Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 

Yenişehirlioğlu: Benim Bu Sapkın Zihniyete Karşı Tahsin Paşa'yı Var Etmem Lâzımdı

Pazartesi, 17 Haziran 2019 - (14:22)

Facebook da paylaş

TRT 1 ekranlarında yayınlanan Payitaht Abdülhamid dizisinde, Tahsin Paşa karakteri ile tanıdığımız yazar ve oyuncu Bahadır Yenişehirlioğlu, Yasemin.com mikrofonuna konuştu. Avukatlık hayatını bırakıp, yazarlığa oradan da bir arkadaşının yönlendirmesi ile oyunculuğa başlayan Yenişehirlioğlu, başarılı performansı ile ülkemizin yanı sıra Orta Doğu ve Arap ülkelerinde de oldukça popüler hâle geldi. Bunun yanı sıra ülkelerin tarihleri ve Tasavvuf üzerine çalışmalar yapan Yenişehirlioğlu, şimdilerde tüm bu donanımını hem ekranlarda, hem etkinliklerde hayranları ile paylaşıyor.

1962 yılında Manisa'nın Akhisar ilçesinde dünyaya gelen Bahadır Yenişehirlioğlu, annesinin yönlendirmesi ile Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Hukuk Fakültesi gitti. Yazarlığa başlaması ile avukatlığı bıraktı. İlk kez "Yedi Güzel Adam" dizisinde, Sahaf İsmail Bey karakteri ile ekranlarda yer almıştı. Evli ve iki çocuk babası olan Yenişehirlioğlu, daha sonra yine TRT dizisi olan "Sevda Kuşun Kanadındadır" dizisinde, Hüsnü karakterini oynamıştı. Ancak ciddi bir hayran kitlesine Sultan Abdülhamit Han'ın hayatının anlatıldığı, Payitaht Abdülhamid dizisindeki Tahsin Paşa karakteri ile ulaştı. Tahsin Paşa, ülkemizin yanı sıra dizinin yayınlandığı diğer dünya ülkelerinde de, oldukça sevilen bir karakter oldu. Yenişehirlioğlu'nun mizahı ile buluşan Tahsin Paşa, milyonların gönlünde aklında yer edindi. Aynı zamanda yazar olan Yenişehirlioğlu'nun, 9 tane romanı da vardır. Son olarak Hünkârım: Bir Tahsin Paşa adlı romanı kaleme aldı. Orta Doğu ülkeleri ile ilgili ciddi araştırması vardır. Bunun yanı sıra düzenlenen etkinlikler aracılığıyla, hem hayranları ile buluşuyor hem de engin bilgilerini paylaşıyor.

Başarılarla dolu hayatını ve merak edilenleri, Yasemin.com editörlerinden Fatimatüzzehra Maslak'a anlattı:

"ANLATILMAK İSTENEN BÜYÜK OSMANLI İMPARATORLUĞUDUR!"

- Sultan Abdülhamit Han'ın hayatını anlatan bir projede yer almak nasıl hissettirdi size?

Sultan Abdülhamit'i çok değerli aktör Bülent İnal yorumluyor. Ama sahnelerde benim karşımda İnal olmuyor, karşımda gerçekten "Sultan Abdülhamid Han" oluyor. Osmanlı'nın son sultanı, gelmiş geçmiş en zeki adam ve o tahtan alınıp bir Yahudinin evine, bir Yahudinin tebliği ile sürülmüş. Kendi sapkın düşünceleri uğruna, Orta Doğu'nun bağrına bir hançer gibi saplanmış İsrail devletini kurmak için uğraşan bu zihniyete karşı, benim Tahsin'i var etmem gerekir. Sultan Abdülhamid Han'a aşkla bağlı olduğumu göstermem lâzım, çünkü o Abdülhamid değil büyük Osmanlı İmparatorluğudur. Ben oyunculuğu, inanarak yapıyorum. Ve oyunculuğun inanılarak yapılması taraftarıyım. Bu sizin yeryüzündeki menkıbeniz ile de alakalı, ben yeryüzünde neden varım sorusunun cevabı, bir Müslüman olarak inandığım davanın karşısında olanlara karşı okuyarak, yazarak ve oynayarak, görevimi yerine getirmeye çalışıyorum. Oyunculuk, oynamak rol yapmak değil hissetmek gerekir.

"KUTSAL BİR DAVANIN TEMSİLCİSİ OLAN BİR SULTAN'IN ÖNÜNDE..."

