Tüm Kitaplar - Türkiye
Tüm Kitaplar - Türkiye'nin Dev Kitap Sitesi
 Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 

Mumcu’yu Vurdular, Bizi de Susturdular

Pazar, 31 Ocak 2010 - (09:19)

Facebook da paylaş

Mumcu suikastinde Türkiye'yi kandırdılar Uğur Mumcu suikastinin aydınlatılması için 2000 yılında yapılan Umut Operasyonu’nda tutuklanan ve 5 yıl cezaevinde yatan Mehmet Ali Tekin yıllar sonra sessizliğini bozdu. Tekin “Cinayeti bize fatura ettiler. İşkence ile kabul ettirdiler. Cinayeti İslamcı bir grup yaptı diye Türkiye’yi kandırdılar. Gazetelere servis edildi, tüm Türkiye inandı” dedi. Ergenekon olaylarından, bu kirli senaryonun bir planını, bir kumpas bilgisini beklediğini anlatan Tekin “Bize kurulan kumpas, Ergenekon türü bir kumpastı” dedi. Uğur Mumcu’nun eşi ile görüşürsem; kendisini, bu kirli cinayette parmağı bulunmadığına inandıracağını söyleyen Tekin “Fakat, konuştukça acılarını anımsayacak. Ondan dolayı şimdiye kadar görüşmedim” diye konuştu.

MUMCU İÇİN ERGENEKON VARİ KAOS PLANI KURDULAR

Uğur Mumcu’nun oğlu Özgür Mumcu “Babamı, İslamcıların öldürdüğüne inanmıyorum” sözlerini değerlendiren Tekin,”Uğur Mumcunun en son yazısı ile, bizim o dönemde eleştirdiğimiz kesimler; aynı idi. Bir kaos planı hazırlandı. Hem bizi susturdular, hem de Uğur Mumcu’yu ortadan kaldırdılar. Bir taşla, iki kuş vurdular” dedi. Kendilerine bir komplo kurulduğunu söyleyen Mehmet Ali Tekin, “Kafes Eylem Planı, Balyoz gibi bize bir komplo kuruldu” dedi.

Uğur Mumcu’nun Cumhuriyet döneminde, zaman zaman yazılarını okuduğunu anlatan Tekin “Bazen TRT’de programları da, oluyordu onları da izliyordum. Söylediklerinin yüzde 95’ine katılıyorduk. Aynı düşünceleri paylaşıyorduk. Çünkü aynı sıkıntıları dile getiriyorduk” dedi.

UMUT OPERASYONU AMACI SELAM’I SUSTURMAKTI

Umut Operasyonu’nun amacı, kendilerinin ve Selam Gazetesi’nin susturulması olduğunu söyleyen Tekin “2002’de banka operasyonları çıktı. Halkın cebindeki paranın yüzde 40’ı çalındı. Biz o dönemde Selam Gazetesi’nde; halkı soyma planlarının deşifresine yönelik yayın politikamız vardı. 28 Şubat sürecine gelindiğinde, daha kapsamlı yayınlarımızla, soygunların üzerine gitmeye başladık. Faili meçhullerle ilgili, derin devletin işlemiş olduğu cinayetlerin üzerine gittik, araştırmalar yayınladık. Bazan, Uğur Mumcu ile aynı şeyleri eleştirdik. Biz, bazı devletlerden alınan silahların, fahiş fiyatlardan alındığını dile getirdik. Uğur Mumcu’da bunları dile getirirken öldürüldü” diye konuştu.

JİTEM MUMCU TEZGÂHINI HAZIRLADI

Mehmet Ali Tekin, Uğur Mumcu operasyonun en büyük ayağının, hazırlık safhasının JİTEM tarafından organize edildiğini öğrendiğini söyledi. Tekin “Mumcu kaos planında, en önemli safha budur. Hazırlık yapıldı, yani tezgâh hazırlandı” diye konuştu. Yapılan tezgâhın en önemli kısmı, Beykoz’da yapılan Hizbullah operasyonundan sonra, o örgüte yapılan operasyonlarda, Hizbullah örgütü içinde bulunan Yusuf Karakuş adlı kişinin, kendilerine karşı kullanıldığını söyledi. Tekin, bu kişinin JİTEM tarafından gözaltına alındığını ve 40 gün işkence yapılarak, Mumcu cinayetini, kendi üstlerine atması karşılığında; özgürlük ve yeni bir kimlik vaat edildiğini kaydetti.

