Konya Haber

http://www.konyahaber.com.tr/index.pl?author_id=1068
E-Posta: mehmetalitekin34@hotmail.com
Çarşamba, 18 Mart 2015 - (08:35)

Boyun Büken Olmayın

Görevimiz, önce kendimizi, sonra ailemizi, sonra akrabalarımızı, sonra komşularımızı, köyümüzü, mahallemizi, şehrimizi, ülkemizi ve tüm insanlığı uyarmak.

Nereden gelip nereye gittiğimizi bildirmek.

Görevimiz, yolu ve yolcuyu yaratanın, yolun sonunun nereye varacağını haber verenin uyarısını duyurmaktır.

Bu yolda ilimsiz yürünemeyeceğini haber vermiş ve okumayı ama yaratanın adıyla yaratanın kitabını okumayı emretmiş.

Kalem Suresi’nde kaleme ve divite dikkat çekmiş.

İnsanları uyarırken can taşıyan insanlar arasında ayırım yapılmaması gerektiğine dikkat çekmiş ve Sevgili Peygamberimizin şahsında bizi uyarmış.

Sevgili Peygamberimiz, bir gün Mekke’nin ileri gelenlerine uyarı görevini yaparken kör olan Abdullah bin Ümmü Mektüm gelip kendisine de bir şeyler söylemesini istediğinde Sevgili Peygamberimiz, o esnada önemli insanlarla meşgul olduğundan yüzünü ekşiterek sırtını döndüğünden dolayı Allah (C.C.) şu ayetleri indirir:

1-Yüzünü ekşitti ve döndü.

2-(Peygamber), yanına O âmâ/kör geldi diye.

3-Ne bilirsin, belki O, arınacak.

4-Yahut öğüt alacak ve ona o öğüt fayda verecek.

5-Ancak, öğüde ihtiyacı olmadığını zan edene gelince,

6-Sen ona yöneliyorsun.

7-Arınmamasından sana ne?

8-Sana koşarak gelene gelince,

9-O korkuyor (Rabbinden).

10-Sen ise onunla ilgilenmiyorsun

11-Sakın (körlere, fakirlere yüzünü ekşitme), çünkü bu (Kur’ân) bir öğüttür.

12-Dileyen onu öğrenir/öğüt alır.

Aslında kıyamete kadar gelecek insanlık eğitilmiş oluyor bu ayetlerle.

İlk Müslüman olanlara bakarsanız her yaş ve sınıftan biri var.

Kadınlardan Hazreti Hatice anamız,

Yaşlı, soylu ve zenginlerden Hazreti Ebubekir,

Genç ve çocuklardan Hazreti Ali,

Köle, fakir ve işçilerden Zeyd bin Harise. (Allah hepsinden razı olsun.)

Uyarıda insanlar arasında ayırım yapmayacağız.

100 yaşında hastanede ölümünü bekleyen bir kâfire dahi gönül elimizi uzatacağız ve son zamanlarında da olsa imanla gitmesi için çalışırken bir gence verdiğimiz gayreti ona da göstereceğiz.

Yaşlılık tendedir.

Canlarımızla biz hepimiz, yaşıtız.

Tebliğde ve hizmette zengin-fakir, yaşlı-genç, özürlü-özürsüz, soylu-soysuz, rütbeli-rütbesiz ayırımı yapmayacağız.

Bu konuda Sevgili Peygamberimiz bizi uyarır:

“İkrad’dan/boyun büken olmaktan sakının”

-Ya Resulûllah İkrad nedir?

-Sizden biri devlet başkanı veya yetkili bir amir olduğunda yanına bir dul, yetim veya bir fakir geldiğinde, “Bekle, ihtiyacın karşılanana kadar” denir. O bekler ama ihtiyacı karşılanmaz, karşılanması için emir de verilmez ve boynu bükük oradan döner. Ama zengin ve soylu biri geldiğinde onu hemen yanına oturtur ve ihtiyacınız nedir? diye sorar. O da şu şu der.

Devlet başkanı veya o amir, “Hemen ihtiyacını karşılayınız ve acele ediniz” der. (Taberani, Müsned—üş Şamiyyin 2/33, Ebu Nuaym el Isfehani, Hılyet’ül-evliya 6/108.)

Günümüzde kapı önünde beklemeye de izin verilmiyormuş.

Önceden randevu alınıyormuş.

Garibin biri anlattı, “Çok yakından tanıdığım, yıllarca beraber çalıştığım, nice gecelerde neler yapılabilir diye kafa yorduğum bir dostum, o makama çıkınca üç defa randevu için telefon ettim, aradan iki yıl geçti, henüz cevap gelmedi” dedi ve boynunu büktü.

Güçlüye boyun büken, güçsüzün boynunu büken olmayın.