- Tahsin Paşa'yı oynarken rolden çıktığınız bir an oldu mu? Sizi en çok hangi sahne etkiledi?

Rolden çıktığım, çok an oluyor. (Gülüyor) Dünya'da bu bana nasip oldu. Oynadığı karakterin romanını yazan tek kişiyim. Benim dizide ağlamaların samimidir. Asla gözyaşı damlası kullanmam. Sahneler, zaten o kadar etkileyici ki ister istemez ağlıyorsunuz. Çünkü gönlünüze dokunuyor, o muhabbet. Ben çoğu zaman, rolden çıkamıyorum. Bu yüzden kendimi çok yorgun hissediyorum. Abdülhamid Han'ın Peygamber Efendimizin mezarını temizlediği bir sahne vardı. Orada Abdülhamid anlatırken, ağlıyorum ve ben sahne bitti âalen bir köşeye geçtim ağladım. Ben kutsal bir davanın temsilcisi olan bir Sultan'ın önünde oynadığımı hissediyorum, bu yüzden ağlıyorum.

"BEN VE TAHSİN PAŞA BİRBİRİNE BAĞLANTILI..."

- Tahsin Paşa karakteri hayatınızı değiştirdi mi, yoksa siz mi onun hayatını değiştirdiniz?

Birbirine bağlantılı sorular. Tahsin Paşa, benim daha çok tanınmamı sağladı. Yenişehirlioğlu ve Tahsin Paşa'nın aynı parametrede olması, rol olmadığını gerçekçiliğini artırdı. İmza günlerinde, oldukça bu durumu kanıtlayıcı olaylar yaşıyorum. Toplumun her katmanından kişi bana gelip sarılıyor. Kimisinin Tahsin Paşası kimisinin Tahsin dedesi oluyorum. Aynı şekilde yurt dışında da, bu tarz olaylarla karşılaşıyorum. Bana sarılan beni kucaklayan Yenişehirlioğlu'na değil, Tahsin Paşa'ya da değil Osmanlı'ya sarılıyor. Hasret çekiyorlar. Bu benim için çok büyük bir onur oldu. Özellikle Arap basını, çok sahiplenmiş. Gelip röportaj yapmak istiyorlar. Ben de, seksen sekiz bölümdür katkı sunmaya çalışıyorum.

"ONUNCU KİTABIM ŞİİR KİTABI OLACAK!"

- Birden fazla işle uğraşıyorsunuz. Birçok etkinliğe katılıyorsunuz. Bu kadar işin üstesinden nasıl geliyorsunuz? Başarınızın sırrı nedir?

Aşk.. yaptığım işi aşkla yapıyorum. Herkes bana söylüyor, hiç yorulmuyor musun? Ama ben aşkla yapıyorum ve halkla iç içe olmayı seviyorum. Belki eşimle bir dünya tutu yapabilirdim. Benim yaşıtlarımın çoğu, böyle bir hayatı tercih ediyor. Ancak ben üretmeyi seviyorum. Allah beni böyle yaratmış. Ben işimi, dava olarak görüyorum. İnsanlara ulaşmayı seviyorum. İyi şeyleri yazıp ve gösteriyor olmanız, yara sarıcı olmanız bir nimet. Bunlar Allah'ın bana verdiği nimetler. Aklım ve sağlığım yerimde, ben de Allah'ın verdiği nimetleri şükre dönüştürüyorum. Yoruluyorum, ama ruhum tatmin olduğundan, uyuyunca geçiyor. Akıl sağlığımı koruduğum sürece, daha çok yazmak istiyorum. Önemli şahsiyetleri hem sinemada, hem de ekranlarda canlandırmak istiyorum. Avukatlığı bıraktım ve yazarlığa başladım. Bu her baba yiğidin harcı değil. Ancak ben, tutku ve heyecanla başladım ve her şeyi bırakıp ona yöneldim. 9 kitap çıkardım, onuncu kitabım için hazırlanıyorum. İnşallah bir şiir kitabı çıkartacağım. Tamamen benim şiirlerimden oluşan bir kitap olacak. Şiirlerime, uygun sulu boya çalışmaları olacak içinde aynı zamanda, QR kodları olacak şiirlere uygun müzik dinlemeyi de öneriyor olacağım.

- Bir gün tüm dünyaya seslenme fırsatınız olsa ilk cümleniz ne olurdu?

