Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Köleler Böyle Davranır
Çarşamba, 19 Haziran 2013 - (09:35)
Mahmut Toptaş

Yirmi yıldır Hollanda’da eğitimcilik görevi yapan bir dostum, geçen hafta misafirim oldu ve bana, “Hocam, İstanbul’da gördüğüm bazı arabaları, Hollanda da görmek mümkün değil. Bu ne iş” dedi.
Ben de ona, “Hollanda’nın milli geliri, ithalat ve ihracatı Türkiye’den fazla ama yalnız İstanbul’da, birey olarak zengin sayısı, Hollanda’dan fazla. Hollanda ve diğer Avrupa ülkeleri için de, durum böyle.” dedim.
Almanya’da devletin kazancı ile beş yüz kadar uluslararası şirketin kazancı, yekun tutarken Alman halkının nerdeyse yüzde sekseni, ya memurdur, ya işçidir veya işsizlik parası almaktadır.
Bir milyon nüfuslu Konya’daki zengin sayısı, Almanya’nın bir milyon nüfuslu her şehrinden, bireysel zengin sayısı bakımından, daha fazladır ama o devletler bizden daha zengindir, o başka.
İşçi veya memur çocuğu olarak doğan bir Alman’ın, eğitim ve çevre etkisiyle bu duruma itirazı da olmaz.
Aynı şehirde ticarete atılarak işini büyüten Türk sayısı da, Alman’dan fazladır.
Türk’ün bu başarısını kıskanır, Alman ama kendisinin atağa geçmesi mümkün değildir.
İlla atağa geçecekse, Türk’ü yok ederek, geçmeyi dener.
Yargılanan Alman ırkçılarında olduğu gibi.
Neden Türkler başarılı, Alman’ın o görünmez baskıcı eğitiminden geçmediğinden başarılı.
Alman eğitiminden geçen Türkler, ticarete atılmayı hayallerinden bile geçirmezler.
Maaşı fazla bir memurluk veya işçilik peşinde, diplomalarıyla koşarlar dururlar.

Bunları şunun için anlattım:
1974 yılında Aleksandr Soljenistin (1918–2008) Sovyet vatandaşlığından çıkarılır.
1970 yılında Nobel Edebiyat Ödülü alır.
Rus zulmü ve komünizmin insanlığa açtığı yaraları anlatan bu adam, Rusya’dan sınır dışı edilince, Avrupa ve Amerika’da uzun yıllar kalır.
Mihail Gorbaçov, 1991 yılında sürgün kararını kaldırınca, 1994’de Rusya’ya geri döner.
Avrupa’da kaldığı yıllarda, Türk basınında da yayınlanan uzun bir röportajda, özetle şöyle diyordu: “Ben Komünizm’in zulmünü anlattığım için, sınır dışı edildim. Özgürlükler ülkesine geldiğimi zannettim. Komünizm’in zulmü açıktandı ve silah zoruyla iş gördürülüyordu. Bundan kurtulma ümidi vardır, ama Avrupa’nın insanlığa zulmü görülmüyor, insanlar eğitilerek köleleştiriliyor ve bir gün onları kurtarmaya biri gelirse, işte bu köleler kurtarıcılarını da yok etmek üzere yetiştiriliyorlar.” anlamında şeyler söylemişti.
Dediğinin biri çıktı, Komünizm yıkıldı.


Şu sözler ona aittir: “İnsanların ellerinden her şeylerini almadığınız sürece, üzerlerinde etkili olabilirsiniz. Bir insanın her şeyini çaldığınız an, sizin etki alanınızdan çıkar. O artık özgür olmuştur.”
Komünizm, kişilerin her şeyini alınca, adamları özgürleştirdi ve Komünizm’i yıktılar ama Batı’nın sisteminde ne oldurmak ne de öldürmek vardır.


Bu sistemin de onlara fayda vermediğini, Avrupa bu günlerde geçirdiği krizlerden anlamaya başladı.
Hatta bu son papadan önceki papa: “Krizin çözümü için Müslümanların faiz politikasını, bir araştırmamız gerekir.” demişti.
Elli yıl kendi ürettiği çocuk mamasının, anne sütünden daha değerli olduğunu iddia eden Batı bilimi son on yıldır “Anne sütüne denk, hiç bir şey yoktur.” demeye ve yeme, içme, giyme ve barınmada sanal şeylerden tabii olana, organik olana döndüğü gibi, çok yakın bir zamanda sanal kanunlardan, tabiatı yaratan Allah’ın belirlediği hukuka geçeceğinin habercisidir.


Dünyada bir milyon insan öldürenler, “Demokrasi” diyerek öldürüyor, öldürülenler de “Demokrasi” diyerek ölüyor.
Türkiye’de dayak yiyenler “Demokrasi” diyor, dayak atanlar “Demokrasi” diyor.
Çok yakında iki tarafta anlayacak, gerçekle sloganın uyuşmadığını.
Biz hazırlıklı olalım ve insanlığın isteklerine cevap verebilecek şekilde, kendimizi İslam dinini çok iyi bilenler olarak yetiştirelim.
Yoksa “lafla peynir gemisi yürümez.”

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Mahmut Toptaş'in Son 10 Yazısı
   Kâfire “Sala” Diyen Kahramanlara
   Namlusundan Gül Saçan Bomba Üretelim
   Taşı Gediğine Koymak
   Yüzleşme
   Mevlid’i Anmak ve Anlamak
   Affı Mümkün Olmayan Günah
   Katran Karası Kâfirlik
   Türkçe Ezan üzerine
   Sınır Çizenler Kendilerini Çizerler
   8 Milyar tek parmağa bağlanmış gidiyor
   Kulağımıza Küpe Olsun Bu Kelam

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Kâfire “Sala” Diyen Kahramanlara
Mehmet Ali Tekin
Guccalıların Fır Fır Kanunu
Recep Öğütçü
Ruh Sağlığı Kanunu
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te