MAHKEMEYE KUMPAS İÇİN 2 KİŞİ DAHA SÖYLE

Yusuf Karakuş adlı kişinin, ifadesinin hazırlandığını ifade eden Mehmet Ali Tekin “ve diyorlar ki, senin bu ifadelerini doğrulayacak 2 isim vereceksin ki; mahkemede onlar da seninle aynı doğrultuda ifade versinler. Yusuf Karakuş, şu iki ismi veriyor: Muzaffer Dağdeviren ve Fatih Aydın. Savcıda ve mahkemede şöyle söyleyeceksin: Hasan Kılıç (Selam Gazetesi sahibi) ve Mehmet Şahin (Selam Gazetesi Spor Yazarı) bizi çağırdı; İranlı birisiyle tanıştırdı ve ona yardım etmemizi söylediler, diye ifade verdirttiler. O İranlı kişi Uğur Mumcu’nun arabasına bomba koydu. Bizde ona gözcülük yaptık’ diyeceksiniz. Bu şekilde tezgâh hazırlandı” diye konuştu.

FATURA BİZE KESİLDİ

Bu senaryoya göre hareket edildiğini söyleyen Mehmet Ali Tekin, ifadeleri alınırken suçlamaları kabul etmelerini istendiğini söyledi. Reddettikçe, kabul edeceksiniz telkinlerinin yapıldığını anlatan Tekin şunları söyledi:

“Sende Selam Gazetesi’nin İranla bağlantıları olduğunu, istihbarat servisi ile çalıştık; şöyle yaptık böyle yaptık diyeceksin dediler. Yok böyle bir şey, siz bizim ne iş yaptığımızı bilmiyor musunuz dedikçe; ‘Kardeşim sizin bu işleri yapmadığınızı biliyoruz ama, bu iş size fatura edilmiş, siz bunları kabul etmek zorundasınız. Boşuna kendinizi ezdirmeyin, bunu kabul etmek zorundasınız. Biz işkenceye dayanırız, 6-7 gün sonra bizi mahkemeye çıkartmak zorundasınız, her şeyi anlatırız’ diye boşuna hayal kurma. ‘Ya bizim dediklerimiz imzalarsın, ya da buradan ölün çıkar’ diyorlardı. Biz, yapılan işkencelere dayanamayıp, 5 gün sonra mecburen onların söyledikleri ifadeleri kabul ettik. Biz işte İran’a gittik şöyle yaptık böyle yaptık, Kudüs Ordusu’nun elamanları ile görüştük; şöyle şöyle yayınlar yaptık, şeklinde, ifade tutanaklarını imzalamak zorunda kaldım. Diğer arkadaşlara da, Uğur Mumcu’yu nasıl öldürttüklerine ilişkin ifade verdirttiler.

Bu şekilde ifadeler alındıktan sonra Yusuf Karakuş ve Abdülhamit Çelik’e yüzlerce gazetecinin önünde; nasıl gözcülük yaptıklarının tatbikatını yaptırttılar. Hatta biz Abdülhamit Çelik’e cezaevinde ‘Gazetecilerin önünde tatbikat yapılırken ‘Biz yapmadık ! İşkence zoruyla bizi buraya getirdiler’ diye, neden bağırmadın’ diye sorduğumuzda; Abdülhamit: ‘Polisler, tatbikat esnasında bizim dediklerimiz dışına çıkarsan, yine buraya geleceğini unutma!’ diye tehdit ettiler, ondan bir şey diyemedim dedi.

Biz, sorguda işkence altında ifadelerimiz alınırken, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ve İçişleri Bakanı Saadettin Tantan’ın canlı yayında ‘Uğur Mumcu’nun katilleri bulundu’ açıklamasını yaptıklarına dikkat çeken Tekin, halkı kandırdıklarını söyledi.

Abdülhamit Çelik (Selam Gazetesi dağıtım sorumlusu) işkencelerden dolayı, cezaevine gittikten sonra, 4 ay boyunca kan işedi. Mehmet Şahin 4 ay boyunca, böbrek sancılarında dolayı uyuyamadı. Terörle Mücadele polisleri, ne dedilerse hepsini kabul etmek zorunda kaldık. İfadelerimiz hazırlandı. 2 gün bizi dinlendirdikten sonra, mahkemeye çıkartıldık.

Savcıda ve sorgu hakimliğinde ifadelerimin bana ait olmayan bölümlerini kabul etmedim. Mehmet Şahin savcılıkta ve sorgu hakimliğinde; işkence gördüğünü ve bundan dolayı da ifadelerini kabul etmediğini açıkça söylemiş. Abdülhamit Çelik ise, tekrar işkenceye götürülme korkusuyla, savcılıkta ve sorgu hakimliğinde de ifadelerini kabul etmiş.

