Tüm Kitaplar - Türkiye
Tüm Kitaplar - Türkiye'nin Dev Kitap Sitesi
 Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 

Sırtında Anadolu'ya tefsir taşıyan adam

Cumartesi, 21 Kasım 2009 - (10:49)

Facebook da paylaş

Ömrünü hizmete adayan Kemal Kelleci kendini 'Uzun Mesafe Koşucusu' olarak isimlendiriyor. Hayat amacı Kur'an'ın anlaşılabilmesi olan Kelleci, Seyyid Kutub'un 20 kiloya varan 16 ciltlik Fi Zılâl isimli tefsirini, çevirisi yeni yapıldığında Anadolu'ya sırtında taşıyarak dağıtmış.

ROPÖRTAJ: EMETİ SARUHAN

Gecesini gündüzüne katarak çalışan bir hizmet delisi. Kur'an-ı anlayabilmek için, sabahlara kadar kitap okuyan, bir Hak aşığı. Geleni boş çevirmeyen, kendi lokmasını paylaşan bir öğrenci dostu. Anadolu'yu karış karış gezerek, konferanslar veren bir “Uzun Mesafe Koşucusu”. Hemen hemen her sivil toplum kuruluşunda çalışmış, siyasi ve entelektüel çevrenin, çok iyi tanıdığı Kemal Kelleci'den bahsediyorum. Kimdir derseniz, resmi bir sıfatı yok; ama o yukarıdakilerin hepsi ve daha fazlası. Kelleci ile 75 yıllık mücadelesini konuştuk.

SAĞ CENAH BENDEN SORULURDU

1934 Isparta Yalvaç Dedeçam doğumlu olan Kelleci'nin, okul hayatı çok zorluklarla geçmiş. Belki kendisine gelip, “okumak istiyorum ama, maddi durumum yeterli değil” diyen kimseyi geri çevirmeyip, burs bulması bu dönemde yaşadıklarından. İlkokulu bitirince, Ankara'da yaşayan babasının yanına okumak için gelmiş. Sanat enstitüsüne başlamış. Kahvelerde mum ışığında ders çalışmış. 5 kilometre yürüyerek, okula gidip gelmiş. Askerliğini öğretmen olarak Rize'de yapan Kelleci, burada İslam'ı sevdirmek için, konferanslar vermeye başlamış. Ankara dönüşünde ise, siyasi ve sosyal çevrelere dalmış. “Aydınlar Kulübü diye bir hareket kurduk Recep Doksat'la. Metin Tepe'ye yardım ettim, Akıncılara yardım ettim, Büyük Doğu'yu kurduk. Türk Ocağı Gençlik Kolları'nı ben kurdum, yönetiyordum. Milli Nizam'ın işlerine koştum. Yurt işlettim. Burs buldum. Konferansları, seminerleri panelleri ben organize ediyordum. Ali Fuat Başgil ve Menderes'in çalışmalarına katıldım. Bütün bunların ayak işlerine, ben koştum. Sağ kesimde ne kadar dernek, örgüt varsa, özel işlerini, genel işlerini ben yapıyordum.” Böylece, sağ kesimde bilinen bir isimdir artık Kelleci. Gece sabahlara kadar dernek çalışmalarında, sohbetlerde, konferanslardadır.

