Tüm Kitaplar - Türkiye
Tüm Kitaplar - Türkiye'nin Dev Kitap Sitesi
 Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Beka Meselesini Ciddiye Almayanlar Var
Cuma, 15 Mart 2019 - (00:13)
Recep Öğütçü

Meşrutiyet yıllarında (1876- 1909 arası) öyle bir padişah karşıtlığı oluştu ki, sonradan partiye dönüşerek, hükümeti ele geçiren İttihat ve Terakkiciler "İkinci Abdulhamit gitsin de, ne olursa olsun” dediler. Hürriyet hürriyet diye diye, yirmi milyon kilometre kareyi aşan imparatorluk topraklarını kaybettirdiler, sadece elimizde Misak-ı Milli ile sınırlarını çizdiğimiz, Anadolu toprakları kaldı.

Askerin içine politika girdi, o sebeple balkanları kaybettik, İngilizlerle işbirlikçiler yüzünden, Ortadoğuyu kaybettik, savunma gücümüzün zayıflamasıyla Kuzey Afrikayı kaybettik. O yokluk, yaralı ve yorgun günlerimizde, İstiklal mücadelesini de vermeseydik, Anadolu da elden çıkacaktı.

Bu ülkenin beka meselesi, her zaman gündemde olmuştur. Çünkü bu ülke, hep dünyanın göz diktiği, sahip olmak için "ah” çektiği topraklar üzerindedir. Düşman, zayıf düştüğümüz ve gafil göründüğümüz günlerimizi beklemektedir. Biz partilerimizi öne çıkarıp birbirimize düştükçe, bir lider etrafında toplanamadıkça; düşman, el oğuşturacak, içten içe sevinecektir. Suriye'nin ve Irak'ın işgali, bu topraklarda batılı devletlerin ganimet paylaşımına soyunması, bize ders vermeli. Biz bugün olduğu gibi sen-ben kavgasına devam edersek, Cumhur ittifakını ciddiye almazsak, liderin kararına saygı duymaz da, belediye başkanlığı yarışına girersek, bölünmemiz ve işgal edilmemiz an meselsi.

15 Temmuzda uçurumdan dönmedik mi? İttihatçılar, 1909'da İkinci Abdulhamid'i hal' ettiler de ellerine ne geçti? İttihatçılar önce Kuzey Afrika'dan çekildiler, sonra Balkanları kaybettiler, bizi Almanlara peşkeş çekerek 1. Dünya savaşına soktular, Çanakkale'de ve Sarıkamış'ta üç yüz bin askerimizi kaybettirdiler, nihayet mağlup devletlerden sayarak, Mondros ve Sevr'e mahkum ettiler. Mondros ve Sevr antlaşmalarını bahane ederek, düşmanlar son kalan toprağımız Anadolu'yu da elimizden almaya, bizi bu topraklardan sürmeye kalktılar. O günlerin acısı, o korkular hiç içimizden çıkmadı, o günden bu güne bu topraklar üzerinde hep titreyerek yaşadık.

O gün İkinci Abdülhamid'i indirenler, sonra bin pişman oldular. Bugün Sayın Erdoğan'ı tıpkı İkinci Abdülhamit gibi sevemeyen, benimsemeyen, lider olarak içine sindiremeyen bir grup var. Bu grup, iflah olmaz bir aymazlık ve gaflet içinde. Parti ve şahsi çıkarlarını vatanın üstünde tutarak, Cumhur İttifakını ciddiye almıyorlar. Sayın Cumhurbaşkanı ile Sayın Bahçeli tarihi gerçekleri iyi bildiklerinden, bir beka meselemizin olduğunu düşünerek, önce vatan diyerek el ele vermişlerdir. Onları lider bilenlerin de aynı şekilde düşünmesi, vatan sevgisinin ve dava adamlığının gereğidir.

Bugün Sayın Erdoğan, ferasetiyle, cesaretiyle, bağımsız ve hür düşüncesiyle, mazlumlardan yana tavır almasıyla, dünyadaki zulüm düzenine karşı çıkmasıyla, içeride de bu milletin kahir ekseriyetini kucaklamasıyla ve milletin değerlerine bağlılığıyla, bu ülke için bir şanstır ve bu milletin en büyük güvencesidir. Sayın Erdoğan gücünü, arkasındaki halk desteğinden almaktadır, o destekledir ki "dünya beşten büyük” diyebilmekte, ABD'nin Ortadoğu planlarını alt üst -etmektedir.

