Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Korku İmpratorluğu
Pazartesi, 29 Temmuz 2013 - (13:02)
Mahmut Toptaş

Gönenli Mehmet Efendi merhum, Sultanahmet Camii’nde öğle namazını kıldırdıktan sonra, üç arkadaşımla beraber müezzin mahfilinin altında, bize bir zamanlar Müslümanları yapılan zulümlerden, bazılarını anlatmaya başladı.

Cami çok sakin, yanında üçümüzden başka kimse yok.

Şimdi yurt dışında görev yapan arkadaşım Mehmet’e işaret ederek, fil ayağı direğin arkasında, dinleyen olup olmadığını araştırmasını istedi. Mehmet, direğin etrafında dolaştı geldi ve işaretle kimsenin olmadığını bildirince, o konuşmaya devam etti.

Merhum Abdurrahman Gürses Hoca Efendinin, en yakınında yıllarca duran dostlarımdan birine “Menemen olayının iç yüzünün hiç anlattı mı?” diye sorduğumda “Sohbet esnasında, o konuya kim girerse girsin hoca efendi, ağzını kapatır tek kelime söylemezdi.” dedi. 12 Eylül’de iki yıl işkence gören bir akıncı, tahliye olunca yaşadığı şehre gittim ve geçmiş olsun diyecektim.

Ama o, benden önce davrandı ve beni görünce “Mahmut Hoca, bundan sonra yedi yaşın üzerindekilere konuşma.

12 Eylül’ü yaşayanlarda hayır kalmadı, yaşamayıp da haberlerini alanlarda yürek kalmadı. Yedi yaşın altında olanlara çalış bundan sonra.” demişti.

Mısır’da hırsıza kabahat bulmayan, ev sahibini suçlayan, hırsız çetesiyle görüşerek meşrulaştıran Ekmeleddin İhsanoğlu’na yönelik suçlamaları, uygun görmedim ben.

Mısır’daki evlerinde, hep Türkiye’deki baskıların konuşulduğu bir ortamda yetişen insanın, durumu bundan başkası olmaz.

Okulda, çarşıda pazarda konuşmalarına dikkat etmeye başlar.

Doktora tezinde, dünyanın öbür tarafındaki bir diğer zalimi rahatsız edecek kelimelerden kaçınır.

Örnek mi istiyorsunuz, buyurun, 2004 yılında Hürriyet gazetesinde yayınlanan röportajında Yener Süsoy’a evliliğini anlatırken: “Prof. Dr. Emin Bilgiç’in kızı, AP’nin unutulmaz ‘Koca Reis’i Sadettin Bilgiç’in yeğeni Füsun Hanım’la tanıştık. O Füsun Hanım ki, on parmağında on marifet, güler yüzlü, tatlı dilli, mütevazı, başı örtülü değil.” diyor ve “bin yıl sürecek”ine inandığı darbenin sahiplerine, hanımının başının açıklığını özellikle vurguluyor.

Aynı röportajda, İmam-Hatipler ve başörtüsü konusunda da açıklama yapıyor ve diyor: “Bilhassa 1980’li yıllarda, çok sayıda imam hatip okulu açıldı, doğru yapılmadı. Dünyanın her yerinde paralel okullar var, İslam’da kilise gibi resmi hiyerarşik bir yapı olmadığı için, mukayeseler farklı olabilir.

Mesela değişik dinlerde, değişik isimler altında, kilise mektepleri vardır. Bizde de bu şekil aldı. Şunu da görmek lâzım, toplum içinde bu tür eğitime önem veren bir kesim de var.

Bu konulara horoz dövüşü içinde değil, kutuplaşmaya, suçlamaya gitmeden sakin havada bakmak lâzım. Türban meselesini, çek çeke bir düğüm haline getirdik. Hâlbuki bu iş karşılıklı bağnazlığa girmeden çözülebilirdi, enerjimizi iç kavgada tüketiyoruz.”

Ben, bu sözlerinden dolayı suçlamıyorum.

Bu türden zor günler geçirmiş insanlarımızın ilminden yararlanmalı, hiç bir etkin makama getirilmemeli.

Konya okuduğum 1975-79 yılları arasında, ilminden yararlanmak için Cumartesi-Pazar günleri evine gittiğim Konya vaizi, Bozkırlı Mustafa Efendi diye meşhur Mustafa Parlaktürk Hoca Efendiden yararlanmaya çalışırken, siyasetin S harfini bile ağzımdan çıkarmazdım. Çünkü O, bu konuda hiç konuşmazdı.

Birçok hocanın, şehrin meydanında asılmış hâlini görmüş insanlardı bunlar.

Korkunun nelere kadir olduğunu, Başbakan Sayın Tayyip Erdoğan: “One Minute” diye bağırdıktan sonra, toplantıyı terk ederken O’na katılıp toplantıyı terk etmeye çalıştığı hâlde, dizlerinin bağı çözülmüş Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa’nın dikilemeyişi, en güzel şekilde anlatır.

Eski anlı şanlı komünistlerin, şimdilerde kapitalistlerin dolarını sayması, güzellerini soyması da, bu korkudan gelir.

Sevgili Peygamberimiz, kendisine yapılan hiç bir zulmü, kendisi anlatmamıştır. Siz de yapılan işkenceleri anlatarak, taze yüreklere korku salmayın.

“Allahü Ekber/En büyük Allah’tır” dedikten sonra, hiç bir zalim devleti gözünüzde ve gözlerinde büyütmeyin.

Hedefe hep Rabbin rızasını ve cennetini koyun.

Servet, şöhret ve şehvetin gayri meşrusundan uzak durum ve uzak tutun. Dünyanın öbür ucundaki insanın haklı davasının yanında durarak, insanlıktan çıkmamaya çalışın.

“Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim” diye tercüme edilen Hadid süresinin 57 inci ayetine göre, hazırlayalım kendimizi ve ilmi yüksek yaşlılardan ilim aldıktan sonra, heyecanlı gençlerle de oturup, ölmüş heyecanlarımıza can verelim.

Rabbimiz, Kur’an’ında hep iki kardeş ve peygamber olan Musa ile Harun aleyhisselamların Firavun’ un zulüm saltanatına son verdiğinden haber verirken, bize hep umut aşılıyor.

Korku insanın ruhunda ve genlerinde vardır.

Her şeyden korkmak yerine, her şeyi yaratanda korkuyu yenmek, en kestirme yoldur.

Rabbimiz buyurur: “İnsanlardan korkmayın, Benden korkun. Azıcık para karşılığında, ayetlerimi satmayın. Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.” (Maide Süresi ayet 44)

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Mahmut Toptaş'in Son 10 Yazısı
   Demokrasi Cilvesi
   Çağ İslam’ın ekim çağıdır
   Sekiz milyar bize lazım
   Hiçbirimiz Masum Değiliz
   Arabuluculuk
   Çocukken ölenler cennetliktir
   İnsanı ve Çevreyi Kirletenler
   Herifler, İslam'a düşmanlar
   Faydasız İlimden Allah’a Sığınırım
   Kimin kuluyuz?
   Kâfire “Sala” Diyen Kahramanlara

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Demokrasi Cilvesi
Mehmet Ali Tekin
Eyyüb el Ensari Bize Ne Öğütlüyor?
Recep Öğütçü
Hanelerimizin Misafiri Ramazanı Ağırlarken
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te