Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 

Lâdikli Ahmet Hüdâî Merhamet Abidesiydi

Cuma, 14 Haziran 2019 - (20:32)

Facebook da paylaş

Konya Aydınlar Ocağı’nda Lâdikli Ahmet Hüdâî Hazretlerinin hayatını, hatıralar eşliğinde anlatan Lâdikli Ahmet Ağa’nın torunu Mehmet Elma, “Dedem, merhamet abidesiydi.” dedi

Konya Aydınlar Ocağı’nın bu haftaki Selçuklu Salı Sohbetleri’nde, “Vefatının 50. Yılında Lâdikli Ahmet Hüdâî Hazretleri” yâd edildi.

Lâdikli Ahmet Hüdâî Hazretleri’nin torunu ve “Lâdikli Ahmet Hüdâî Hayatı ve Divânı” adlı kitabın derlemesini yapan Mehmet Elma, sohbetine “Erenler ve evliyalar sarayının sultanlarından, Lâdikli Ahmet Hüdâî Hazretleri ümmi (okuma yazması olmayan), lâkin maneviyatta ilim, irfan, hikmet ehli, vera sahibi. Aşk ve muhabbet deryasında kaynayan Üveysi Veli, bizzat Hızır aleyhisselam tarafından irşâd edilen Üveysi Veli, eşsiz kerametlerin sahibi Rical-i Gayb erenlerinden (işlerine, güçlerine akıl sır ermeyen) Allah dostlarından biri.” diyerek başladı.

Hüdai’nin yazdığı “Bir üstaddan okumadım, yol nedir erkân nedir/ İlm-i zahir okumadım, kalpteki bürhan nedir/ Ey beni yaradan Hüdam, cümle bilgi sendedir/ Dertliler geldi kapuna, hem dermanı sendedir” dizelerini okuyan Mehmet Elma, “Tasavvuf tarihinde Üveysilik dendiği zaman şu dört zümre akla gelmektedir. Bir, Peygamber Efendimiz aleyhisselatı vesselamın ruhaniyetinden nasip alanlar. İki, Veysel Karânî hazretlerinin ruhaniyetinden feyz alanlar. Üç, bir kutbun, bir şeyhin ruhaniyetinden feyz alanlar. Dört, bizzat Hızır aleyhisselam tarafından irşâd edilenler. Lâdikli Ahmet Hüdai hazretleri gibi” dedi.

DEDEM BEŞ CEPHEDE SAVAŞTI

Ahmet Hüdai hazretlerinin Konya’nın Lâdik beldesinde, 1888’de doğduğunu ve aslen Buhara kökenli Yusuflar sülalesinden Molla Mustafa’nın torunu olduğunu ifade eden Elma, şunları dile getirdi: “Hüdai hazretlerinin I. Cihan Harbi’nde Sina Cephesinde tanıştığı söyleniyor. Babası Mehmet Efendi üç evladını birden vatan için, bayrak için, din için, iman için, mukaddesat için, Allah rızası için ya şehid olun ya gazi dua ve tembihatlarıyla, cepheye gönderir. Nenem anlatıyor. Nenem ve dedem hala dayı çocukları. Memleketin o günkü içerinde bulunduğu duruma, dayım o kadar çok üzülüyordu ki, sürekli ağlıyor ve “Allah’ım! Vatanımızı düşman çizmesiyle çiğnetme. Allah’ım! Memleketimizi kâfirin eline bırakma.” diye sürekli ağlayarak, dua ediyordu. Ve o kadar çok ağladı o kadar çok ağladı ki, iki gözünü birden kaybetti. İki gözü birden kör olan Mehmet dedem, yine ağlayarak dua etmeye devam etti, diyor. Ahmet Hüdai hazretleri önce Balkan Savaşlarına katılmış. Sonra Birinci Cihan Harbi patlak vermiş. Romanya, Çanakkale, Sina Cephesi. Sonra Kurtuluş Savaşına katılmış. Daha sonra da memleketi Lâdik’e gelmiş yerleşmiştir.”