Efendim, belediye başkanlığıyla beka meselesinin ne alakası var?

Bal gibi var efendim. Hükümetin altının oyulması, düşmanların iştahını kabartacak. "Bakın, AK Parti yolcu, Tayyip Erdoğan'ı da çok ciddiye almayın, arkasında halk desteği kalmadı.” diyecekler.

Belediye başkanlıkları niçin önemli? Belediyelerde büyük paralar dönüyor, hele Büyükşehir belediyeleri devlet gibi büyük bütçelere sahip, merkezi hükümet giderek yetkileri belediyelere devrediyor. Dolayısıyla özellikle Büyükşehir belediye başkanları, tam bir şehremin olmalı, güvenilir olmalı, devletin parasını çar- çur etmemeli. PKK sempatizanı belediyeleri gördük. Devletin parasını yıllarca teröristlere aktardılar. Hendek kazanlara kepçe verdiler, kaynak verdiler. Bu belediyelerin borçlarını devlet ödemek zorunda kaldı.

"Efendim, benim partimin adayı niye yok? Geçmişte yüzde yirmi oy alarak belediye başkanı olanlar oldu, biz de az bir oy oranıyla belki başkanımızı seçebilirdik diyenleri” görüyoruz. Artık %25 ile başkan seçilen günler geride kaldı. İttifaklar dönemi başladı, bundan böyle yüzde elliyi alamayan, belediye başkanı olamayacak. Doğru olan da bu değil mi? Konya gibi şehirlerde AK Parti hakimiyeti var. Adayların kimliklerini, kişiliklerini çok dikkate almadan insanlar partiye oy veriyorlar. Dolayısıyla büyük şemsiye Ak Partidir. Bir de büyükşehir belediye başkanıyla ilçe belediye başkanı aynı partiden olursa, daha uyumlu çalışılacağı, ilçeye daha çok hizmet geleceği, sürtüşmelerin yaşanmayacağı bir gerçektir. Çünkü Büyükşehir yasasında hala boşluklar var, ilçe belediye başkanıyla Büyükşehir başkanının yetkileri, sınırları net değil. Dolayısıyla dayanışmak, yardımlaşmak ve anlaşmak zorundadırlar.

Bizim görmediğimizi devlet büyüklerimizin gördüğüne, bizim hissetmediğimiz tehlikeyi onların hissettiğine inanıyoruz. Dava adamı lidere inanan, lidere itaat eden insandır. Liderden daha iyi bildiğini iddia edenler, dava adamı olamazlar. Şu bir gerçek ki ittifak bizi birbirimize yaklaştırmalı, parti hastalığına, parti taassubuna bir son vermeliyiz. "İttifak” adı üzerinde parti kimliğini kaybetmeden, birlikte yürümek demektir. İttifakı ihtilaf olarak görmek, partilerimizi yok eden bir sebep olarak görmek yanlıştır. Özellikle bugün birliğe daha çok ihtiyacımız var. Ak Parti ile MHP yerli ve milli iki partidir, bu milletin öz değerlerini taşır. Rahmetli Türkeş'in deyimiyle "ayrılıkta azap vardır”.

Sonuçta Cumhur İttifakının galibiyetiyle birlikte, birilerinin hesapları kursaklarında kalacaktır, kimse Cumhurbaşkanlığı sistemini tartışmaya açamayacaktır.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Recep Öğütçü'in Son 10 Yazısı
   Hanelerimizin Misafiri Ramazanı Ağırlarken
   Türkiye İttifakı
   Kaybolan Değerlerimiz Güven
   İki Hastalığımız: İnkar Ve İsraf
   Terör Ve Seçim
   Sebze Ve Meyve Fiyatları Nasıl Düşer?
   Dava Adamı Olmak Kolay Değil
   Ruh Sağlığı Kanunu
   Bir Yıl Daha Geride Kaldı
   Radikal Solun Geldiği Nokta

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Demokrasi Cilvesi
Mehmet Ali Tekin
Tezgâh Aynı Tezgâh Aktörler Değişti
Recep Öğütçü
Hanelerimizin Misafiri Ramazanı Ağırlarken
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te