Tüm Kitaplar - Türkiye
Tüm Kitaplar - Türkiye'nin Dev Kitap Sitesi
 Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Aşure Ayı ve Diyarbakır Bayramı
Salı, 19 Kasım 2013 - (09:54)
Recep Öğütçü

Bilindiği gibi Muharrem ayının 10’undan itibaren memleketimizde aşureler pişirilip dağıtılır. Muharremin tamamı aşure yemekle geçer. Her Müslüman aile, özellikle kadınlarımız bir ibadet aşkıyla veya sadaka niyetiyle aşure pişirirler, komşularla paylaşırlar.

Evet, “aşure” milletimizin güzel bir adetidir. Kaynağını da dinden alır. Farz veya sünnet değildir ama bir çorba paylaşma ve dua alma vesilesidir. Daha doğusu insanımız komşularına çorba ikram etmek için bahane arıyor. İşte aşure bu bahanelerden biridir. Amaç, kaynaşmak, kardeşlik ve komşuluk ilişkilerini pekiştirmek. Ailelerin yanı sıra kurum ve kuruluşlarımız da aşure pişirmeyi adet haline getirdi.

Geçen hafta Çumra Belediyemizin aşuresini yedik. Güzel de olmuş. Kültürel değerlerimizin devam etmesi açısından önemlidir. İlgililere teşekkür ederim.

Aşure nereden geldi? Rivayetlere göre ,Nuh Aleyhisselam tufandan kurtulup yeryüzüne gemiden inince, beraberinde bulunan seksen civarında insanın açlığını gidermek için, torbalarında bulunan son bakliyat ve tahıllardan pişirdiği, ilk aştır. Bu hatırayı canlı tutmak için İslam alemi asırlardan beri, bu aşı pişirmeye devam ediyor. Bereketli ve besleyici bir çorbadır. İçerisine her türlü bakliyat, meyve kurusu ve şeker katılır ve su ilave edilerek çorba pişirilir.

Aşure çorbasının başka sebepleri de vardır: Muharrem ayının 10’uncu günü, Adem Peygamber cennetten dünyaya gelmiş, duası kabul olmuş, Nuh peygamber tufandan kurtulmuş, İbrahim (as.) Nemrud’un ateşinde yanmamış, Musa peygamber ve kavmi Firavun’dan ve denizde boğulmaktan kurtulmuş, Yunus (as.) balığın karnından çıkmış, son olarak Hüseyin Efendimiz Kerbela’da şehid edilmiş. Daha birçok sevinç ve kurtuluş günleri bugüne rastlamış. O yüzden bütün ehl-i kitap ve Müslümanlar bu güne hürmet eder, oruç tutar. Bizde ise Muharremin dokuz, on ve on birinde, oruç tutmak sünnettir.

Hasılı Muharrem mübarek aylarımızdandır. Çok şükür, Diyarbakır’daki barış ve kardeşlik bayramı da, bu aya denk geldi. Bu ayın bir bereketi da ortaya çıktı İnşallah kalıcı olur ve her yıl bayram olarak kutlanır. İslam ümmeti için parçalanmak değil, birleşmek zamanıdır.

Otuz yıldır devam eden, bir terör belasının sonuna doğru geldiğimizin bir eşiği olarak, 16 Kasım Diyarbakır şölenini, her yıl bir bayram olarak kutlamalıyız. Adını da “birlik ve kardeşlik bayramı” koymalıyız. Acılarımızı içimize gömmeli, kaybettiklerimizi hızla telafi etmeli, yeni umutlara doğru hızla koşmalıyız.

Kürt kökenli kardeşlerimiz, otuz yıl sonra anladı ki, terör ve silah önce kendilerine zarar verdi, binlerce evladını kaybetti. Doğu ve Güneydoğu bölgelerimiz, son otuz yılda sağlanan ekonomik gelişmeden, sosyal ve kültürel gelişmeden, gerçek payını alamadı, binlerce gencini bir hiç uğruna kaybetti. İşte Medine’de Evs ve Hazreç kabileleri, nasıl onlarca yıl savaştan sonra barışmışsa, bizler de Türkiye halkları olarak, yeni bir sayfa açmalı, 16 Kasımı bir milat olarak almalıyız. İnsanlar kültürel farklılıklarını koruyarak, tek bayrak altında kardeşçe yaşamalı ve dış dünyaya karşı daha güçlü bir millet olarak ayakta durmalıyız. Bin yıldır ayrı olmayan bir millet, bundan sonra da ayrılmaz, ayrılmak da kimsenin menfaatine olmaz. Diyarbakır meydanında gördüğüm coşku, dört yüz çiftin nikahının kıyıldığı salonda gördüğüm gözyaşları, bana bunları düşündürdü.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Recep Öğütçü'in Son 10 Yazısı
   Kıdem Tazminatı ve Gerçekler
   Teşekkürü Hak Edenler
   Batı Kof Bir Ağaçmış Meğer
   İşte Gerçek Devlet Baba
   Sevmesek de Savaş Farzdır
   Sabır Şükür Kanaat
   Organize Sanayi Bölgeleri ve Çumra OSB
   Medeniyetimizin Temeli Merhamet
   Hapishaneler Islah Etmiyor
   Proje Okulları Tuttu
   Kış Geldi Hoş Geldi

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Ayasofya konusunda tekliflerim
Mehmet Ali Tekin
Bizi Kendilerine Benzetmeye Çalışıyorlar
Recep Öğütçü
Kıdem Tazminatı ve Gerçekler
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te