AHMED HÜDAİ HIZIR’LA TANIŞIYOR

Ahmet Hüdai hazretlerinin de içerisinde bulunduğu seferi kuvvetlerin 4 Şubat 1914’de, Mısır’ı işgal eden İngiliz kuvvetlerine karşı, Cemal Paşa komutasında düzenlenen Kanal Harekâtında bütün birliğin, makineli tüfekle taranarak, yok edildiğini ve kendisinin de yaralanarak, çöle düştüğünü anlatan Elma, şu ifadelere yer verdi: “Ahmet Hüdai hazretleri Hızır aleyhisselam ile Sina Çölünde tanışıyor. Hızır aleyhisselam, Hüdai hazretlerine beyaz bir at üzerinde, nur yüzlü bir zâd olarak görünüyor ve “Esselamü Aleyküm ya Ahmet. Yaralandın mı gel yanıma diyor. Ve aleykümselam. Yaralıyım, kalkamıyorum dedim. Geldi, atından indi. Benim şehit arkadaşlarımı, üzerimden bir bir çekti. Sonra beni kaldırdı, kıyıya çekti. Çok susamıştım. Atının terkisindeki matarayı aldı ve bana uzattı. O vefa elinden içtiğim aşk ve hayat bahşeden o suyu, kana kana içtikten sonra; bana ne olduysa, ondan sonra oldu, diyor. Hızır’a; bir daha görüşebilir miyiz? diye soruyor. Hızır aleyhisselam da; Ahmet, Allah rızası için yaşarsan görüşürüz, diyor.”

Elma, dedesi Ahmet Hüdai hazretlerinin Çanakkale savaşında, yüzlerce sene önce ölen Allah dostu Kilitbahirli Kaşıkçı Dede’nin himmetlerinden de bahsederek, daha çok dedesinin kerametlerini anlattı ve şiirlerini okudu. Dedesinin kabri Konya’da olan Türkistanlı Nesimî ile nasıl tanıştığını da dile getiren Elma, dedesiyle ilgili hatırasını da şu sözlerle dil getirdi:

“Dedem, hayatta hiç ses çıkartarak gülmedi. Dedem devamlı tebessüm ederdi. Çok misafirperverdi. Hiç kimseye yüzünü ekşittiğini görmedim. Dedem merhamet abidesiydi. Namaza o kadar çok önem verirdi ki. Namaz kılmayan birine ettiğiniz dua, beyhudedir.” derdi.

KUR’AN OKUNURKEN HARFLER SECDE EDER

Benim çocukluğumda, odamızda, akşam yemeklerinden sonra Kur’an-ı Kerim okunurdu. Yemekten sonra dedem bana; “Evladım bir Kur’an-ı Kerim oku” derdi. Kur’an bilmez, Arapça, Türkçe bilmeyen, okuma yazması olmayan dedem, ben Kur’an-ı Kerim okurken, arada bir bana “Evladım orayı bir daha tekrar ediver, bir daha oku” der, ben tekrar ettiğimde, sehven kata yaptığımı fark ederdim. Kur’an bilmeyen dedem, benim yanlışımı nasıl biliyordu? Bunu merak eder ve nenemden, dedeme sormasını istediğimde şu cevabı almıştım: “Yahu hatun, Kur’an-ı Kerim okunurken, bütün harfler secde ederler, yanlış okunan harf ayakta kalır, da ben o ayetin yanlış okunduğunu oradan biliyorum ve tekrarlattırıyorum. Yoksa ben Kur’an-ı Kerim’i okumayı nereden bileyim.”

İl Halk Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen sohbetten sonra katılımcılara “Lâdikli Ahmet Hüdâî Hayatı ve Divânı” adlı kitap hediye edildi ve topluca hatıra fotoğrafı çektirildi.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Kültür Sanat' Kategorisinde Son 10 Yazı
   Yenişehirlioğlu: Benim Bu Sapkın Zihniyete Karşı Tahsin Paşa'yı Var Etmem Lâzımdı
   Hüseyin Sermet'ten Çok Konuşulacak Sözler
   Mustafa Kemal’i Samsun’a Sultan Vahideddin Gönderdi
   Derde Düştü Can
   Konya Çarşısı’nın Gülleri Meczuplardı
   Konya Bir İslam Şehri
   Türkçe Tiyatro Yapan Ülkeler Festivali Başladı
   Bosna’nın Temiz Toprağına Secde
   Türkiye’nin İlk Silah Üreticisi: Nuri Killigil
   İlk Silah Fabrikası’nı Nuri Killigil Kurdu

Yazarlar
Mahmut Toptaş
İnkar Mikrobundan Kurtuluş Yolu
Mehmet Ali Tekin
Sivaslı Olursanız Aklanma Hakkınız Yoktur…
Recep Öğütçü
Köy Şölenleri
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te