BAŞBAKAN ECEVİT VE TANTAN HALKI YANILTTI

Umut operasyonu kapsamında, Ankara’da Selam Gazetesi’ne gidip gelen 14 kişinin daha kurban seçilerek, gözaltına alındığını anlatan Mehmet Ali Tekin; ‘Biz tutuklandıktan sonra Ankara’da 1988’de 1999 arasında yapılan Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı tüm siyasi cinayetleri, işkence zoruyla üç kişiye paylaştırılmış olduğunu ve işkenceyle zorla kabul ettirildiğini söyledi. Dava kapsamında Muammer Aksoy’un öldürdüğü iddia edilen kişi Ferhan Özmen’e işkence yaptırılarak cinayeti üslendirildiğini anlatan Tekin fakat kumpas kuranların cinayetleri karıştırdıklarını ve bu karıştırmayı Muammer Aksoy’un oğlunun ortaya çıkararak kumpasın ortaya çıktığını söyledi.

MUAMMER AKSOY’UN OĞLU KUMPASI ORTAYA ÇIKARDI

Tekin Aksoy’un oğlunun mahkemede ortaya çıkarttığı yanlışlığı, şöyle anlattı:

“Muammer Aksoy’un oğlu şöyle dedi: ‘Ben bunun (Ferhan Özmen) yaptığına inanmıyorum. Zaten polis ifadesini burada kabul etmiyor. Ben mahkemedeki ifadesine inanırım dedi. Polisteki verdiği ifade, yalan yanlıştır. Benim babam evimizin önünde 3 kurşunla öldürüldü. Ben evdeydim, 3 el silah sesi duydum. Olay jandarma bölgesinde cereyan ettiği, için jandarma geldi rapor tuttu diyor. Yerde iki tane kovan bulundu. Ferhan Özmen, polisteki ifadesinde diyor ki: ‘Muammer Aksoy’u tek kurşunla ve susturuculu silahla vurdum.’ diyor. Daha sonra Mahkeme tarafından, jandarma olay yeri raporu istendiğini anlatan Tekin “Olay yeri tutanak zaptı geldi. Jandarma raporunda oğlunun dediği gibi çıktı. Raporda iki kurşun kovanı çıktı. Kumpası yapanlar derslerine iyi çalışmamışlar cinayetleri karıştırmışlardı” diye konuştu.

İşkenceyle kabul ettirilen ifadelerinin tümün yalan olduğunu anlatan Tekin “Ferhan Özmen’in işkence alınan ifadesinde ‘Bahriye Üçok’un da bombalı paketini ben yaptım” diyor. Bombalı paketin üzerindeki adres, el yazısıyla yazılmış. Ferhan Özmen’in el yazısı örnekleri alındı ve laboratuara gönderildi. Gelen rapor şöyleydi: Her ne kadar Bahriye Üçok’un öldürüldüğü bombalı paketin üzerindeki yazıdan, her ne kadar 2 harf Ferhan Özmen’in yazısıyla örtüşse de; bombalı paketteki yazı, Ferhan Özmen’e ait değildir. Yargıtay’a gitti bu dosyalar onaylanmış olarak geldi bu kadar zıt şeylere rağmen” diye konuştu.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Röportaj' Kategorisinde Son 10 Yazı
   Atasoy Müftüoğlu İle İran İslam Devrimi Üzerine Söyleşi
   Vedat Türkali’den Kemalistlere Ağır Hakaret
   Eski Mit'çi Mehmet Eymür'den Olay Yaratacak Açıklamalar
   Gülerce: Cemaat, Devleti Ele Geçirmek İstedi
   PKK üzerine Düşeni Yaparsa Bir Kaç Ayda…
   Karlar Kızıla Boyanmıştı
   Çalışmakla Geçen Bir Ömür: Hacı Ahmet Albayrak
   Kriz Lobisi 2008'de Darbe Girişimi Yaptı
   Rajap ve Gul Tamam Da !
   Komandolar Nasıl Teslim Alındı
   Bireysel Emeklilik Şirketleri Aldatmaca

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Ayasofya konusunda tekliflerim
Mehmet Ali Tekin
Bizi Kendilerine Benzetmeye Çalışıyorlar
Recep Öğütçü
Kıdem Tazminatı ve Gerçekler
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te