Tüm Kitaplar - Türkiye
Tüm Kitaplar - Türkiye'nin Dev Kitap Sitesi
 Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
VUR ABALIYA!
Pazar, 16 Mart 2014 - (11:59)
Recep Öğütçü

Son günlerde gezi olaylarının adeta tekrarı yaşanıyor, gezi olaylarında yaralanarak geçen gün ölen Berkin isimli genç bahane edilerek büyük şehirler yakıldı yıkıldı. Yine 22 yaşında bir genç insan DHKP-C’liler tarafında öldürüldü, bir polisimiz stresten ve korkudan dolayı kalp krizi geçirerek şehid oldu, onlarca insan yaralandı, yüzlerce esnaf dükkanı, banka şubesi ve belediye malı tahrip edildi.

Burada polisimizin fedakârlığını, sabrını, soğukkanlılığını kutluyorum. Polise el kaldırmak, polise molotof ve taş atmak bir kısım medyada özgürlük olarak görülüyor. İşte bu yaklaşımı kınıyorum. Polis insanların can güvenliğini sağlamak için var. Soruyorum, kendi can güvenliğinin derdine düşen bir polis nasıl insanların güvenliğini saplayabilir? Polis önce kendi can güvenliğinden emin olmalı ki başkalarına güven verebilsin. Taşların bağlanıp köpeklerin salındığı bir sokakta nasıl can güvenliğinden söz edilebilir? Muhalefetin medyası hep polise yükleniyor, hep polisi suçluyor. Adeta polise el kaldırmak, terör estirmek, yakmak ve yıkmak serbest; polisinin el kaldırması yasak! Polisin bir tek hakkı var, o da göğsünü siper etmek, üstüne gelenlere gaz ve su sıkarak engel olmak.

Polis can güvenliğini sağlarken kendi canını feda ediyor. Daha üç gün evvel şiddet görmüş bir kadına korumalık yapan polis adliye önünde şehid edildi. O gencecik polisin suçu neydi?

Beyler, polis de can taşıyor, polisin de duyguları ve kaygıları var. Polis de can kaygısıyla yanlış yapabilir. Halkın can güvenliğini sağlayabilmesi için kendi can güvenliğini de düşünmek zorundadır. Gönlümüz ister ki polisimiz bir anne şefkatiyle yaklaşsın, merhametle muamele etsin, görevini yaparken tarafsız olsun, devletten önce insanı kutsal görsün. Pekiyi, kendi sağlığına ve güvenliğine dikkat etmeyen bir anne yavrusuna nasıl yardımcı olabilir?

Polisi daha iyi eğitmek, sonra da yetkilerini artırmak durumundayız. Morali bozuk, kendi can güvenli tehlikede olan bir polis güven veremez. Yakalayıp yargıya teslim ettiği bir asiyi veya hırsızı ertesi gün sokakta gören polisin morali yerinde olur mu? O polis görevini severek yapar mı?

Evet, polis tarafgir olmamalı, siyasete hiç bulaşmamalı. Polis fikirlerini ve ideolojisi bir kenara koyup verilen kutsal görevi yapmak zorundadır. Amirlerinin emrini yerine getirirken, sinirlerine hakim olamayıp yanlış yapan, aşırıya kaçan, şiddete başvuran polis de olabilir. Ama bu münferit yanlış davranış bütün bir polis camiasını ilzam etmez, töhmet altında bırakmaz. Ayrıca paralel yapıya mensubiyetinden dolayı kötü niyet taşıyan, sırf hükümeti karalamak için yanlış yapanlar da olabilir. Bunlar da zaman içinde suyun pislikleri dışarı attığı gibi temizlenecek. Burada polisimizin bir arınmaya ihtiyacı var. Ancak polisin yanlışını görüp göstericilerin şiddetini ve terör estirenlerin yanlışlarını görmemek doğru bir yaklaşım değildir. Polisi kıyasıya eleştirerek, moralini bozarak, görevinde daha ağır davranmasına sebep olabiliriz. Hak aramak adına, özgürlük adına terör estirenlerin tahrip ettiği servet bizim paramızdır, o şehirler bizim mekanlarımızdır. Bunları savunmak ve bu teröristlere engel olmak sadece polisin ve hükümetin görevi değildir. Halkımız da polisin yanında olmalı, herkes birer sivil polis gibi duyarlı davranmalıdır.

AK Partinin üç katlı seçim bürosu yıkıldı, diğer birçok kamu binası ve belediye otobüsü tahrip edildi. Hükümeti zafiyet içinde göstermek isteyenler var. Öbür taraftan polisin içinde ağırdan alanlar, nemelazımcı davrananlar, siyasi muhaliflik yaparak hükümeti zor duruma düşürmek isteyenler, gereksiz şiddet uygulayanlar da var. Onları elbette sorgulamalı, yanlış yapanlar ayıklanmalıdır. Ama ormanın içinde birkaç kuru ağacı görerek bütün bir ormanı görmemek yanlış olur.

Toplum olarak hepimiz şiddetin karşısında olmalıyız, polisimizin yanında durmalıyız, terör estirenlere asla müsamaha göstermemeliyiz. Terör estirip de yaralananlari ve ölenleri kahraman ilan etmemeliyiz. Devletin güvenlik güçlerinin içindeki birkaç kişinin yanlışını hükümete mal etmemeliyiz. Hükümet daha etkin tedbirler almalı, gerekirse cezaları artırılmalı, kimse cezasız bırakılmamalıdır. Kanunlardaki boşluklar doldurulmalı ve devlette bir güvenlik zafiyeti oluşturulmamalı. Haslı güveliği sağlamak iki ucu pisli bir değnek. Hem polisin şiddetini önlemek hem halkın güvenliğini sağlamak çok ince bir politika gerektirmektedir. Bunu da hükümetimiz düşünecektir.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Recep Öğütçü'in Son 10 Yazısı
   3 Aralık Dünya Engelliler Günü
   İmam Hatip Okullarının Misyonu
   İmam Hatip Konusu
   Aile Konusu
   Ruh Sağlığı Kanunu
   Bir Yıl Daha Geride Kaldı
   Radikal Solun Geldiği Nokta
   Nefisler Semiriyor Gönüller Çoraklaşıyor
   Mekke Medine’nin Statüsü Tartışılmalı
   CHP Hiç Değişmedi Değişmez
   Akşehir Belediyemizin Engelli Duyarlılığı

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Asgari Ücrete Bir de İslami Açıdan Baksalar
Mehmet Ali Tekin
Bosna Seyahati…
Recep Öğütçü
3 Aralık Dünya Engelliler Günü
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te