SIRTINDA Fİ ZILAL TAŞIDI

Ancak Kelleci'nin koşuşturmacası, sadece siyasi hareket bazında değildir. O Kur'an'ın ve İslam'ın anlaşılabilmesi için de, çok çalışır. Anadolu'ya sırtında ciltlerce Fi Zılal tefsiri taşır. “Ankara'ya geldiğimde kitap yok. Sadece '32 Farz', bir de Sami Arslan'ın 'Karanlık Gecelerin Nurlu Sabahı' var. Kaynak aradık. O zaman Elmalılı'yı anlayabilecek pek kimse yoktu. Mehmet Vehbi Efendi'nin tefsiri de ağır. İsmail Hakkı Şengüler ve Bekir Karlığa Seyyid Kutub'un Fi Zılal'ini tercüme ettiler. Bana yüzde elli indirimli verdiler. Adım adım Anadolu'yu dolaşıp, dağıtımını yapmaya başladım.” Fi Zılal Kelleci'yi çarpar. Oturup gözleri kızarıncaya kadar okur, okur, okur. İslam'ın anlaşılabilmesi için Necip Fazıl'ın konferanslar vermesi gerektiğini düşünüp, konferanslar düzenlerler. Üstad'la bu dönemde tanışır. Sezai Karakoç'u ise Saatçi Musa'nın dükkanında dinlerken, keşfeder. Kitaplarını elinden düşürmez olur.

YOLLARDA 30 YIL

Kelleci, hayır çalışmalarının yanı sıra, Kur'an'la ilgili olarak verdiği konferansları ile biliniyor. 1975'te Ankara Palas'ta ilk konferansını verir. Bundan sonra, 30 yıl boyunca İstanbul'u mahalle mahalle, Anadolu'yu karış karış gezerek konferanslar verir. “Otuz sene Anadolu'da Kur'an anlaşılsın diye, konferanslar verdim. Kur'anın anlaşılması lâzım. Ankara Palas'ta konuşmaya başladım Ankara ikiye ayrıldı. 'Kemal Kelleci ayak işlerine bakar, konferanstan ne anlar' dediler. Meal okutalım dedim, kıyamet koptu. Direndik. Onlar direndi biz direndik.” Yıllar yılı bu çalışmalarına, kimseden beş kuruş almadan devam ettirir Kelleci. Sonra yayınevinden temin ettiği Sezai Karakoç kitaplarını ve parasını kendi verdiği kitapları, dağıtmaya başlar.

ANNE BU ADAM KİM?

Bütün bu koşuşturmaca arasında, Kelleci evin bütün derdini ve doğan 5 çocuğunun yetişmesini eşine havale eder. Askere giderken, akrabaları evlendirmeye muvaffak olurlar Kelleci'yi. “Benim 5 tane çocuk var. Bütün işi yengene verdim. Cumartesi, Pazar, bayram seyran, hiçbir zaman evde kalmadım. Hafta içleri de gece gelir, gece giderdim. Benim için Ankara'da şöyle bir espri yapılır. 'Kemal Kelleci, bir gün eve çocuklar yatmadan gelmiş. Çocuklar, 'Anne bu adam kim?' diye sormuşlar.' Eve, gece çok geç saatlerde giderdim ya da sabahlardık. Yengen önce 'Ne zaman geleceksin?' diye sorardı. Sonra o da alıştı. Şimdi yengene desem 'Gel seni götüreyim' gelmez. Daha elinden tutup, bir yere götürmedim ki. Sağolsun problem yaratmadı. Çocukları eğitti, baktı. Çocuklar da, benim ne yaptığımı bilmezlerdi. Sonradan, Bülent Arınç Bey Hilton'da bir toplantıda benden bahsederken öğrendiler ne yaptığımı.”

UZUN MESAFE KOŞUCUSU

Kelleci hikayesini şöyle özetliyor: “Ben kendimi, öncü olarak görüyorum. Öncü uzun mesafe koşucusu demek, Kur'an'da da geçiyor. Benim ne yapacağım belli olmaz. 'Kemal Kelleci'den bir kurtulsak' derler, benim için. Milletvekiliymiş, bakanmış, profesörmüş, dokunulmazlığı varmış hiç bakmam. Patavatsızlık yaparsa, ağzını kapatırım. 15- 20 seneden beri Erbakan'ın, Tayyip Erdoğan Bey'in teşkilatları elimden geçti. 30 sene konferans verdim. Ankara'da iyi bir fakültede okuyup da, beni tanımayan yoktur. Yedi senedir de, her gün Meclise gidip insanlarla tanışıyorum. Türkiye'de Kuran anlaşılmadı, hâlâ bakir. Eğer anlaşılsaydı, kimse karıncayı incitmezdi, kimseye kötülük yapmaz, herkese muhabbet gösterirdi. Bu nedenle, yeniden Anadolu'da konferanslara çıkacağım. Bölge bölge ayarladım.”

