Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Biri Yer Biri Bakar
Cuma, 27 Haziran 2014 - (11:48)
Recep Öğütçü

Bu memleketin en büyük sorunu; ücret dengesizliği, adaletsiz gelir dağılımı, haksız paylaşım. İşte bütün kıyamet buradan kopmakta, bütün kavgaların, rahatsızlıkların temelinde bu adaletsizlik yatmaktadır. Hani demişler, “biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar” diye. Paylaşımdaki haksızlığı, adaletsizliği en güzel şekilde anlatan bir söz. Hükümet bu gelir adaletsizliğine çözüm bulduğu takdirde değişmez iktidar olur.

Evet, “eşit işe eşit ücret” sloganı yıllardan beri söylenir, zaman zaman hükümet cenahından da dillendirilir. Bir türlü eşit işe eşit ücret gerçekleşmedi, kimse bunu başaramadı. Kamuda da, özel sektörde de ücret adaletsizliği, eşit işlerde ücret uçurumu olanca zalimliğiyle devam ediyor. Bu memlekette taşeronluk diye bir gerçek var. Bir firma veya şirket ihaleden işi alıyor, kendi yapmıyor, komisyonunu alarak taşerona devrediyor. Birileri elini sürmeden ihale yöntemiyle milyarları cebe indiriyor. Yazık, fillerin tepişmesinden çimler eziliyor, şirketlerin ihale alma yarışında işçi eziliyor, herkes işçi sırtından para kazanıyor.

Şöyle bir bakarsak, sendikalı bir kamu işçisi 2500 ile 5000 lira arasında maaş alıyor. Her türlü sosyal haklara da sahip, iznini kullanıyor, dolgun mesai ücretini ve yolluğunu alıyor, hastalanınca en özel hastanede tedavi olabiliyor, kıskanmıyoruz, Allah herkese versin. Aynı şekilde yıllarca okuyarak, imtihan kazanarak iş sahibi olan bir memur da makamına ve kariyerine göre 2000 ile 10000 bin lira arasında maaş alıyor. Memurun durumu da fena değil. Sadece emekli olunca adaletsizlik ortaya çıkıyor. Memur emekli ikramiyesiyle yarım daire alamıyor, sendikalı bir işçi ikramiyesiyle ufak yollu bir daire alabiliyor. Yine memur emekli olunca maaşı yarı yarıya düşüyor. Kamu işçisinde sanırım aynı düşüş yok. Kam işçi emeklisinin maaşı memur emeklisinden daha yüksek.

Öbür taraftan taşeron işçisinin yani asgari ücrete talim edenlerin durumu çok vahim. Bu insanlara modern köle diyebiliriz. İşveren bunları “canı isterse” anlayışıyla çalıştırıyor. “Geride asgari ücretle binlerce çalışmak isteyen var, ister çalış ister çalışma, benden bu kadar” diyor. Üstelik azarlanma, hakaret edilme, ok yere kapı önüne konulma bu işçilerin kaderi. Bu işçileri köle muamelesiyle çalıştıranlar, her gün araba değiştirmekte, daire üzerine daire almakta, yatlarda gezmekte, her yıl bir fabrika daha yapmakta, parası hatırına bankalarda en güzel şekilde ağırlanıp taltif görmekte, bir öğünde bir işçi maaşını götürmekte. Asgari ücretle çalışanların nasıl geçindiğini düşünmedikleri gibi bunlar, bir de asgari ücret yüksek diye mızıldanmakta, homurdanmakta. Buna ancak “el’insaf” denir.

Evet, tek çare hükümetin merhametidir. Asgari ücreti insanca yaşayacak bir dengeye oturtmalı, taşeron işçilerinin tüm sosyal haklarını sendikalı işçilerle eşitlemeli,, gerekirse taşeron sistemini kaldırmalıdır. Hepsinden önemlisi sıkı bir denetim olmalıdır.

Önce devlet kendisine çeki düzen vermeli, kamudaki taşeronluğu kaldırmalı, “eşit işe eşit ücret” kuralını hayata geçirmeli. Kamudaki tüm eşit unvanlar eşit ücret almalı. Tahsilin, eğitimin, kazanılan imtihanın, çalışmanın, verimliliğin mükafatı olmalı. Araksından özel sektöre yaptırımlar getirilmeli, asgari ücretle çalışan yüksek tahsilli bir kalifiye elemanın hakkı korunmalı. İşsizliği fırsat bilerek sömürülmemeli. Özel sektörün vicdanına işçileri bırakırsan, sendikal haklardan mahrum edersen, on beş yıl okumuş bir delikanlıyı sekiz yüz liraya çalıştırır, işverenin vicdanı sızlamaz. Bu çocuk o tahsili veya o mesleği edinmek için milyaları harcamş, ömründen çeyrek asır vermiş, işveren bu emeğe saygı duymuyor, “canı isterse” diyor.

Evet, sahibi olmayanın sahibi Allah’tır, bunları Allah görüyor, O’nun da bir hesabı var. Zulmedenlerin hiç birisi kolay ölmeyecektir, daha bu dünyada o haksızlıklarının cezasını çekecektir.

Bu memlekette herkese yetecek iş de, aş da vardır. Yeterki adalet olun, vicdan olsun, işverende merhamet olsun, devlette denetim olsun, bağımsız yargı olsun ve sağlıklı işleyen hukuk olsun. Hükümet elini çabuk tutmalı, adaletsiz ücret politikasını değiştirmelidir. İşçi ve memur emeklisi arasındaki farkı gidermelidir. Emekliyle çalışan arasında açılan makası daraltmalıdır.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Recep Öğütçü'in Son 10 Yazısı
   İmam Hatip Okullarının Misyonu
   İmam Hatip Konusu
   Aile Konusu
   Ruh Sağlığı Kanunu
   Bir Yıl Daha Geride Kaldı
   Radikal Solun Geldiği Nokta
   Nefisler Semiriyor Gönüller Çoraklaşıyor
   Mekke Medine’nin Statüsü Tartışılmalı
   CHP Hiç Değişmedi Değişmez
   Akşehir Belediyemizin Engelli Duyarlılığı
   Nerede O Eski Dostluklar

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Parasız ve Paralı Sevap İşleme Yolu
Mehmet Ali Tekin
Sanayi Mahallesi’nin ‘Hoca’sı…
Recep Öğütçü
İmam Hatip Okullarının Misyonu
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te