Konya Haber

http://www.konyahaber.com.tr/index.pl?author_id=1358
E-Posta: mehmetalitekin34@hotmail.com
Perşembe, 29 Ekim 2015 - (08:39)

Unutan Unutulur

ASLINI da, neslini de unutma.

Bazıları köşkler yapar da köşkün giriş kapısına atının nalını çakar veya arabasını köşkün bahçesine koyar.

Çocukları, “Baba, bu arabanın görüntüsü bahçenin güzelliğine uymuyor.” dediklerinde baba, “Çocuklarım, o araba bana beni unutturmuyor.” der. Akrabalarımızı, köyümüzün halkını, mahalle sakinlerini, okul arkadaşlarımızı, asker arkadaşlarımızı, iş arkadaşlarımızı, meslektaşlarımızı unutmamaya dikkat edeceğiz.

Ayağımızı bastığımız topraktan yaratıldığımızı hatırdan çıkarmayacağız ve toprağı yaratanın kurallarına uyacağız En başta bütün bunları yaratan, bizimle buluşturan Allah’ı unutmamaya çalışacağız. Her an bizi yaşatmaya devam eden, kanımızı ve kalbimizi çalıştıran Allah’ı her iş ve aşımızda hatırlayacak ve onun koyduğu hukuk doğrultusunda hareket edeceğiz.

Rabbimiz buyurur:

“Ey iman edenler, Allah’tan sakının. Herkes yarına ne hazırladığına bir baksın. Allah’tan sakının. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Allah’ı unutan ve Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar fasıkların ta kendileridir.” (Kur’an, 59 Haşr süresi ayet 18-19)

Dikkat ediniz, Allah’ın bizi gördüğünü ve her hareketimizin kayda alındığını bilerek Allah’ın emir ve yasaklarına uymamız gerekir. Buna “Takva” diyoruz. Her sözümüzü ağzımızdan çıkarırken Rabbin rızasına uygunluğunu düşünürsek, yanlış kelime veya cümle çıkarmamaya dikkat eder, sonra özür dileme zorunda kalmayız. Her adım atışımızda yine Rabbin bizi gördüğünü düşünürsek, kötü yollarda, kötülük yapanlar arasında bulunmayız. Her bakışımızda gözün kirlenebileceğini düşünürsek Rabbin yasakladığı yerlere bakmaz ve tertemiz kalırız. Her söz, göz, adım, tutma ve tatmalarda Rabbin hukukuna uygun hareket ederken ayıplayanların ayıplamasına aldırmadan yolumuza devam edersek yan ve yanlış yollara sapmayız. İşte Allah’ı çokça zikir etme dediğimiz şey budur.

Zikir, bizi kötülüklerden alıkoyan zikirdir.

Diliyle Allah’ı zikrederken haram işleyen, yalan söyleyen, din düşmanlarıyla işbirliği yapanlar, şaraba besmeleyle başlayanlar gibi hesaba çekilirler. Müslüman da kâfir de Hazreti Adem’in neslindendir. Çamuriyetimiz bakımından birbirimizden farkımız yok.

Ancak bu çamurdan yaratılan bu bedeni, iman cevheriyle donattığımız ve onu isyan, haram ve yalanlarla kirletmediğimiz zaman cennete layık hâle geliriz. Kâfir de bu çamurunu şeytanın pisliğine bularsa cehenneme layık hale gelir ve bu dünyayı da cehennem çevirir. Aynı toprakta aynı havayı soluyan, aynı sulardan içen yılan, zehir üretirken, arı, bal üretiyor.

Bülbül, bizi bizden alıp ufuk ötelerine götüren nağmeler üretirken, aynı havalarda kargalar, içimizi gagalıyor. Aynı topraklar üzerinde yaşayan insanlardan biri güneşe, suya, taşa, kuşa, denize, yıldıza, çiçeğe, çocuğa... bakıyor, “Aman Allah’ım sen en büyük, en güzel, en cömert, en merhametlisin” derken, öbürü “Allah üçtür” der bir öbürü de “Hiçtir, yoktur” der.

Allah’ı unutan kendisini de unutmuş olur.

Haram helal demez toplamaya bakar, kimselere koklatmadan, yiyemeden mirasçılarına bırakır gider. Haramdan topladıkları sırtında onun cehennem ateşi olur. Ebuleheb’in hanımı “Hammalet’ül-hatab” gibi cehennemdeki ateşine odun taşıyıcısı olur ama kendini yaktığını bilemeden gider bu dünyadan. Harama dadananlar, helallerden neden zevk alamamalarını bir araştırsınlar. Hep yalan söyleyenler, geçimini ve seçimini yalan üzerine kuranlar, doğrudan nefret ederler. Sineğin gül kokusundan kaçtığı gibi doğrulardan uzaklaşırlar.

Şarabı, viskiyi, rakıyı içenlerin arabayı yol yerine şarampole sürdükleri gibi hayatlarını da Allah’a isyan yolunda devam ettirirler.

Onun için yediğimiz, içtiğiniz helal olsun,

Okuduğumuz, Allah’ın tabiat kanunlarıyla şeriat kanunlarına uygun olsun.

Dostlarımız, Allah’ı dost bilenlerden olsun,

Yasamız, İslam hukuku olsun. Önder ve örneğimiz Sevgili Peygamberimiz olsun.