Konya Haber

http://www.konyahaber.com.tr/index.pl?author_id=220
E-Posta: mehmetalitekin34@hotmail.com
Salı, 15 Kasım 2011 - (15:34)

Gavurluk Mikrobuna Dikkat

"Bu elbise bu millete dar geliyor" sözü, siyaset yapan yetkililerimizin ağzından hiç düşmez ama; kendisi en yetkili yere geldiğinde, kendisi de bu millete bir elbise dikmeye başlayınca, kendi kalıbının ne olduğu ortaya çıkar.

Eskiden "Bütün akılları bir araya toplamışlar, sonra herkes birini alsın demişler, herkes kendi aklını almış." derlerdi.

Şimdilerde ise, geri kalmış ülkelerin insanları, kendi akıllarını değil de aklını ezenlerin, aklı üzerinde tepinerek gezenlerin aklını ve o aklın kesip biçtiği elbiseyi giyerek, hava atıyorlar.

Patronun giydirdiği iş elbisesindeki patronun adını, göstererek diğer ırgatlara hava atan, garibanlar gibi.

Bugünlerde bizden geri kalmış, halkı Müslüman ülkelere "Bakın bize ve bizim gibi yiyin, için ve bizim giydiğimiz elbiseden giyinin. "Benim ağam zengindir, benim ağam zengindir..." demeye, devam ediyoruz.

Zengin ağamızın kanun kalıbına dökülmüş, bütün sömürgen fikirlerini alıyoruz, Anadolu bozkırlarındaki insanlara, zorla giydiriyoruz, sonra da "Sen, benim ülkemdeki teröristi destekliyorsun" diye, kafa tutmaya çalışıyoruz.

Terör, kan, barut, gözyaşı, feryat, o hayran olduğumuz, ithaliyle övündüğümüz kanun kalıplarının ürünüdürler.

O sömürgeci kanun kalıplarını koyanların, adım attığı her yerde, topraklar kızıla boyanıyor.

Hani sevgili Peygamberimizin "Hızır, otsuz bir yere otursa, kalkınca o oturduğu yer yeşerir." dediği gibi; bu bizim kendimize örnek ve önder kabul ettiğimiz, her ağzından çıkan her kusmukta, binlerce hikmet aradığımız ve senin kanun kalıpların, bizim için vazgeçilmez ve önüne geçilmez, onlara aykırı kural konulmaz, dediğimiz insanların adım attığı her yerden kan, gözyaşı, yanık kokusu, çocuk, kadın ve ihtiyar insan feryadı yükseliyor.

Beş yılda öldürdükleri Müslüman sayısı, beş milyona vardığı hâlde, hâlâ kriterlerini alma yarışındayız.

Taze dimağlara yerleştirilen her krite, bu dünyada sömürgenliğini artırırken, ahrette yanmasına sebep olacak ciğerparelerimizin.

Küçücük akıllarıyla koydukları kriterlere sığmayanları, ceza kalıplarıyla yontup, sığdırmaya çalışıyorlar.

Ateşin görevi yakmak, akrebin görevi sokmak, mikrobun görevi hasta etmektir.

Müslüman'ın görevi de, bütün bunlar arasında, dikenli yolda yalınayak yürürken; ayağı dikene kaptırmamak için, dikkatli yürümesi gibi; yanmadan, inkar zehiriyle zehirlenmeden, şirk mikrobuyla gavurluk hastalığına tutulmadan, bu dünyada adam gibi yaşamak ve Hakk'ın huzuruna, Mümin olarak varmaktır.