ALLAH!... Allah (c.c) bütün kainatın, hikâyelerin, insanların, kadınların, erkeklerin hayallerin sahibi... Biz sadece onun Esmalarının bir yansımasıyız. Bu yüzden tüm ruh dünyamla, Allah diye seslenmek isterdim.

"ABDULKADİR GEYLANİ HAZRETLERİNİ OYNAMAK İSTERDİM!"

- Oynamak istediğiniz başka bir tarihi kişilik var mı?

Çok var. Şems karakterini, ölmeden oynamak istiyorum. Aynı zamanda Abdülkadir Geylani hazretlerini oynamak istiyorum, çok sihirli büyülü bir hayatı var. Ya da belki Yavuz Sultan Selim'in yanı başındaki, O’nun akil hocalığını yapan bir şahsiyet var o da olabilir. Beni, yan karakterler, her zaman daha çok etkilemiştir. Onların güçlü oyunculukları, asıl kahramanı ortaya çıkartır. Roman kurgularken de, bu beni çok heyecanlandırır. Sıradan gördüğünüz insanlara büyüteçle baktığınızda, farklı hayatlara olaylara şahit olursunuz. Bu beni çok heyecanlandırıyor. Kadın karakterlerim, romanlarımda çok güçlü bunun nedeni ise annem ile daha çok diyaloğum olduğu içindir. Karım kızım ve torunum, bunlar sayesinde kadınları daha iyi anlıyorum.

"TRT'NİN FUAT SEZGİN İLE İLGİLİ BELGESELİNDE YER ALDIM!"

- Oyunculuğa başlama hikâyenizi öğrenebilir miyiz? Sizi teşvik eden biri var mıydı?

Herkesin kendine göre bir menkıbesi var. Bütün kainatın sahibi olan Allah, sizi bir noktaya taşır. Bir şeyleri yapmanızı istiyordur. Bu süreçte kapıları açar. Siz de kendinizi o süreç içerisinde bulursunuz. Olması gereken olur. Böyle felsefik bakıyorum meseleye. Gazeteci yazar Ahmet Tezcan çok eski bir dostumdur. Asker arkadaşım benim. Yedi Güzel Adam'ı yazıyordu. Onu her gördüğümde "Herkesi meşhur ettin bir beni edemedin" diye şakalaşıyordum. Bir gün ben Almanya'ya gidecekken Tezcan, beni aradı "Yedi Güzel Adam'da Sahaf İsmail'i oynayacaksın" dedi. Ben şaşırdım, ama o uçak biletlerini yollamış. Ne kamera ne açı ne bakış hiçbir şey bilmiyorum. Senaryo geldi, daha sonra ben Almanya'yı iptal ettim, Kahramanmaraş'a yola çıktım. Yolda senaryoyu okudum. İndim uçaktan beni aldılar, götürdüler ve giydirdiler "hadi oyna" dediler. 10 dakikalık bir roldü, ama iyi iş çıktı. Aşkı anlattım daha sonra dikkat çekmiş olmalıyım ki, yine TRT dizisi olan "Sevda Kuşun Kanadındadır" dizisinde Hüsnü'yü oynamam için teklif geldi. 22 bölüm rol aldım. Reytingi çok yüksek değildi, çünkü dizide çok değişim oldu. O süreçte Tahsin Paşa teklifi geldi. Bu yüzden ölerek ayrıldım. Güçlü bir karakter olan Tahsin Paşa'yı canlandırırken, iki sinema filminde rol aldım. Diriliş Karatay, filminde Alpdoğan beyi, Vecihi Hürkuş'ta ise Vecihi'nin albayı ve kayınpederi olan Ratip Albay'ı oynadım. Şimdi ise yeni bir proje gerçekleşti. TRT ile kendim için çok değerli buluyorum. İlk kez sizle paylaşacağım. Bu sene Fuat Sezgin yılı önemli bir değerimizdir. TRT tarafından bu ilim insanının belgeseli çekildi. Ben o projede Fuat Sezgin'in sesi oldum. Onunla ilgili yapılan ilk belgeselde yer almak, beni çok etkiledi.

- Bir karakteri oynamak mı zor, yazmak mı?

İkisi de benim için zor değil. Yazabiliyorum bilhassa da oynayabiliyorum. Bu Allah vergisi bir yetenek. Ben kadın karakteri de yazabiliyorum. Çünkü çok iyi empati kuruyorum. Her kadının içinde bir erkek, her erkeğin içinde bir kadın yatıyor. Bu hormonlardan çıkarak çözümleyebiliyorum. Karakterlerimi yazınca da, bu yüzden zorlanmıyorum. Fıtratım gereği bir erkeğim, ama annem bir kadın karım bir kadın kızım bir kadın onları da anlıyorum, onlardan yola çıkabiliyorum.

