Konya Haber

http://www.konyahaber.com.tr/index.pl?author_id=2050
E-Posta: mehmetalitekin34@hotmail.com
Salı, 24 Aralık 2019 - (12:26)

Savaş Dönemindeki Fedakârlıklarınızı Unutamayız

Müslümanski Snage’nin davetlisi olarak, 15-19 Kasım tarihleri arasında, savaş döneminde cephede bulunmuş arkadaşlarla birlikte, Bosna Hersek’teydik.

Saraybosna Havalimanı girişinde, pasaport kontrolde hiçbir şey de söylemeden, bir saat kadar beklettikten sonra giriş izni verdiler. Beraber geldiğimiz arkadaşlar, Cuma namazı yaklaştığı için gitmek zorunda kalmışlar. Savaş döneminden tanıştığımız Harun Hociç ve birlikte geldiğimiz Ekrem Salih Kardeşim, beni bekliyorlardı. Harun Kardeşimle kucaklaşıp sarıldık.

Harun Hociç, Bosna Kurtuluş savaşında Müslümanski Snage 7. Müslüman Tugayı) Fatih Birliği ve Crnı Labudovi (Kara Kuğular)’da savaştı. 2. Tabur Emirliği (Komutanlığı) yaptı. Bosna Hersek Ordusu’nda Binbaşı olarak Din İşlerinden sorumlu komutanlık yaptı. Binbaşı olarak emekli olduktan sonra Paris’te 6 Yıl İmamlık yaptı. Hâlen Anıt Tünel’in (Savaş döneminde Saraybosna’nın dışarıyla tek irtibat kanalı) sorumlusu ve İgman Savaş Camii İmam Hatibi olarak görev yapmakta. Savaş döneminde yaşadıklarını TEMİZ BOSNA TOPRAĞINA SECDE isimli kitap yazdı ve Türkçe olarak da basıldı.

Harun Kardeşimin arabasıyla, en yakın Ali Paşa Camii’nde Cuma namazını kıldık. Cami içerisi dolu olduğu gibi dışarıda da, bayağı bir cemaat vardı. İmam Hutbeyi önce Arapça ve daha sonra Boşnakça olarak, Hamd ve şükür hakkında verdi. Namaz sonrasında arkadaşlarımızla Başçarşı’da buluştuğumuzda, İsmail kardeşimin anlattığı şu tablo gözlerimizi yaşarttı.

Alandan sonra biz Hüsrev Bey Camiinde Cuma namazını kılıp Aliya İzzetbegoviç’in kabrine ziyarete gittiğimizde; Savaş döneminde, birlikte Saraybosna’da Sırplar’a karşı savaşırken Komutanlarda Rıfat Şahman’ın beklediğini gördüm, birbirimize sarıldık. Yarım yamalak Boşnakçamla, Nasılsın iyi misin ne yapıyorsun ne ediyorsun derken; bana ait olan askeri kimlik ve silah taşıma ruhsatımı uzatıp, bana verince; ikimizin de gözlerinden yaşlar süzülmeye başlamıştı, gayri ihtiyari olarak. Yanımızda Boşnakça bilen arkadaşlar vasıtasıyla, bu kimlikleri 27 yıldır, nasıl özenle ve ihtiramla sakladığını anlattı.

Ertesi günü öğleden önce, Savaş döneminde Selami Yurdan Cephesi’nin karargâhının bulunduğu Zenica yakınlardaki Arnauti Köyü’ne geçtik. Köye vardığımızda, önceden haberleri olduğu için, bizi kabristanın yakınında bekleyen ve arkadaşlarımızla aynı cephede bulunup, savaş döneminde Sırplar’dan birçok kimseyi öldürüp, birçoğunu da esir alan İsmet Şişman ile o dönem birlikte savaşan 2-3 arkadaşımızın, hasretle ve candan kucaklaşmaları, görmeye değerdi. İsmet, savaş döneminde gösterdiği kahramanlıklardan dolayı, Altın Zambak ödülü almış. Kabristanda bulunan şehidlerimiz Ahmet Pınar, Ramazan Çalışkan, Ali İzzet Beyoğlu ve Müslümanski Snage’nin savaş döneminde verdiği ilk şehid Cemil oğlu Arnavut Zamin kabirlerinde Yasin okuyup dualar ettik.

