Tüm Kitaplar - Türkiye
Tüm Kitaplar - Türkiye'nin Dev Kitap Sitesi
 Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Gelecek Nesillere Bizden Ne kalacak
Cumartesi, 09 Şubat 2013 - (01:38)
Recep Öğütçü

Atalarımız bize çok şey bırakmış, onların bıraktıkları sanat şaheseri mimari eserleriyle, kurdukları hayır vakıflarıyla, ahilik gibi esnaf teşkilatlarıyla övünüyoruz, onlara gıpta ile bakıyoruz.. Zaman zaman düşünürüm; gelecek nesillere bizden ne kalacak? Bundan üç- beş asır sonra bizler yirminci ve yirmi birinci asrın insanları olarak nasıl hatırlanacağız?

Evet, dokuz-on asırdır ayakta duran, bugün de ibadete açık camilerimiz var. O camilerin içinde abanoz ağacından, çivi kullanılmadan yapılan sanat şaheseri minberler, mihraplar var. Taşlara oyularak yazılan, gönüllere huzur, gözlere cila veren hat yazılar var, bugün bile emsali yapılamayan çiniler var, akustik ses düzenleri var. Sekiz -dokuz asır öncesinden kalmış, hala ayakta duran hanlar, hamamlar, aşevleri, medreseler, kaleler ve surlar var. Bugün bunların çoğu müze olarak hizmet veriyor. Turistler bu eserleri görmek için geliyor.

Sağ olsun AK Parti Hükümeti, bu tarihi eserlerimizi korumak, restore etmek, ayakta kalmasını sağlamak ve yeni nesillere göstermek için büyük bütçeler ayırıyor, belediyelere kaynaklar aktarıyor. Bizler de belediyelerimizin bu restore ve yenileme çalışmalarından memnun oluyoruz. Çünkü geçmişinden kopan geleceğine güvenle bakamaz, millet olarak kalamaz. Milletleri millet yapan tarihidir, kökleridir, kültürleridir, geçmişle gelecek arasında kurdukları bağlardır.

Pekiyi, bizler ne bırakacağız, gelecekte ne ile anılacağız? Ömrü yüz yılı bile bulmayacak beton ve demir yığını binalarımızla mı? Dışı seni içi beni yakan, boyalı cilalı, kibrit kutusu gibi üst üste kayılmış katlarımızla mı? Hiçbir sanat değeri taşımayan, bir kepçe darbesiyle yerle bir olan, soğuk ve hastalık üreten evlerimizle mi?

Eski kerpiç evlerimizin bile bir sanat güzelliği vardı, bir sağlıklı yönü vardı, kışın sıcak yazın serin olurdu. Geçenlerde televizyonda tarihi bir bina gösterildi; iki tuğla arasına kerpiçler konularak ısı yalıtımı yapılmış. Bugünkü mimarlarımız, inşaat mühendislerimiz bu yalıtım şeklini niçin uygulamıyor. Köpükle yapılan yalıtımların ömrü ne kadar?

Son yıllarda camilerimiz de naylon yapılara dönüştü. Tuğla,beton ve demir üzerine sürülen boya cila, işte sana bir cami. O kesme taşlı, asırlara meydan okuyan camiler bugün niçin yapılmıyor? Dağlarımızda kesme taş kalmadı mı? Nevşehir’de taş bittimi? Çumra’mızın köyünde bile andezit taşı işletilmeyi bekliyor. Bursa’da, Afyon’da, Muğla’da çıkarılan mermerlerimizin dünyada eşi yok. Asırlarca tükenmeyecek mermer yataklarımız var. Daha yakında Bursa’mızda yüz yıl boyunca yetecek kaliteli mermer yatakları bulundu. Akören ilçemizin dağlarında bile özel bir taş bulunduğunu öğrendim. Allah’ın bizlere bahşettiği bu nimetlerden niçin yüz yıllarca ayakta kalacak sanat eserleri üretmiyoruz?

Şahsen camilerin bari beton, demir ve tuğladan değil, kesme taşlardan yapılması taraftarıyım. Mimar Sinan’ları aşan mimarlar ve mühendisler yetiştirmeliyiz. Bugün yapılan camilerin hiçbir sanatsal değeri yok. Evlerimizi, işyerlerimizi, sitelerimizi yapan mimar ve mühendisler sadece birbirinden kopya çekiyor. Selçuklu’nun ve Osmanlı’nın bıraktığı kendimize özgü mimari eserlerimizden esinlenerek, teknolojiyle geliştirilmiş yeni sanat eserleri ortaya koyamıyoruz.

Özellikle Konya’mız farklı ve özel bir şehir. Koruyabildiklerimizle müze bir şehir. İki yüz yıl Selçuklu’ya payitahtlık yapmış bir şehir. Böyle bir şehirde özellikle Selçuklu mimarisi yaşatılmalı, belediyelerimiz kendi yaptığı binalarda buna özen göstermeli: Sanat ve kültür evleri mümkünse kesme taştan yapılmalı, bu taşlar oyularak Selçuklu motifleriyle süslenmelidir. Bu arada taş oymacılığı kursları açılmalı ve ustalar yetiştirilmelidir.

Evet, ben eskiye hayranım, yenilere de sanat değeri taşıyan eserler bırakalım diyorum.. Teknolojiden elbette yararlanalım, evlerimizi daha pratik ve kolay malzemelerden yapalım. Ancak hiç olmazsa camilerimizi, kültür evlerimizi, devlet binalarımızı sanat şaheseri olarak yapalım ve asırlara meydan okuyan eserler bırakalım.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Recep Öğütçü'in Son 10 Yazısı
   Sevmesek de Savaş Farzdır
   Sabır Şükür Kanaat
   Organize Sanayi Bölgeleri ve Çumra OSB
   Medeniyetimizin Temeli Merhamet
   Hapishaneler Islah Etmiyor
   Proje Okulları Tuttu
   Kış Geldi Hoş Geldi
   3 Aralık Dünya Engelliler Günü
   İmam Hatip Okullarının Misyonu
   İmam Hatip Konusu
   Aile Konusu

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Kenetlenme ve selamet yolu
Mehmet Ali Tekin
Suskunluk İdeolojisi ve Yalnızlık Hissi Acı Veriyor
Recep Öğütçü
Sevmesek de Savaş Farzdır
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te