16 Kasım 1990 günü yapılan seçimlerde, Aliya İzzetbegoviç’in partisi birinci oldu. Parlamentoyu teşkil eden 240 sandalyenin; 86’sını Aliya İzzetbegoviç, Sırp Lider Radovan Karadjiç 70, Hırvat lider Stjepan Kljuiç 45, Komünist Parti 14 ve diğer partilerin sandalye sayısı ise 25 oldu. Parlamento, seçimlerden sonra yaptığı ilk oturumda; Hırvat ve Boşnak milletvekillerinin oylarıyla, Aliya İzzetbegoviç Devlet Başkanlığı’na, Hırvat Juri Pehlivan Başbakanlığa, Sırp Momcilo Krajisnik Meclis Başkanlığına seçildi.

Bosna Hersek Parlamentosu, 1992 Ocak ayı sonundaki toplantısında; bağımsızlık ilanını, referanduma sunma kararı aldı ve 29 Şubat-1 Mart 1992 günlerinde, referandum yapıldı. Bosna Hersek Sırpları, referandumu boykot ettiler. Bosna Hersek nüfusunun % 63’ünün katıldığı referandumda, % 99 evet çıktı.

Referandumun devam ettiği 1 Mart günü Sırplar, Saraybosna’da ilk kurşunu sıktılar. Saraybosna o gün ikiye bölündü. Bir tarafta Boşnaklar ve Hırvatlar, diğer tarafta Sırplar. Çatışmalar, çok kısa bir süre içinde; önce Sırpların yoğun olarak yaşadıkları Kuzey Bosna’ya, daha sonra da, tüm Bosna Hersek topraklarına sıçradı.

Federal Ordu kuvvetleri, Sırpların kontrolünde olduğu için, Bosna’da yaşayan Sırplar, bu kuvvetlerin desteğiyle; Boşnak ve Hırvatların yaşadığı her yerde, büyük katliam ve tecavüzlere giriştiler. Maalesef Müslümanlar (Boşnaklar), önceden böylesi bir saldırıya ihtimal vermedikleri için olsa gerek, silahlanma yoluna gitmemişlerdi. Bunun sonucunda da Sırplar; on binlerce Boşnak kadın ve kızına tecavüz ettiler.

Bu tecavüzlerin ve Sırp katliamlarının, çok fazla olmasının ana sebebi; Boşnakların elinde, kendilerini koruyacak hiç silah bulunmayışıydı. Üstüne üstlük, BM. Güvenlik Konseyi 30 Mayıs 1992 günü, Yugoslavya’ya karşı ekonomik yaptırım ve 9 Ekim 1992 günü de, Bosna üzerinde askeri uçuş yasağı kararı aldı.

Bu kararın sadece ve sadece Müslüman Boşnaklara yönelik olduğu, aylar içerisinde anlaşılmış oldu. Bosna Hersek’te iki havaalanı bulunmaktaydı, Bihaç ve Banja Luka (Banya Luka). Her ikisi de Federal Ordu kontrolündeydi ve dolayısıyla, Sırpların elindeydi. Birkaç ay içerisinde, Sırplar Bihaç’tan çekilmek zorunda kaldı ve burayı kullanılmaz hale getirdiler. Banja Luka’da ellerinde bulunan 50 kadar uçak ve helikopterle, bu yasağı savaş boyunca ihlal ettiler. BM’in kendi açıklamasına göre, uçuş yasağının alınmasından sonra, ilk 6 ay içerisinde Sırplar, bu yasağı 465 kez ihlal etmişti. Buna rağmen, Sırplara hiçbir yaptırım uygulanmadı. Böylece, BM tarafından, adeta desteklenmiş oldu.

