Konya Haber

http://www.konyahaber.com.tr/index.pl?author_id=2192
E-Posta: mehmetalitekin34@hotmail.com
Cuma, 07 Ağustos 2020 - (00:28)

Küreselcilere Karşı Safları Sıklaştıralım

Korona toplumları ve toplumumuzu olumlu ve olumsuz etkilemeye devam ediyor.

Önce, olumlu yönden etkilemesine dikkatinizi çekeyim.

Sayın Reis-i Cumhurumuz Recep Tayyip Erdoğan ve hükümetinin, Korona salgını başlamadan önce; salgının geleceğini tahmin ederek, sağlık alanında ihtiyaç hissedilecek ilaç ve ekipmanları hazırlamaları; mesuliyetini idrak etmiş yönetici olduklarının, numune-i timsalidir.

Ekonomik olarak bizden kat kat üstün, gelişmişlik düzeyi bizden çok ileride olan Amerika ve Avrupa'nın bir çok devletinin; Korona salgınında, vatandaşlarına sağlık hizmeti sunmada, aciz kaldığını gördük.

Yeterli miktarda yoğun bakım ünitesi ve ekipmanları olmadığından; Korona hastalarının hastane koridorlarında, hastane bahçelerinde tedavi(!) edildiklerini, kendi televizyon kanalları yayınladı.

İngiltere, İtalya, İspanya, Belçika gibi batının en müreffeh (!) ülkelerinde, yaşlı bakım (Huzur) evlerinde kalanlara bakmakla yükümlü personelin, Korona korkusundan dolayı, iş yerlerini terketmeleri neticesinde; yüzlerce, hatta binlerce yaşlı insanı ölüme terkettikleri, yine kendi televizyonlarında haber oldu.

Ülkemizde ise yaşlılara özel bir ilgi gösterilmesi, göğsümüzü kabarttı. Sağlık sistemimizde, özellikle de yoğun bakım ünitelerimizin Korona hastalarına gerekli hizmeti, yeterli ve güzel bir şekilde vermesi, batı medyasında dikkati çekti. Dünyanın sayılı televizyon kanalları, hastanelerimizin yoğun bakım ünitelerini haber yapmaları, dikkat çekiciydi.

Afet ve felaketlerde her zaman olduğu gibi, halkımız güzel bir yardımlaşma ve dayanışma sergiledi. Devletin 'Vefa timleri' ve sivil toplum örgütlerinin, işsiz ve yaşlılara özel hizmetler sunması, iftihar vericiydi.

Gelelim madalyonun öbür yüzüne.

Korona'nın yapma mı, yoksa tabii bir virüs mü olduğu, hâlâ tartışılmakta.

Ama şu bir gerçek. Küresel sermaye sahipleri, Koronayı ileri sürerek, bütün bir dünyaya dehşet ve korku salmayı başardılar maalesef. İnsanlık tarihinde ilk defa, bütün dünyayı evlere hapsettiler.

Önceki yazılarımda şöyle bir cümle kurmuştum:

'Hapislik nasıl bir şeymiş, bir çok insan biraz olsun farketti.

Zengin fakir ayrımı olmaksızın, dünyada bir çok insan; kendi hapishanesine, gönüllü gönülsüz girmek zorunda kaldı.'

Küresel güçler, her bir bireye 'çip' takarak, kendilerini haşa tanrı yerine koyma çabasındalar. Tüm bireylere 'çip' takmak için, önümüzdeki aylarda ve yıllarda, ellerindeki sermaye ve piyasa gücünü kullanarak, hükümetlere istediklerini yaptırma çabasında olacaklar...

Bunun ön çalışmalarını, sosyal medyada başlattıklarını gördük.

Prof Dr. Sami Şener Ağabeyimiz küreselcilerin planlarına dikkati şöyle çekiyor:

" Netflix, Google, Youtube gibi internet kanalları ile getirilen “ithal yaşama tarzları”, bu tarzını meşrulaştıran ve gerçekleştirmeye imkân veren alışkanlık ve düşünceleri empoze etmeye çalışıyor. Bunu yaparken de, toplumların din, ahlak ve gelenek ile şekillenen hayat tarzlarını önemsemiyor. Bu bilgi, anlayış ve alışkanlıklar; bize asırlardan beri benimsediğimiz hayat tarzımıza, ahlaki davranışlarımıza ve alışkanlıklarımıza ters bir dünya sunuyor. Hayat tarzlarının elbise, ayakkabı veya teknik bir aracı değiştirir gibi değişeceği bilgisini de yaymaya çalışarak, sosyal bilimleri de farklı bir zihniyete alet ediyor!..

Bu anlayış ve düşünceler; sinema, internet, televizyon ekranlarından bir “güç” tarafından; toplumlarca benimsenmesi için “açıktan destek” verilen bir sistem olarak kendini gösteriyor. Çünkü, dünyanın her yerinde; bu hakim gücün kültür, medya ve sanat alanlarında hep bu kavram ve mesajları yaydığına şahit oluyoruz. “Genç kal, uzun yaşa”,”, “Kendini şımart”, “Gününü yaşa “, “Hayallerini erteleme” gibi sloganlar, bu hayat tarzının hedefleri oluyor.

Konya'dan Dr. Mustafa Güçlü Ağabey de, bunu şöyle ifade ediyor:

“Korona, pek çok geleneği bitirdi. Bu sırada kimsenin kimseye gitmemesi, yadırganmıyor artık.

300 yıldır, batılılaşıyorduk. Bu üç aydaki batılılaşma sürecimiz, 100 yıldaki batılılaşma kadar hızlı oldu. Şimdi çekirdek aileye dönüverdik. Biz yıllardır aile ile kolektif aile yapısını savunduk. Batılılar gibi olmayalım dedik. Bir korona çıktı, hepimizi Batılı ailelerden çok, çekirdek aileye döndürüverdi. Her konuda pek çok anlayışımız değişti. Yâni “safları sıkı tutun”dan, “musafaha edin günahlar dökülsün”e varıncaya kadar, bütün ihlaslar kaldı! O safları sıkı tutmaktan dolayı sahabenin omuzları eskirmiş! Camiler kapatıldı, Cuma kılınmadı bu memlekette.”

Koronaya karşı verdiğimiz mücadeleden çok daha fazla, Küreselcilerin oyunlarına karşı, toplumumuzu ve aile yapımızı korumak için çaba sarfetmeliyiz...