"EMPATİ KURMAK MUTLU EVLİLİK SIRRI"

- Mutlu bir evliliğin sırrı nedir?

Ben 33 yıldır evliyim ve hâlen karıma aşığım. Çünkü onu anlıyorum, o da beni anlıyor. Başka kadın katlanamazdı benim bu kadar koşuşturmama geliyorum eve "Canan ben buraya uçuyorum, şuraya gidiyorum." diyorum. Mutlu evliliğin sırrı, empati kurmak olduğunu düşünüyorum. Çoğu zaman yemeklerde de görüşemiyoruz. Ama vakit olunca elimizdeki akıllı telefonlarla uğraşmak yerine, birbirimize zaman ayırıp, ona kıymet verdiğimi hissettiriyorum. Aynı şekilde o da bana. Hissetmek, aradaki güçlü sevginin olmazsa olmazlarındandır. Çok uzun süredir devam eden, sağlıklı bir evliliğimiz birlikteliğimiz vardır. Kaliteli anlar yaşıyoruz. Herkese vakit ayırıyorum. Anı değerlendirin.

"İSTANBULLU GELİN'İ TAKİP EDİYORUM"

- Şuan yayınlanan herhangi bir diziyi izliyor musunuz? Keşke şu projede yer alsaydım dediğiniz dizi var mı?

Yayında olan Diriliş Ertuğrul dizisini, çok beğeniyorum. Sosyolojik ve psikolojik bakımdan ise İstanbullu Gelin'i önemli bir proje olarak görüyorum. Karakterlerin iç dünyası ve birbirleri ile ilişkili olan çarpaz ya da düz bağlarının, diyalog ve duygularla birleşmesini güçlü buluyorum ve zaman zaman takip ediyorum. Yüzeysel gösterilen bir şeyin alıcısı olmaz benim gözümde. Ben bir film çeksem, karakterin iç dünyasının yansıtmaya çalışırım. Karakteri bu hâle ne getirdi, onu be onun içindeki gizemi çözümlemeye çalışırım. Onun dışında popüler kültüre hizmet eden işler, benim alanımda olmaz. Ben yabancı dizi ve film izlerim. Sanat değeri yüksek olanları beğeniyorum. Sinemaya giderim fırsat buldukça. Oyuncu olmak isteyenlere, çok okumalarını tavsiye ediyorum, özellikle bir filmi ve sahneyi de okumalarını tavsiye ediyorum. Uzun soluklu olmak isteyen kişilerin alt yapısının güçlü olması gerekir.

- Yemek yapmayı seviyor musunuz? En sevdiğiniz yemek nedir?

Arada yaparım hiç aç kalmam. Evde peynir ekmek yemek, benim için en güzel şeydir. Dışarıda yemek yemekten hoşlanmam. Evde eşimle, bir tas tarhana yanında tuşu en büyük mutluluk. Biber dolması, bakla fava, zeytinyağlı enginar dolması, kuru ve sulu köfteleri severim. Ama çokta yemek ayırt etmem. Bir Urfalı'dan daha fazla acı yerim. Acıyı çok seviyorum. Belki de acıdan enerjimi alıyorum.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Kültür Sanat' Kategorisinde Son 10 Yazı
   Lâdikli Ahmet Hüdâî Merhamet Abidesiydi
   Hüseyin Sermet'ten Çok Konuşulacak Sözler
   Mustafa Kemal’i Samsun’a Sultan Vahideddin Gönderdi
   Derde Düştü Can
   Konya Çarşısı’nın Gülleri Meczuplardı
   Konya Bir İslam Şehri
   Türkçe Tiyatro Yapan Ülkeler Festivali Başladı
   Bosna’nın Temiz Toprağına Secde
   Türkiye’nin İlk Silah Üreticisi: Nuri Killigil
   İlk Silah Fabrikası’nı Nuri Killigil Kurdu

Yazarlar
Mahmut Toptaş
İnkar Mikrobundan Kurtuluş Yolu
Mehmet Ali Tekin
Sivaslı Olursanız Aklanma Hakkınız Yoktur…
Recep Öğütçü
Köy Şölenleri
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te