Tüm Kitaplar - Türkiye
Tüm Kitaplar - Türkiye'nin Dev Kitap Sitesi
 Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 

Türkiye Demek İran demek İran demek Türkiye Demek

Çarşamba, 12 Şubat 2020 - (15:36)

Facebook da paylaş

Komşumuz İran’ı Hikmet İlim ve Sanat Derneği’nde gündem getiren Doç. Dr. Yusuf Sayın, “Türkiye demek, İran demek. İran demek, Türkiye demek. Bunun örneği de Selçuklu tarihinde var.” dedi.

Hikmet İlim ve Sanat Derneği’nin Pazartesi Sohbetlerinde, “Komşumuz İran” konuşuldu.

Necmettin Erbakan Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yusuf Sayın, hazırladığı sunumla, İran’ın geçmiş kadîm tarihi, dinî, siyasî, iktisadî ve sosyal yapısı ile nüfus ve coğrafi konumu hakkında bilgiler verdi.

“Türkiye demek, İran demek”

Doktora çalışması olarak İran üzerine, Türkiye karşılaştırılmalı olarak iki ülke arasındaki bağları da gözeterek, şimdiye kadar 8-9 civarında ulusal ve uluslararası düzeyde çalışma yaptığını hatırlatan Doç. Dr. Yusuf Sayın, İran üzerine çalışmanın biraz mayınlı bir alan olduğuna da dikkati çekerek “İran demek, Türkiye demek. Türkiye demek, İran demek. Bunun örneğini de ben Selçuklu tarihinde gördüm. O zaman karşıma Türkler ile Farsların ve dahi Arapların müştereken tesis etmiş oldukları, bir yapı çıkmıştır. Bu tezden hareketle, Türkiye ile İran’ın kaderlerinin dün olduğu gibi bugün de ortak olduğu ve gelecekte de ortak olacağı Irak, Suriye ve Yemen’deki gelişmelerle ifade edilebilir.” dedi.

Mezhep “Şia-Sünni, Caferiye-Ehli Sünnet” çatışması üzerinde de duran ve bunun tarihi yansımalarına da değinen Doç. Dr. Sayın; coğrafi konumları itibariyle Türkiye-İran’ın dünyada en avantajlı konumda bulunduklarını söyledi. 82 milyon nüfusa sahip İran’ın yüzde 90’ının Şii, yüzde 8’inin Sünni Müslümanlardan oluştuğunu, 31 eyaletten meydana geldiğini belirten Sayın, İran kelimesi hakkında şu bilgileri verdi: “İran sözcüğü modern Farsça’ya, Zerdüştlüğün kutsal kitabı Avesta’da yer alan Aryanam teriminden girmiştir. Devletin adı 1935 yılına kadar Pers İmparatorluğu olarak gelmiş, 1935’den sonra İran olarak değiştirilmiştir. 1979’da ise İran İslam Cumhuriyeti şeklini almıştır. Acem sözcüğünün Arapça asıl anlamı ise “dil bilmeyen’dir. İran’ın temel inanç noktaları ise; 12 İmam ve Velayet-i Fakih Sistemi’dir. Dini Lider (Rehber) mutlak yetki sahibidir. İran’ın değişmeyen manzarası, sokak gösterileridir. İran’da hazır kıta, ağıt (matem) şebekeleri (istihbarata bağlı) vardır. Kudüs Gücü, direkt dış politikayla ilgili önemli bir birimdir.”

İran’da 26 Gün Resmi Tatil Vardır

İran’da hafta sonu tatilinin Perşembe ve Cuma günleri olduğunu, resmî dilin Farsça, para biriminin ise İran Riyali olduğunu ifade eden Sayın; genç nüfusa sahip İran’ın etnik yapının Fars, Azeri Türkü, Kürt, Arap, Türkmen, Lor ve Beluci’lerden oluştuğunu ve bir miktar Ermeni ve Yahudi nüfusunun da bulunduğunu söyledi.

İran’da resmi tatil günlerinin ise 26 gün olduğunu ve Hz. Muhammed’in peygamber olduğu günün de resmi olarak tatil olduğunu hatırlattı.

İran’ın başlıca büyük şehirleri şöyle: Tahran, Meşhed, İsfahan, Tebriz, Şiraz, Bender Abbas, Urumiye…”

Dünya petrol rezervlerinde İran’ın 158,4 milyar varille (% 9,2)dördüncü sırada bulunmasına rağmen doğalgazda; 33,500 milyar m3 (%18) ile dünyada ilk sırada yer aldığına işaret eden Sayın; İran devriminden sonra ABD tarafından, İran’a birçok başlık altında ambargolar uygulanmasından dolayı; İran halkının fakir, mollaların ise zengin olduğunu, bütün bu zorluklara rağmen İran’ın pragmatik bir ülke olarak, her türlü zorluğun altından kendi çabasıyla ve kültürüyle kalktığını söyledi.

Sunumun sonunda İran’dan görüntülere de yer veren Sayın, kadınların modernizm taleplerinin kısıtlanamadığını, İran’ın gece hayatının olduğunu, bazı mekânlarda mecusi ateşinin yakılmasının ise, sembolik de olsa Pers kültürüne atıf olduğunu dile getirdi.

Meram Uluslararası Gençlik Akademisi’nde gerçekleştirilen sohbetin soru-cevap kısmından sonra Doç. Dr. Yusuf Sayın’a, derneğin hediyesini HİSDER Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Önder Kutlu, Prof. Dr. Mikail Bayram ile birlikte takdim etti.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Kültür Sanat' Kategorisinde Son 10 Yazı
   Kore’de ilk EzanıTürkler Okudu
   Korona Aklımızı Zorluyor
   Mahkûm Hafıza İyilik Ödülü
   Ömer Seyfettin 100 Yıl Sonra Anıldı
   Türkiye Yazarlar Birliği'nden Mehmetçiğe Destek Açıklaması
   Kervansaraylar Anadolu’nun Tapusudur
   Konya Aydınlar Ocağı’ndan Mehmet Ali Uz’a Vefa
   Kur'an Okumanın Beyin Üzerindeki Şaşırtan Etkisi
   ‘Darbe’ Lügatimizden Çıkmalı
   Hz.İsa’yı Çarmıha Yahudiler Gerdi
   TEYAD'da 'Şehitlere Vefa' Konferansı

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Ufukta Umut Işığı Doğuyor
Mehmet Ali Tekin
Küresellerin Corono Oyunları
Recep Öğütçü
Sabır Şükür Kanaat
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te