Köyde bulunan ve o dönem Selami Yurdan Cephesi’nin karargâhı olarak kullandıkları Skola (okula) giderken, önce erkek ve daha sonra da, başörtülü kız çocuğu ile karşılaştık. Yeni uygulamaya göre ilkokul ortaokul talebeleri; hafta içinde 2 gün okulda ve hafta sonu Cumartesi Pazar günleri camilerde, Kuran-ı Kerim, İslam Tarihi ve Dini bilgiler dersleri, imamlar tarafından veriliyormuş. Çocuklara selam verdik ve resimler çektik. Okula (karargâha) vardığımızda, arkadaşlarımız hemen birbirlerine sen şurada kalıyordun, ben burada kalıyordum diyerek, o günlerde yaşananları hatırlıyorlardı.

17 Kasım Pazar sabah namazı için Zenica’daki Osman Çelebi Camii’ne gittik. Caminin yanından küçük bir dere geçtiği için Potokça Camii (Derecik Camii) de deniliyormuş. Cami imamı Arnavut Fahir, savaş döneminde, 16 yaşında Sarayova’da medresede okurken ve yaz tatilinde köyü Arnauti’ye geldiğinde; yakınlardaki Radinoviçi köyünde imam olmadığı için Mücahidlerden İmam Ahmet Pınar’a söyleyip, Cuma namazı kıldırması için götürdüğünden bahsetti.

Ahmet Pınar 28 Aralık 1992 günü İlyaş’ta Sırplara yapınla bir saldırıda şehid oldu.

Kahve ve sahleplerimizi yudumlarken, Arnavut Fahir anlatmaya devam ediyor: “Komünistler,1954 yılında Kur'an’ı yasakladılar. Bizi yavaş yavaş, dinimizden soğuttular. Savaş öncesinde, bizde pek hafız yoktu, Makedonya’dan buraya hafızlar gelir, hafızlık yaptırırlardı. Bu gün Elhamdülillah Zenica’da 76 cami imamından, 13 tanesi hafız. Her imam, yüzlerce çocuk okutuyor. Benim haftanın iki günü okulda, hafta sonları camide Kur’an öğrettiğim ve din dersi okuttuğum, 164 öğrencim var.”

Hoca Efendi çocuklara ders vereceği için izin isterken; İzmir’den gelen mücahid arkadaşımız, şu mısraları terennüm ediyordu:

Kim demiş kafa kesmekle, kol kesmekle nesil tükenir

Hele toprağa bir düşsün, gör nasıl bereketlenir.

Yemek Öncesinde Peşkir Tutuldu

Savaş döneminde Hırvatların elinden Müslümanski Snage (7. Müslüman Kuvvetler Birliği) tarafından geri alınan, Saraybosna yakınlarındaki Vares’te Namir Kevriç’in daveti üzerine, bir akşam yemeğine gittik. Arnauti’deki Selami Yurdan Cephesi dağıldıktan sonra, aralarında Bursa’dan arkadaşımız Sado ve 7 Türkiyelinin bulunduğu, 50-60 kişilik bir gurup kurmuşlar ve birlikte Armia Bih içerisinde, bir yıl birlikte savaşmışlar. Eve vardığımızda yerel yemek, börek ve tatlılardan oluşan mükellef bir sofrayla karşılaştık. Yemek öncesinde ev sahibi Namir Kevriç, Peşkir tuttu. Bu adet, beni birden 50-55 yıl öncesindeki Bozkır’ın Kuşca Köyü’ne götürdü. Ben de çocukken, evimize gelen misafirlere yemek öncesinde, çok Peşkir tutmuştum.

Yemeği müteakip dua yaptım ve hep birlikte amin derken, ev sahibi Namir : “Geldiğiniz için Allah razı olsun, Savaş döneminde bizler için yaptığınız fedakârlıkları unutmamız mümkün değil. Tekrar gelerek, yine vefanızı gösterdiniz, geldiğiniz için çok mutlu oldum. Şu anda o beni o kadar mutlu ettiniz ki, size bunu anlatmam mümkün değil, kalbimdeki duygularımı ifade edemiyorum. Allah sizlerden razı olsun.” diyerek Bosnalı kardeşlerimizin duygularını dile getiriyordu.