Konya Haber

http://www.konyahaber.com.tr/index.pl?author_id=2184
E-Posta: mehmetalitekin34@hotmail.com
Salı, 21 Temmuz 2020 - (17:32)

Kıdem Tazminatı ve Gerçekler

Son yıllarda AK Parti hükümetleri, yıllardan beri el atılmayan birçok soruna el attı, kanayan birçok yaraya merhem olmaya çalıştı.

Bugün bu kanayan yaralardan birisi de, kıdem tazminatı. Muhalefete gelince hep oy hesabıyla hareket etti, olumlu birçok icraata bile destek olmadı. Halbuki, kıdem tazminatı gibi kanayan bir yaraya, öncelikle muhalefet el atmalıydı ve ön alması gerekirdi.

Evet, Türkiye'de maalesef işçilerimizin yüzde seksenden fazlası, kıdem tazminatından mahrum; çeşitli sebeplerle tazminat alamıyor, bu hak işverenin ceplerinde kalıyor. İşçi, kıdem tazminatım kalacak korkusuyla, ücretini beğenmediği hâlde, işinden ayrılamıyor. İşveren, toplu ve yüklü tazminat vermemek için işçisini işten ayıramıyor. Hasılı işçinin de işverenin de, eli - kolu bağlı.

Kıdem tazminatı her işçiye verilebilse, bakın ne olacak:

İşveren, kalifiye işçisini tutmak için daha çok ücret vermek zorunda kalacak. İşçi, istediğinde daha çok ücret verene gidebilecek. Dolayısıyla el emeği - alın teri kıymetlenecek, işçi daha saygın hale gelecek. İşveren, beğenmediği veya verim alamadığı bir işçiyi, her zaman gönderebilecek, toplu kıdem tazminatı ödeme korkusu çekmeyecek. Yani toplu tazminat ödememek için işverenin eli- kolu bağlı kalmayacak, kovulan işçi de fondan peşin tazminatını alabilecek. Kıdem tazminatının en azından bir kısmını (%25) peşin alan işçi, işsiz kaldığı günlerde rahat yaşayabilecek, biriken borçlarını kapatabilecek. İşçi, tazminatını toplu olarak peşin alamasa bile, emekliliğinde toplu çekebilecek veya emekli maaşıyla birlikte, ek maaş olarak alabilecek. Öğrendiğimiz kadarıyla yeni düzenlemeye göre, "ev alması, hastalık durumunda veya evlilik yapması hâllerinde, işçinin peşin olarak tazminat alma imkânı da var. Böylece işçi acil ihtiyaçlarını karşılayabilecek. Evet, Türkiye'de maalesef işverenimizin bir kısmı acımasız. Aylarca, yıllarca emeğini sömürdüğü işçisini, türlü sebeplerle tazminatsız kapıya koyabiliyor. İşçinin zam istemesi bile suç oluyor ve kapıyı gösteriyor. Ücret azlığından dolayı işini bırakan bir işçi, bugünkü şartlarda bir kuruş tazminat alamıyor. İşçi sınıfının yüzde seksenden fazlası, tazminattan mahrum kalıyor. Nihayet hükümet böyle bir konuya el attı, adaletli bir sistem getirmek için adım attı. Ancak işçi sendikaları da, işveren de mızıkçılık ediyor, ortak bir noktada birleşemiyor.

Sendikalar, işçi haklarının geriye gideceğinden, işçilerin peşin tazminattan mahrum kalacağından dem vuruyor, bu yüzden yeni tazminat düzenlemesinden kaçınıyor.

İşveren de, işçisini elde tutamayacağı, yeni yükler getireceği korkusuyla yeni bir düzenleme istemiyor. Burada iktidar da, muhalefet de oy kaygısını bir tarafa bırakmalı, işçilerin haklarını öne almalı, tazminat düzenlemesini bir an önce çıkarmalıdır.

Milyonlarca işçi, bunu beklemekte. Nice işçi biliyorum, daha fazla ücretli iş bulduğu hâlde tazminat hakkını kaybedeceği için, mevcut işini bırakıp gidemiyor. Nice işveren biliyorum, işçisinden verim almadığı hâlde, yüklü tazminat vermemek için işi bıraktıramıyor, baskılarla işçinin kendisinin gitmesini bekliyor, daha doğrusu mobbing yapıyor.

İşçinin de işverenin de huzur içinde çalışma hayatını sürdürebilmesi için, adil bir tazminat kanunu çıkarılmalı; bir fon oluşturularak tazminat garanti altına alınmalı, işveren de bir anda büyük meblağlar ödemek zorunda kalmamalı.

Birilerinin düşündüğü gibi hükümet, bu düzenlemeyi bir kaynak oluşturma gayesiyle yapmıyor, işçinin tamamının tazminat alabilmesini istiyor. En azından biz böyle düşünüyoruz.