Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Zor Coğrafya Anadolu
Salı, 21 Ocak 2014 - (20:42)
Recep Öğütçü

Bin sekiz yüzlü yılların başından itibaren Osmanlı dağılma sürecine girdi. İlk önce Yunanlılar kopmuş, sonra diğer Balkan halkları, daha sonra da Araplar kopmuş veya koparılmışlardır. Son kalan topraklarımızı kurtarabilmek için bir istiklal savaşı verdik ve küçük bir coğrafyayı, Anadolu isimli yarımadayı elde tutmayı başardık. Elimizde kalan yedi yüz seksen bin kilometrelik coğrafyada bir ulus devleti kurarak bugünlere geldik. Ama düşmanlarımızın bize olan kin ve intikam hisleri hiç eksik olmadı, bu coğrafyayı hep kontrolleri altında tutmak istediler.

Evet, Anadolu coğrafyası tarih boyunca hep netameli bir bölge olmuş. Hıristiyan- Ortodoks mezhebinin merkezi olan Patrikhane İstanbul’da. Ortodoksların en büyük ve eski kiliseleri İstanbul’daki Ayasofya. Dünyanın ilk kilisesi bizim Hatay topraklarında. Meryem Ana ve Noel Baba gibi kutsal kişiliklerin mezarları bu topraklarda sanılıyor. Yani Hıristiyan alemi için bu toprakların ayrı bir manevi anlamı var. Ayrıca stratejik açıdan dünyanın en cazip bölgesidir Anadolu. Üç kıtayı birbirine bağlayan, ticaret ve enerji yollarını üzerinden geçiren Anadolu toprakları tabii güzellikleriyle, tarihi ve antik zenginlikleriyle, kıymetli madenleriyle, tarım potansiyeliyle, endemik bitki çeşidiyle, sıcakkanlı insanlarıyla, genç nüfusuyla ve zengin kültürel değerleriyle kıskanılmakta, dikkat çekmektedir. Böyle bir coğrafyayı elbette elde tutmak da zor, idare etmek de,

Bu günlerde Anadolu’nun kıskananları daha da çoğaldı. Çünkü on bir yıldır hep oyunu artıran istikrarlı bir hükümeti var. Her yıl yüzde beşten fazla büyüyen bir ekonomisi var. Hükümetinin dik duran korkusuz bir lideri var. Bu liderin sevenlerinin ve destekçilerinin oranı yüzde ellinin altına hiç düşmüyor. Böyle giderse muhalefetin iktidara gelmesi yakın gelecekte hiç mümkün olmayacak. İşte dışarıyı ve içeriyi çılgına çeviren, kara kara düşündüren bu tablo. İçeriden ve dışarıdan bu ülkeyi karıştırmak gerekir (!) Liderin klasını, halk nezdinde güvenini sarsmak gerekir (!) Yolsuzluk yaftalarıyla karalamak ve başarılarını gölgelemek gerekir(!) Bundan böyle Ak Partinin başına halkın nezdinde alımlı, ama dışarıya bağımlı bir lider aramalı ve bulmalı(!) Polis, Asker, MİT ve Yargı bir araya gelip hükümeti gözden düşürmeli ve bir yolunu bulup iktidardan uzaklaştırmalı(!)

Ama şunu görmüyorlar: O Başbakanın arkasında dışarıda ve içeride milyonlarca mazlumun duası var. Suriyeli sığınmacıların, Gazzeli mazlumların, Afrikalı mağdurların, hatta bütün bir ümmetin nazları ve niyazları var. İşte başını yemek istedikleri Başbakanı ayakta tutan bu gözü yaşlıların dualarıdır, Allah’ın görünmeyen ordularıdır. Bugün için Tayip Erdoğan’ın olmadığı bir Ak Parti düşünülemez.

Bu ülke ne zaman atağa kalksa, ekonomik bağımsızlığını ilan etse, birileri ayaklarına pranga vurmak için harekete geçiyor. 17 Aralıkta ve 24 Aralıkta yapılmak istenen bu. Girişimlerin, operasyonların ardı arkası kesilmiyor. Bir kısım terörle mücadele savcıları ve onlara bağlı kolluk güçleri, başka bir ifadeyle paralel devlet heveslisi bir kısım emniyet ve yargı mensupları, hükümeti dışarıda ve içeride köşeye sıkıştırmak için elinden geleni yapıyor. Her gün Suriye sınırında tırlar aranıyor. Jandarma ve Polisteki bir kısım alt birimler ve bir kısım savcılar, yetkilerini aşarak Başbakan’ın ve hükümetin kuyusunu kazmak için her gün bir operasyona imza atıyor. Olan devletin itibarına oluyor. Koca Türkiye Cumhuriyeti, terör odaklarına silah taşıyan bir konuma düşürülüyor. Hükümetin tek dayanağı MİT. Belki MİT de parçalı, belki oradan da “tavşana kaç tazıya tut” diyen var.

Hükümet, Milli İstihbarat Teşkilatımızı yeniden gözden geçirmeli, İstihbarat içindeki çürük elmaları ayıklamalıdır. Anadolu coğrafyasında tutunabilmek ve ayakta kalabilmek için CIA ve MOSSAD’dan geri kalmayan bir MİT’imiz olmalıdır. Maalesef bugün Yargıda, Emniyette ve İstihbaratta at iziyle it izi birbirine karışmıştır.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Recep Öğütçü'in Son 10 Yazısı
   3 Aralık Dünya Engelliler Günü
   İmam Hatip Okullarının Misyonu
   İmam Hatip Konusu
   Aile Konusu
   Ruh Sağlığı Kanunu
   Bir Yıl Daha Geride Kaldı
   Radikal Solun Geldiği Nokta
   Nefisler Semiriyor Gönüller Çoraklaşıyor
   Mekke Medine’nin Statüsü Tartışılmalı
   CHP Hiç Değişmedi Değişmez
   Akşehir Belediyemizin Engelli Duyarlılığı

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Asgari Ücrete Bir de İslami Açıdan Baksalar
Mehmet Ali Tekin
Bosna Seyahati…
Recep Öğütçü
3 Aralık Dünya Engelliler Günü
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te