Tüm Kitaplar - Türkiye
Tüm Kitaplar - Türkiye'nin Dev Kitap Sitesi
 Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Oh Be, Dünya Varmış!
Salı, 06 Mayıs 2014 - (20:15)
Recep Öğütçü

Bazı nimetlerin kadrini, maalesef elimizden çıktıktan sonra anlıyoruz. Dişimiz, gözümüz, kulağımız, hepsi birbirinden üstün, birbirinin yerini tutmayan nimetlerdir. Bu azalarımızdan birisi elden çıkınca, adeta yarım kalıyoruz, bağımlı oluyoruz, yaşlandığımızı, ölüme doğru hızla yaklaştığımızı hissediyoruz. Hele gözden mahrumiyet, bütün mahrumiyetleri bastırıyor.

Bir kıssa anlatılır: İrsal oğullarından birisi beş yüz yıl ibadet etmiş ve “Rabbim beni cennetine koymak zorunda, bana cennetini vermeyip de kime verecek.” diyerek, adeta böbürlenmiş, Allah’ı minnet altına almış. Tabii ki Rabbimiz kulun bu yaklaşımından hoşnut olmamış ve cennete ibadetlerle değil kedisinin rahmetiyle girileceğini bildirmek için bir melek gönderiş ve “Kulumun beş yüz yıllık ibadetiyle, verdiğim göz nimetini karşılaştır.” buyurmuş. Görevli melek, teşbihte hata olmasın, göz nimetini terazinin bir kefesine, beş yüz yıllık ibadeti terazinin öbür kefesine koyup, tartmış ve göz nimeti ağır gelmiş. Rabbimiz kuluna nida ederek şöyle buyurmuş: “Ey kulum, sen daha göz nimetini ödeyememişsin, bu hâlinle cennete nasıl gireceksin? Beş yüz yıllık ibadetin de olsa, cennete girmek için benim rızama ve rahmetime muhtaçsın.”

Evet, bizim ibadetlerimiz verilen nimetlerin şükrünü ifade etmek içindir. Cennete ise Rabbimizin rızasıyla ve rahmetiyle girilir. Abid olalım, alim olalım hepimiz Rabbimizin rızasına, lüffuna ve rahmetine muhtacız. Kulun görevi, hakkıyla iman etmek, halis niyetle ibadetlerini yapmak ve Rabbinin rahmetine muhtaç olduğunu bilmektir. Ümitsiz olmak da yoktur. Çünkü ayet-i kerimede, “Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin” buyrulur.

Göz nimetinin, ne kadar önemli olduğunu biliyordum ve görme zafiyetini, iki yıldır çokça hissediyordum. Aldığım gözlüklerden de, fayda görmüyordum. Yazılarımı yazarken, harflerin puntolarını büyütüyordum. Bu arada, çok sevdiğim kitap okumalarım da azalmıştı. Nihayet bir dostumun tavsiyesiyle, Konya Göz merkezinde, katarakt ameliyatı oldum. Ertesi gün çarşıya çıktığımda, dükkânların levhaları bir başka parlıyordu, cadde kenarındaki evler, duvarlar sanki yeni boyanmıştı. Çevredeki her şey daha farklı görünüyordu, daha netti. Belli ki ben görme zafiyetinden dolayı, renkleri unutmuştum. On metre ilerisi bulutluydu, bulanıktı. Selam veren dostlarımı yanıma yaklaşmadan tanıyamıyordum, yüzleri uzaktan seçemiyordum. İki yıl boyunca, boşuna beklemişim, çok kolay bir ameliyatı geciktirmişim. Şimdi “oh be dünya varmış” diyorum. Doktorum Fikret Uçar Bey’e ve ekibine, özellikle teşekkür ediyorum, eline, koluna ve ilmine sağlık diyorum.

Konya Göz Hastanesinin, çok yoğun olduğunu gördüm. Doktorlarımız, özelde Dr. Fikret Uçar Bey ehliyetiyle ve tedavi ettiği hastalarının şehadetiyle kedini kanıtlamış, göz sorunu olan insanlar akın akın kendisine geliyor. Nasıl ki arılar bal alacağı çiçeği arayıp buluyorsa, insanlar da ehil doktorları arayıp buluyor. Şunu unutmayalım ki, “Şafi” olan, şifa veren Rabbimizdir, doktorlarımız sadece burada sebeptir. Allah onları başımızdan eksik etmesin. Doktorluk dinimize göre farz-ı kifaye bir meslektir, sabır ve özveri gerektirir. Doktorlarımız aldıkları dualarla yaşarlar, hastalarından gelen bir teşekkürle moral bulurlar ve bütün yorgunluklarını unuturlar. Çünkü marifet iltifata tabidir, alıcısı olmayan meta zayidir. Burada böyle kutsal bir mesleği seçtiklerinden ve sabırla yürüttüklerinden dolayı bütün doktorlarımızı kutluyorum, kendilerine başarılar diliyorum.

Özellikle göz nimeti geciktirmeye ve ihmale gelmez. Gözün ve görmenin olmadığı bir hayat; anlamsız, tatsız ve tuzsuzdur. Görmeyen veya görmesi kısıtlanan insan; okuyamaz, gezemez, bilemez, gelen tehlikeyi fark edemez, araba süremez. Dolayısıyla hayattan haz alamaz, bağımlı yaşamak zorunda kalır.

Allah, kimsenin azasını noksan etmesin, kimseyi gözsüz bırakmasın! Engelliler haftasının kutlandığı şu günlerde, görmeyen kardeşlerimize de Allah sabır ve şifa versin, diye dua ediyorum.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Recep Öğütçü'in Son 10 Yazısı
   Sevmesek de Savaş Farzdır
   Sabır Şükür Kanaat
   Organize Sanayi Bölgeleri ve Çumra OSB
   Medeniyetimizin Temeli Merhamet
   Hapishaneler Islah Etmiyor
   Proje Okulları Tuttu
   Kış Geldi Hoş Geldi
   3 Aralık Dünya Engelliler Günü
   İmam Hatip Okullarının Misyonu
   İmam Hatip Konusu
   Aile Konusu

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Kenetlenme ve selamet yolu
Mehmet Ali Tekin
Suskunluk İdeolojisi ve Yalnızlık Hissi Acı Veriyor
Recep Öğütçü
Sevmesek de Savaş Farzdır
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te