O’nun bulduğu bursla okuyup vekil oldular

Bu arada Devlet Demiryolları'na giren Kelleci, 35 yıl boyunca orada çalışır. Bu kendisine memur statüsü kazandırmış ve kefilliğinin de önünü açmıştır. Artık Ankara'da ne kadar öğrenci varsa, burslarına kefil olarak Kelleci'yi gösterir. “Ankara'da benden başka memur yoktu o zaman. Birinci kefil bendim. Daha sonra bakanlık, milletvekilliği yapan kim varsa, neredeyse hepsine kefil oldum. Hanımın haberi yok. Adres olarak, demiryollarını gösteriyordum. Çok icra geldi benim maaşa.” Bunun dışında, öğrencilere burs bulma görevi de Kelleci'nindir. “Fethi Gemuhluoğlu vardı. Fethi Abi'ye Necip Fazıl 'Saka' derdi. Ankara'nın bursunu Petrol Vakfı'ndan Fethi Abiyle ben alırdım. Odalar Birliği'nden, Erbakan'dan, Kredi Yurtlar Müdürlüğü'nden… Ankara'da bütün Anadolu'dan gelen Siyasal, Hukuk, Ortadoğu, Hacettepe'de okuyanlara, burs bulurdum. İlahiyat da himayemdeydi. Çok fakir çocuklar vardı. Bütün bunları beraber yürütüyordum.”

Bu arada başına ilginç şeyler de gelir Kelleci'nin. Diyanet Vakfı'ndan kızlara burs aldığını fark edip, takip eden biri, burs alan kızları teker teker çağırıp 'Kelleci sizden ne kadar komisyon alıyor?' diye sorar. Kelleci hayretle 'başıma bu da geldi' diye anlatıyor olanları.

Hatice Babacan'a 'erkek sensin' dedim

Kelleci “Ben kız tarafıyım” diyor, kendi için. Kız tarafı olmasına neden olan olayı ise, şöyle anlatıyor: “1968'de bana bir telefon ettiler gittim. Bir Prof. Hatice Babacan'ın eşarbını çıkarmış atmış. Kız ağlıyordu. Oradaki İmam Hatip mezunu asistanlar falan var. Korkularından hiçbir şey söyleyememişler. 'Kızım seni tebrik ederim. Burada erkek sensin' dedim. O gün bugündür ben kız tarafıyım. Adım kız tarafı kaldı. Şimdi kızlarımız, eniştelerin paralarını yiyorlar, çalışmıyorlar. Kızdım bunlara. Ama sonra bir baktım, enişte gitmiş kızlar kalmış ortada. Yine kız tarafıyım.”

Kaynak: Yeni Şafak

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Röportaj' Kategorisinde Son 10 Yazı
   Atasoy Müftüoğlu İle İran İslam Devrimi Üzerine Söyleşi
   Vedat Türkali’den Kemalistlere Ağır Hakaret
   Eski Mit'çi Mehmet Eymür'den Olay Yaratacak Açıklamalar
   Gülerce: Cemaat, Devleti Ele Geçirmek İstedi
   PKK üzerine Düşeni Yaparsa Bir Kaç Ayda…
   Karlar Kızıla Boyanmıştı
   Çalışmakla Geçen Bir Ömür: Hacı Ahmet Albayrak
   Kriz Lobisi 2008'de Darbe Girişimi Yaptı
   Rajap ve Gul Tamam Da !
   Komandolar Nasıl Teslim Alındı
   Bireysel Emeklilik Şirketleri Aldatmaca

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Müslüman İtalyan Kızın Hatırlattıkları
Mehmet Ali Tekin
Biz Hazırsak Ayasofya Açılır
Recep Öğütçü
Teşekkürü Hak Edenler
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te