Konya Haber

http://www.konyahaber.com.tr/index.pl?author_id=2182
E-Posta: mehmetalitekin34@hotmail.com
Salı, 21 Temmuz 2020 - (17:32)

Bizi Amerika'ya muhtaç ettiniz! Yuf olsun size!

16 Haziran 1966 tarihinde vefat eden, Şakir Zümre'nin sergüzeştinden bahsetmek istiyorum.

Önce sizlerin dikkatini, ilerici ve devrimci geçinen karakterlere, çekmek istiyorum.

Memleket ne çekiyorsa, kendi kültürüne, kendi halkının inancına düşman olmuş, sözüm ona aydınlardan çekti, çekiyor...

Bu tip aydınlara 'bizim yabancılar' diyorum.

'Bizim yabancılar' Anadolu halkının değerlerine ve sevdiklerine hakaret etmeyi, sövmeyi; devrimcilik ve ilericilik olarak görürler.

Bu zihniyetin kökeni, 1850'li yıllardaki Jön Türkler ve onların yetiştirmesi İttihat ve Terakki'ye kadar gider. Devlet-i Âli Osmani'nin memleketi kalkındırmak için, Avrupa'ya eğitime gönderdiklerinin çoğu; Anadolu halkına ve devlete düşman olarak geri gelmiştir. Bu zihniyet sahipleri, Osmanlı'da sivil ve askeri bürokraside etkin yerlere geldikten sonra, batılılaşma hızlanmıştır.

Mustafa Kemal ve yakın arkadaşları tarafından, Cumhuriyet döneminde; devletin askeri ve sivil kadrolarının hemen hemen hepsi, bu zihniyet sahiplerinden teşekkül ettirilmiştir.

Bunların son tezahürlerinden birisi, geçtiğimiz günlerde Tele1'de, Sultan II. Abdülhamit üzerinden, halkın değerlerine olan kinini kusmuştur.

'Bizim yabancılar', memleket için bir şeyler yapma gayretinde olanları, hiç sevmez. Memleketin ekonomik olarak kalkınması ve ilerlememesi için, milletin önüne hep takoz olmuşlardır.

Gelelim esas mevzuumuz Şakir Zümre'ye...

1885 yılında Bulgaristan'ın Varna şehrinde dünyaya gelir. Maraşal Fevzi Çakmak'la yakın akrabadır. İlköğrenimini Varna tamamladıktan sonra, Cenevre'de hukuk tahsili yaptı. 1908 yılında mezun olup ülkesine döndükten sonra, Avukatlık oldu. Bulgar Parlamentosuna, 17 Türk Milletvekilinden birisi olarak seçildi. Aynı yıllarda (27 Ekim 1913 ) Sofya'da Askeri ateşe olarak görev yapan Mustafa Kemal ile yakın arkadaş olur.

Birinci Dünya savaşı sırasında, Anadolu'ya silah, cephane, teknik eleman ve usta göndererek, Anavatana destek oldu. Bu hizmetlerinden dolayı, daha sonra TBMM kendisine, Beyaz şeritli İstiklal Madalyası verdi.

Mustafa Kemal'in kendisini Anadolu'ya davet etmesiyle, Türkiye'ye geldi. Şimdi Miniatükr Müzesi olan arazinin kendisine tahsisiyle, 1925 yılında ilk özel teşebbüs silah fabrikasının temelini attı.

İlk olarak, Bulgaristan’dan usta ve teknisyenler getirdi. Daha sonra Polonya'dan teknisyenler getirerek, elemanlarını eğitti. Zaman içerisinde tüm elemanlar, artık Anadolu insanlarıydı. Fabrika kısa zamanda, önemli bombaların üretimini gerçekleştirmeye başladı. Çalışan sayısı 2.000'lere ulaştığında, ana kadronun tamamı Türklerden oluşuyor ve cephane üretiminde yeterli bir tecrübeye ve bilgiye ulaşılmıştı. Artık Türk Hava Kuvvetleri ‘ nin 100 , 300 , 500 ve 1000 kg’lık bombalarını üretebiliyorduk. Yıllar içerisinde, Deniz Kuvvetleri'nin mühimmat ihtiyacını da üretecek kapasiteye ulaştı. Deniz altı su bombalarını, kendimiz üretmeyi başarmıştık.

1930'lu yılların sonlarına doğru Bulgaristan , Polonya ve Mısır gibi ülkelere ihracat yapmaya başladık. 1937 yılında, önce Yunanistan’a hemen sonrasında, Polonya’ya uçak bombaları ihracatı gerçekleşti. Hatta Türkiye'nin ilk dizel motorunu üretmeyi bile başarmıştık.

Sonun başlangıcı

Amerika 2. Dünya savaşı sırasında Avrupa'ya getirdiği silahların, demode olanlarını geri götürmektense; buradaki ülkelere, bir kısmını hibe bir kısmını da uzun vade ödeme şartlarını taşıyan 615 Milyon dolarlık silah ve mühimmatı, Marshall planı çerçevesinde, bölge ülkelerine dağıtmaya karar verdi. 1947 yılında başlayan görüşmeler esnasında, ilk planda Türkiye'ye yardım söz konusu değildi.

Fakat dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve Hükümetin Başbakanı Hasan Saka Amerikan hükümetine başvurdu ve Türkiye'nin dahil edilmesini sağladılar. 4 Temmuz 1948 tarihinde ABD ile Ekonomik işbirliği Anlaşması imzalandı.

Anlaşmanın imzalandığı dönemde, Nuri Demirağ'ın Kayseri Uçak fabrikasında uçaklarımızı üretiyorduk. Şakir Zümre Fabrikalarında da, uçak ve deniz harp gemilerinde kullanılan bomba ve mühimmatlar üretiliyordu.

Sevgili Amerika bizi çok sevdiği(!) için, Marshall yardımı çerçevesinde, 95 Milyon Dolarlık HİBE(!) SAVAŞ MALZEMESİ veriyordu. Sıkı durun BU BEDAVA HİBE(!) silahların bakımına, yılda 400 Milyon dolar parayı, Amerika'ya ödüyorduk.

Ama benzer mühimmat ve uçakları yapan Nuri Demirağ ve Şakir Zümre Fabrikaları; ürettiklerini satamadıkları için, İFLASA sürükleniyordu.

Nuri Demirağ'ın ürettiği uçaklar KAYSERİ'de çürümeye terk ediliyor...

Şakir Zümre'de bomba ve mühimmat fabrikasını SOBA FABRİKASINA çevirmek zorunda kalıyor.

Ürettiği sobaları bir kamyonetin üzerine yüklüyor ve daha önce ürettiği bombaların, silahların boy gösterdiği Vatan Caddesinde, 1950 gösterilerinde; devlet erkanının gözlerine sokarak, âdeta "Bizi Amerika'ya muhtaç ettiniz! Yuf olsun size!" diyordu...