Tüm Kitaplar - Türkiye
Tüm Kitaplar - Türkiye'nin Dev Kitap Sitesi
 Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 

Rajap ve Gul Tamam Da !

Perşembe, 23 Eylül 2010 - (12:27)

Facebook da paylaş

Faslılar Fathallah Colin diyor! Kazablanka’dan İstanbul’a maarif yolculuğuna çıkan Firdaous ile sohbet ettik. Hoş geldin Firdevs!

Sevgili hemşerilerimiz; bundan böyle zaman zaman, aktarılmasında fayda bulduğumuz, röportaj ve yazıları, yayınlayacağız. www.dunyabizim.com da yayınlanan bir röportajı, sizler için alıntıladık.

Hocalarımız, okula gelirken “ilim yolcuları” olduğumuz için, omuzlarımızda meleklerin bizlere eşlik ettiklerini ve bu yüzden, Allah’ın izniyle bizlere hiçbir şey olmayacağını hatırlatırlardı her zaman. Kendisiyle sohbet ettiğimiz kardeşimiz Firdaous Amri de, yıllar sonra, bana bu sözleri hatırlatan bir öykünün kahramanı…

Müslüman coğrafyanın en batısından, Mağrib’den (Fas), hikâyelerini dinleyerek büyüdüğü, Fatih Sultan Mehmet’in fethettiği diyara, Şehir Üniversitesi’ne tarih ilmini tahsil etmeye gelmiş, İbnülemin’in ifadesiyle “sureti sîretine şâhid, başka şâhid aramanın ise zâid olduğu” ilk nazarda anlaşılan insanlardan Firdaous. Yaşadığı yerle başlıyoruz, gün ağarıncaya dek, üç kişi başlayıp, iki kişi ile nihayete eren sohbetimize. “Kazablanka, benim doğduğum yer, ama biz Darü’l-Beyda diyoruz.” diye cevap veriyor ilk soruma ve devam ediyorum, “O isimde siyah-beyaz bir Hollywood filmi vardı sanki” diye. “Evet” diyor gülerek ve ekliyor o filmi hiç izlemediğini…

Fransızca “kalıntısı”

Müstakbel bir tarih profesörüyle konuştuğumuz için, sohbetin içeriği de bu istikamette oluyor istemeden. Fransa’dan, Fransızca’dan, kolonyal dönemden, Osmanlı İmparatorluğu’na kadar Arapça, Fransızca, İngilizce bir herc ü mercin içerisinde buluyoruz kendimizi. “Bu dönemin, günümüzdeki en büyük kalıntısı nedir sence?” diyerek başlıyoruz, “Arapça’dan sonraki ikinci anadilimiz, eğitim dilimiz Fransızca” diyerek noktalıyor. Ardından, o döneme ait büyüklerin neler anlattıklarını merak ediyoruz. Bilmelerini istemedikleri için, anlatmadıklarını söylüyor ama, yine ekliyor, o dönemde Fransızların geldikleri gibi, peçeyi yasakladıklarını, gülüyoruz nedense!

Faslıların Günümüzde Tanıdığı Üç Türk

Peki ya “Osmanlı” diyoruz, ortaokuldan itibaren dersler ve çokça okuduğu tarihe dair kitaplar vasıtasıyla tanıdığı Osmanlı hakkında, bildiklerini dinlemek istiyoruz, bir anlamda kasvetlenen havayı dağıtmak maksadıyla. Fatih Sultan Mehmet’ten sonra, bir diğer hayran olduğu Osmanlı padişahının ise, II. Abdülhamit olduğunu belirtiyor ve başka bir konuya dalıyoruz, fark etmeden. İhvân-ı Müslimîn, Hasan el-Benna, Seyyid Kutub; hülâsa hepsini İslâm’a hizmet eden, mümtaz şahsiyetler ve kendini de onların görüşlerini destekleyen bir “İslamist” olarak tanımlıyor. “Bir de” diyor, “Günümüzde sizin ülkenizde Mohammad Fathallah Colin var” diye ekliyor. İstihza ile, “Emin misin, sonradan Müslüman olmuş, İngiliz olmasın bu şahıs” diyorum. “Hayır, mutlaka tanıyorsundur” diye ısrar ediyor. Çözüm olarak, ismin Arapçasını yazıyoruz ‘google’a ve çıkan görsellerle Fethullah Gülen’i kastettiğini anlıyorum, gülüyoruz bu telaffuz farklılığına ve akabinde ekliyor yine: “Onu Fas’ta İslamistler çok iyi tanıyorlar.” “Ama halk arasında, en fazla tanınan iki Türk var” diyor, kendi tabiriyle: Rajab ve Gul, bu sefer anlıyorum…

En çok neyi özlüyor?