Sırplar, Birleşmiş Milletler ve özellikle de Avrupa devletlerinin gözleri önünde; on binlerce Hırvat ve Boşnağı katletti. On binlerce kadın ve genç kıza tecavüz etti. Sırplar, sadece Müslüman Boşnakları değil; Hırvatistan’ın Vukovar, Dubrovnik gibi kentleri aylarca kuşattı; topa tutu ve katliam yaptı.

1990 yılı ile 1992 Mart ayı arasında, Slovenya ve Hırvatistan’da meydana gelen gelişmeler; Bosna Hersek’e de sıçrayacağını gösteriyordu. Aliya İzzetbegoviç, her şeye rağmen sükunetini koruyor ve savaşın Bosna Hersek topraklarına sıçramaması için, elinden geleni yapıyordu.

Fakat Sırpların gözü o kadar dönmüştü ki; pervasızca cinayet ve tecavüzler gerçekleştirmekteyken; BM ve Avrupa adeta desteklercesine; Sırpların yaptıklarını, sadece kınamakla yetiniyorlardı.

Sırplar, çoktan hazırlıklarını yapmışlar ve Bosnalı Sırplardan oluşan, 35.000 Milis gücü oluşturdular ve ayriyeten de, 100.000 kişilik de Federal ordu askerleri Bosna Hersek topraklarında bulunduruyorlardı.

Aliya İzzetbegoviç, savaşın Bosna Hersek topraklarına sıçramaması için, tüm diplomatik çabaları sergiledi. Fakat yine de bunu engelleyemedi. Bir taraftan da Boşnakları savaşa hazırlamak için çabalıyordu. Mayıs 1992’de 30.000 komando birliği ve 35.000 de milis gücü oluşturabildi.

TÜRKİYELİ BOSNA ŞEHİDLERİ

Selami Yurdan: 22 Ağustos 1992 - İlyaş

Şehid Selami Yurdan, şehid olmadan çok önce yazdığı bir şiirde, Müslümanları birlik olmaya çağırıyordu. Bu şiirinde âdeta kendini resmediyordu, işte o şiiri:

Benimle Birlikte Olmaya Hazır mısın ?

Sen ! Gözyaşını silerek devrilmeye

Vurulup , kanlar içinde dönmeye

Sevdiğini ve sevdiklerini terk etmeye

Benimle birlikte olmaya hazır mısın ?

X

Kanlar içinde boğuşup dövüşmeye

Kanayan yaranı, karlarla dağlamaya

Olmaz olsun bütün emperyalizm demeye

Benimle birlikte olmaya hazır mısın ?

X

Ey Sen ! Gecelerini uykusuz sabah

Gündüzlerini, gecesiz gün

Halk içinde Hak için, sabahsız uykuya yatmaya

Benimle birlikte olmaya hazır mısın ?

02-Adil Balat - 17 Eylül 992 Mostar

03-Edip Sadioğlu - 17 Eylül 992 Mostar

04-Ebubekir Arıcı - 17 Eylül 992 Mostar

05-Bahaddin Alaslan

06-Burçin-Şerafeddin Çalışkan

07-Ahmet Demirer - Ekim 1992-Travnik

08-Ahmet Pınar - 28 Aralık 1992 İlyaş

09-Ramazan Çelik - 28 Aralık 1992 İlyaş

10-Renda Tosuner - 28 Aralık 1992 İlyaş

11-Said Başer - 28 Aralık 1992 İlyaş

12-İhan Atlı - Nisan 1993

13-Ali İzzet Bayoğlu 1993

14-Mustafa Çolak - Nisan 1993

15-Ali Pınarbaşı - Haziran 1993

16-Mehmet Özdemir - Haziran 1993

17-Ömer Taşar - Haziran 1993

18-Muammer Aslantaş - Haziran 1993

19-Ebu Müslim - 1994 Vitez

20-Ahmet Şamil Karaoğlu - 21 Temmuz 1995 Zavidoviçi

21-Abdülmetin - 21 Temmuz 1995

22-Çanakkaleli Yusuf Tuncay Kurtul