Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Kandırılmada Otomatiğe Bağlanmışız
Salı, 13 Ağustos 2013 - (09:43)
Mahmut Toptaş

12 Eylül darbesi bir Cuma günü gerçekleşir.

Öbür Cuma namazına vaaz vermek için merkez camiye gittiğimde, okumuş-yazmış cemaatin birçoğunun olmadığını, hepsinin sorgusuz sualsiz hapse tıkıldığını öğrendim.

Pazartesi günü müftü efendiye gittim ve “Yüzbaşıyla görüşmesini, camiye gelemeyen mahkumların ayağına gidip vaaz vermek istediğimi söylemesini istedim.

Müftü efendi, Yüzbaşının sert biri olduğunu, Kaymakamı bile azarladığını, bu teklifi götüremeyeceğini söyledi.

Öğleden sonra kendim gittim.

Sekreterine söyledim, içeri girdi çıktı ve “buyurun” dedi.

Kapıdan girdim, ayakta ve pencereden dışarıya bakıyordu.

Bana doğru dönü, “Selamün aleyküm” dedim, başıyla selamı alır gibi yaptı.

Adım Mahmut Toptaş, şehrin vaiziyim” dedim.

Uzunca yüzüme baktıktan sonra “Vaiz ne iş yapar?” diye sordu.

“Efendim, vaiz olarak ben bugüne kadar gelmiş geçmiş bütün peygamberlerin, şairlerin, filozofların, hikmet sahibi adamların sözlerini toplar, konuşacağım yere göre inci gibi dizer, insanlara anlatır ve aybaşında devletten maaşımı alırım.” deyince biraz gülerek “nerelerde konuşursun?” diye sordu.

“Daha çok camilerde” deyince “anladım sen hocasın” dedi.

Ben, hapishanede vaaz vermek için izin istemeye geldiğimi bildirince, derhal izin verildi.

Hapishanedeki olumlu etkileri, daha önceki makalelerimden birinde yazmıştım.

Komünistlerin elebaşısı olarak tutuklanan birini ile götürdüler. Altı ay sonra serbest bıraktılar.

Bir Perşembe günü kendisini ziyarete gittim, “Geçmiş olsun” dedim. Çay içtik uzun bir sohbetten sonra “Yarın Cuma namazına bir saat kala gelirim, birlikte namaza gideriz, ben vaaz veririm, namazdan sonra bir yerde oturur, yemek yer ayrılırız.” dedim, kabul etti.

Onu aldım, kol kola girdik, esnafın hayret dolu bakışları arasında, ilk defa birlikte camiye gittik.

Namazdan sonra, evime biri ziyarete gelip bu yaptığımın yanlış olduğunu, komünistlere meşruiyet kazandırdığımı söyleyenin kim olduğunu zannedersiniz?

Bu adam, Adalet Partisi ilçe başkanıdır.

Komünistler, solcular namaz kılarlarsa, cami ve Kur’an kursu derneklerinde görev alırlarsa, halka söyleyecek hiç bir şeyleri kalmayacağından, onların dinden uzak durmalarından nemalanıyorlardı.

Tabi birçok solcumuz da, onların istediği kıvamda hareket ediyorlardı.

Hocam, “o günler eskide kaldı” demeyin.

Halk partisinin ileri gelenlerinin camide, cumada, cenazede namaz kılmaları, iftar sofralarında ezana göre iftar açmaları, birilerini rahatsız etmeye devam ediyor.

“Ama bizi kandırıyorlaaaar” denebilir.

Varsın bizi kandıran “Allah” diyerek kandırsın.

Nasıl olsa kandırılmada otomatiğe bağlanmışız, bari kandıranlar “Allah” diyerek kandırsınlar.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Mahmut Toptaş'in Son 10 Yazısı
   Parasız ve Paralı Sevap İşleme Yolu
   Yüzakı Müslümanlar
   Aile Reisinden Devlet Başkanına Kadar
   Kâfire “Sala” Diyen Kahramanlara
   Namlusundan Gül Saçan Bomba Üretelim
   Taşı Gediğine Koymak
   Yüzleşme
   Mevlid’i Anmak ve Anlamak
   Affı Mümkün Olmayan Günah
   Katran Karası Kâfirlik
   Türkçe Ezan üzerine

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Parasız ve Paralı Sevap İşleme Yolu
Mehmet Ali Tekin
Sanayi Mahallesi’nin ‘Hoca’sı…
Recep Öğütçü
İmam Hatip Okullarının Misyonu
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te