Konuşurken ellerini çokça kullandığı için, ellerindeki kınayla yapılmış motifler, gözümüze çarpıyor ve ülkesindeki geleneklere evriliyor konu. Kadir gecesinde, ellerine kına yakmak gelenekmiş onlarda, elindeki silinmeye yüz tutmuş bu motifler de, o günden kalmaymış. Ailece gittikleri bayram namazlarını, bayramlarda mutlaka giydikleri “cillabe”leri, bayram sabahına özel, yemekleri anlatıyor bize ve ülkesine has en sevdiği geleneğin “kıyafet” olduğunu, bu geleneği İslam’a uygun olduğu için, çok sevdiğini açıklıyor bize. “Tabii bir de, kuskus yemeği var.” diyor ve memleketinden uzaktayken, en çok onu özleyeceğini söylüyor, içini çekerek.

Tüm Fransız klasiklerini okumuş

Ailesinin onu, kendilerine yakın gördükleri Türkiye’ye gönderdikleri için, içlerinin rahat olduğunu ve bu sayede, ayakları üzerinde durmasını öğreneceğine inandığını söyleyen Firdaous, aktivist bir ruha sahip. Ülkesindeki Müslüman gençlerin içinde bulunduğu durumdan, son derece rahatsız. Gençlerin, günümüzde sadece eğlenceden anladığını ve bu nedenle de, İslam’ı onlara daha eğlenceli bir şekilde sunmak, gerektiğini düşünüyor. Derken bu devinimli sohbet, yeni bir dalgaya giriyor. Sümeyye ile, ablasının, Tarık Ramazan’ın hediye olarak gönderdiği, Fransızca Hz. Muhammed’in Hayatı adlı kitap üzerine konuşmaya başlıyorlar ve tüm Fransız klasiklerini okuyan bu münevver kardeşimize, en sevdiği kitabı merak ediyoruz. “Kur’an” diyor, net bir ifadeyle…

Ahmed Şevki’yi ondan öğreniyorum

“Fas’ta tanınmış Türkler”den bahsederken, “Ferid el-Ensari var, hatırladın mı?” diye soruyor, ayrılırken. Türk olmadığını, ama Türkiye’de tedavi gördüğünü belirtiyor, heyecanla. Fas’ın ünlü fıkıh âlimi Dr. Ferid el-Ensari; 2009 yılında, İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede vefat etmiş ve Türkiye denilince, ilk akla gelen isimlerdenmiş bu nedenle. “Son olarak, biri daha var” diyor ve ruhunda iz bırakan, bir beyit yazıyor defterime. “Anne, gelecek nesillere, düzgün bir gelecek hazırlayan bir okula benze.” mealindeki bu beyitin Ahmed Şevki’ye ait olduğunu söylüyor. Tanıdığı Türk büyüklerini merak ettiğim Firdaous vasıtasıyla, tanımadığım ve bundan esef duyduğum Türk asıllı Mısırlı bir şair olan, Ahmet Şevki ile tanışıyorum. Tahsil-i ilim için geldiği bu ülkede, daha şimdiden tedris-i ilim yaptığını, söylüyorum ona. Firdaous’in daha uzun yıllar burada olduğunu bilmenin mutmainliğiyle, şimdilik ayrılıyorum yanından!

Not: Katkılarından ötürü Sümeyye Sel’e çok teşekkür ederim.

Şeyma Turan sohbet etti.

Kaynak: www.dunyabizim.com

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Röportaj' Kategorisinde Son 10 Yazı
   Atasoy Müftüoğlu İle İran İslam Devrimi Üzerine Söyleşi
   Vedat Türkali’den Kemalistlere Ağır Hakaret
   Eski Mit'çi Mehmet Eymür'den Olay Yaratacak Açıklamalar
   Gülerce: Cemaat, Devleti Ele Geçirmek İstedi
   PKK üzerine Düşeni Yaparsa Bir Kaç Ayda…
   Karlar Kızıla Boyanmıştı
   Çalışmakla Geçen Bir Ömür: Hacı Ahmet Albayrak
   Kriz Lobisi 2008'de Darbe Girişimi Yaptı
   Komandolar Nasıl Teslim Alındı
   Bireysel Emeklilik Şirketleri Aldatmaca

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Müslüman İtalyan Kızın Hatırlattıkları
Mehmet Ali Tekin
Biz Hazırsak Ayasofya Açılır
Recep Öğütçü
Teşekkürü Hak Edenler
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te