Konya Haber

http://www.konyahaber.com.tr/index.pl?author_id=2022
E-Posta: mehmetalitekin34@hotmail.com
Cuma, 15 Mart 2019 - (00:13)

İnsanı ve Çevreyi Kirletenler

İlk insan dünya üzerine ayak bastığında yeryüzü tertemizdi.

İçtiği sular berrak, güneş pırıl pırıldı.

Hava ise cana can katıyordu.

Derken insanla beraber kirlenme başlayınca, temizlik faaliyeti de başladı.

Oturduğu yeri, giydiği elbiseyi, tenini temizlemeyi öğretti Adem aleyhisselam çocuklarına.

Nüfus çoğaldıkça kirlenme de çoğalırken, temizleme alet ve faaliyetleri de gelişmeye başladı.

Derken günümüzde çevreciler tarafından havanın, suyun, toprağın, ormanların ve bütün canlıların önemine dikkat çekmeler başladı.

Uzmanlar, her şeyin hesabını yaptılar.

Hani bir zamanlar yakıt olarak yalnız odunun yakılması akla geldiği günlerde ev ve işyerlerinin, sanayinin enerjisi için yakılan odunların hesabını yapan uzmanlar, “Şu kadar zaman sonra kürdan yapacak ağaç kalmayacak” dedikleri bir anda kömürün bulunması, ormanları kurtarmıştı.

Kömürün rezervlerini ve günlük kullanımını hesaplayan uzmanlar, birkaç sene sonra yakıt için ormanlara döneceğiz derken, petrol bulundu ve ormanlar yine tükenmekten kurtuldu.

Petrolün de biteceği hesaplarının yapıldığı bu günlerde, devreye güneş enerjisi giriyor.

Aynı şekilde insanların kirlenmesi için de hesaplar yapılır.

İstatistikler, hep bu hesaplamanın sonucudur.

Bozulan insanların dünyaya göre oranı, ülkelere göre oranı yayınlanır ve uzmanlar, böyle giderse iyi insan bulunmayacak kanaatine varırken, bir de bakar ki etrafında iyi insan sayısı kötülük yapanlardan daha fazladır.

İstanbul şehrinin kirlenen sularının hesabı ton olarak yapıldığında ve bu kirlenmenin birkaç sene devam etmesi sonunda, bir gün gelip bir damla temiz su bulunamayacağı kanaatine varılırken; Rabbimiz, kirlenen suları buhar halinde havalandırıp yücelterek, bulutlara ulaştırıp hava, soğukluk, güneş ışınları ve sıcaklık gibi süzgeçlerden geçirerek, tertemiz yağmur olarak indirdiğini görüyoruz.

İyilik yapan insan sayısı, kötülük yapanlardan hep fazladır.

Ama çok olanlar, haber yapılmadığından farkına varılmaz. Hani gazetecilerin, “İnsan, köpeği ısırırsa haberdir” kuralı işlemektedir.

İyiler, her gün haber olsalar, haber saatleri 24 saat yalnız haber vermesi gerekir.

Fıkıh kitaplarımız, aslında İslami usullere göre toplumu yöneten kanunların toplandığı kitaplardır.

Günümüzde hiçbir devlette, kanun kitapları, temizlik bölümüyle başlamaz.

İmana ise hiç yer vermezler.

Onun için kirlenmeye yardım eden kanun sayısı her geçen gün artar.

Fıkıh/yasa kitapları ise, önce iman esaslarından sonra taharet/temizlik ve temizlenmenin yolları öğretilir.

İçi ve dışı temiz olmayan insana, hâkime, vatandaşa, millete kanunların uygulanması zordur.

Onun için Kur’an ayetleri önce insanı insan yapan ayetlerle eğitmeye başlamış on üç yıl sonra yasa denecek ayetler inmeye başlamış. Fıkıh/yasa kitaplarımızda Fırat nehri gibi nehirler kıyısında abdest alırken bile suyun kirletilmemesi öğretilir.

Günümüz eğitimi, insanı kirletme esasına göre yapılıyor.

Kirletme operasyonunu yönetenler, kaç yılsonunda hedeflerine varacaklarını da hesaplıyorlar, ama hep hesaplarında yanılıyorlar.

Çünkü Rabbimiz her doğan çocuğu tertemiz yaratıyor ve bozma ekibinin çocuğu bile babasını sil baştan uğraştırıyor.

Bir de dünya genelinde gayreti diniyyesi iyi olan Müslüman insanlarımız,

Yanlış yolda tozutanları,

Günün korkunç seline kapılanları,

İnkâr çetelerinin yeline tutulanları, kurtarma merkezleri kurmuşlar, her an her yere ulaşabilen organizeye sahipler.

Afrika’da güzel hizmetlere el atan Müslüman insanlarımız, önce kuyular açarak temizlenmeyi ve vücudu sulamayı hedeflediler.

Şimdilerde o Hazreti Adem’den kardeşimiz olanlara, iman esaslarını öğretmeye de başladılar.

Gâvurların özellikle organizatörlerine ulaşıp, akıntının tersine kulaç atarak kendilerini yormamaları için, temiz havayı, temiz suyu, temiz toprağı yaratana iman edip canını şirk pisliğinden temizlerlerse her yerin temiz kalacağını anlatmalı.