Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 

Hain Gibi İzlenmeyi Hazmedemedi

Perşembe, 25 Aralık 2014 - (07:54)

Facebook da paylaş

Cumhuriyetin ilanından sonra, bir hain gibi polis tarafından izlenen ve bu yüzden ülkeden ayrılan, Milli Şair Mehmet Akif'in yurt dışında da adım adım takip edildiği, ortaya çıktı. Takibi ortaya çıkaran belgelere göre Akif’in bütün yolculuklarını izleyen görevliler, merkeze rapor veriyordu.

Milli Mücadele yıllarında vatanı için mücadele verenlerin bir kısmı, cumhuriyetin ilanından sonra, büyük bir kırılma yaşadı. Düşman için verilen mücadele, 1923’ten sonra ülkede ‘ters düşülen’ aydın kesime karşı verilmeye başlandı. Bu mücadelede en çok zarar gören isimlerden biri de, İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy oldu. 1925 yılında ülkesini terkedip Mısır’a yerleşen ve 11 yıl sonra hasta ve kırgın olarak Türkiye’ye dönen Akif’in, o yıllarda neden Mısır’a gittiği tartışması, günümüze kadar cevabı bilinmeyen bir soruydu.


TAKİP MISIR'DA DA DEVAM ETMİŞ
Türk Edebiyatı Dergisi’nin Aralık sayısında hazırladığı dosyada bu konuyu belgeleriyle ortaya koyan Selçuk Karakılıç’ın yazdıklarına göre; Akif, yeni yönetimle fikren ters düşünce, polis tarafından izlenmişti. Bu durumdan son derece rahatsız olan Akif, ‘bir hain gibi’ takip edilmeyi hazmedemediği için ülkesini terk etme kararı almıştı. Ancak istihbarat yurt dışında da Akif’i izlemeye devam etmiş, hakkında tuttuğu raporları Ankara’ya göndermişti.


HÜZÜN İÇİNDE GİTTİ
İki defa Mısır’a giden Akif, 1925’te ise ailesini de yanına alıp dönmemek üzere, ülkesini terk etmişti. Akif’in kırgın bir şekilde Mısır’a gitme sebebini Şefik Kolaylı yıllar sonra Ankara Halkevi’nde yaptığı bir konuşmada şöyle anlatıyordu: “Bir cumartesi günü idi, yanında Prof. Fazlı Yegül de vardı. Yarın Mısır’a gideceğini ve arzı vedaa geldiğini söyledi. Çocuklarının tahsil ve terbiye çağı olduğunu, şimdi Mısır’a gitmekle çocukların tahsillerinin sekteye uğraması muhtemel bulunduğunu ileri sürerek, kararından vazgeçmesinde ısrar ettik.

Akif, büyük bir hüzün ve teessür içinde dedi ki: “Arkamda polis hafiyesi gezdiriyorlar. Ben, vatanını satmış ve memlekete ihanet etmiş adamlar gibi muamele görmeye tahammül edemiyorum ve işte bundan dolayı gidiyorum.”


RAPORLAR BAKANA GİDİYORDU
Ancak Mısır’a gittikten sonra da durum Akif için pek değişmedi. On bir yıl Mısır’da yaşayan Akif’in son zamanlarında hastalığı artmış ve tedavi için Lübnan’a gitmişti. Bu yolculuk sırasında Beyrut, Kudüs, Lübnan ve Antakya’daki dostlarını da ziyaret etmiştir.

Bu yolculukla ilgili hakkında tutulan rapor, Kudüs’ten gelmiş ve şu ifadelere yer verilmişti: "Burada cumhuriyet lehtarı fakat laikliğin aleyhtarı çok mutaassıp bir şahsiyet olarak tanınmaktadır.” Lübnan’da bir ay kaldıktan sonra, Fransız hâkimiyeti altındaki Antakya’ya giden Akif’i polis izlemeye devam etmişti. Hastalığı iyice arttıktan sonra son nefesini vermek için geldiği İstanbul’da, hakkında dönemin İçişleri Bakanı Şakra Kaya’ya rapor verilmeye devam ediliyordu. Bir raporda önceki yıllara dair şu bilgilere yer verilmişti: “Uzun müddet Mısır’da ikametten sonra yurda dönen şair Mehmet Akif’in, Mısır’da ve bilhassa geçen sene Antakya’ya seyahati esnasında, inkılâp ve rejimimiz aleyhinde çok kötü sözler sarf ettiği ve hilafet propagandası yaptığı ve ayrıca 150’lik, firari vesair muhalif eşhasla da, sıkıca temasta bulunduğu haberi alınmıştı.”

Gölgeler kitabı ülkeye sokulmadı

Safahat’ın yedinci kitabı olan Gölgeler’i Akif Mısır’da tamamladı. Bu kitaptaki şiirlerde Akif yaşadığı kırgınlığı, vatan hasretini aktarmıştı mısralarına. Kitap, Kahire’de Osmanlıca olarak basılıp Mehmet Akif’e gönderildi. Ancak şiirler eski harflerle basıldığı ve ‘’muhteviyatının irticai propagandalarla dolu’’ olduğu için Gümrük’te tutuldu. Derhal vaziyete el koyan Dahiliye Vekaleti ise 3 Eylül’de Valilik’ten gümrükte bekletilen kitabın şehre çıkarılır çıkarılmaz müsadere edilerek sonucunun bildirilmesini istediği belgelerle yıllar sonra gün yüzüne çıkarıldı.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Tarih ve İnsan' Kategorisinde Son 10 Yazı
   Şehadetinin 41. Yılında Metin Yüksel Anılıyor
   Tebrizli Asgar Ferdi Hayatını Kaybetti
   K. Kore Şehit Türk Askerinin Naaşını Geri Veriyor
   Konserve Kutusu Ayağı Oldu
   Nazif Şahinoğlu Hoca Ebediyete Uğurlandı
   Eski Bakan Cevat Ayhan Vefat Etti
   Ünlü Şair Cemal Safi Hayatını Kaybetti
   ''Bilge Kral''ın Erdoğan'a Vasiyeti
   28 Şubat’ın Babasız Çocukları
   Metin Yüksel Şehadetinin 39. Yılında Etkinliklerle Anıldı
   Cemil Tekeli İsrail’de Uğradığı İnsanlık Dışı Zulmü Anlattı

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Ayasofya konusunda tekliflerim
Mehmet Ali Tekin
Bizi Kendilerine Benzetmeye Çalışıyorlar
Recep Öğütçü
Kıdem Tazminatı ve Gerçekler
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te