Tüm Kitaplar - Türkiye
Tüm Kitaplar - Türkiye'nin Dev Kitap Sitesi
 Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
İstanbul’dan Sidney’e Kadar Hizmet
Cuma, 18 Ocak 2013 - (01:22)
Mahmut Toptaş

Sidney’de 305 metre yükseklikteki kuleden Sidney’i seyretmek güzel ama, Galata Kulesi’nden İstanbul’u seyretmek kadar güzel değil.

Yine de hakkını yemeyeyim, Sidney şehri, İstanbul’dan sonra benim gördüğüm en güzel şehir.

Avrupa’nın önemli şehirlerini gördükten sonra söylüyorum bunu.

Sidney güzelliğinde Avrupa’da bir şehir yok.

Amsterdam’ın kirli sokaklarından daha kirli işlerin çevrildiği sokaklar da var ama oraları tertemiz hale getirmek için çalışan dostları anlatmak daha güzel olduğundan o sokaklara dalmayacağım.

Opera binasını, Sidney köprüsünü, Yunanlının çalıştırdığı Mecca Espresso’yu, Akvaryumu, National Maritime Museum’u görmek de güzel ama buraları yarım günde gezip gördükten sonra Milli Görüş Camii’yle Diyanet’e bağlı Gelibolu Camii ve cemaatiyle görüşmenin ve onları dinlemenin zevki, kulede içilen kahvenin zevkiyle ölçülecek olsa rakamlar farkı ifade edemez.

Bizim gönlümüzü, dost yüzü ve sözü doyurur.

Milli Görüşçülerin açtığı camide her milletten Müslümanlar kendilerini evlerinde gibi hissedebiliyorlar.

Diyanet Camii’nde ise yalnız namaz kılıp çıkabiliyorlar.

Mesela Tebliğ cemaatinden bir kaç kişi gelip Diyanet Camii’nde namaz kılabilirler ama orada geceleyemezler.

Diyanet’in bu konuda yurt dışındaki görevlilerine bir uyarı yapmasında fayda var.

Milli Görüşçülerin camiinde gece de kalabilirler.

Diyanet camiinde namazdan sonra Malezyalı bir grup, bir kenarda toplanıp ders yapamazlar.

Diyanet’in uyarısında fayda var.

Milli Görüş camiinde ise Malezyalılar bir grup olarak kendi hocalarıyla, Pakistanlılar kendi hocalarıyla, Fijililer kendi hocalarıyla, Uygur Türkleri kendi hocalarıyla ayrı ayrı ders yapabilirler.

Diyanet kendi görevlilerini uyarmalı.

Ezan okununca da cami imamının ardında namaz kılıp isterlerse derse devam ederler, isterlerse çıkıp giderler.

Adelaide’de her ırktan Müslümanlar camiye geldiler ve yatsı namazından sonra ben onlara konuştum İngilizceye tercüme dildi.

Melbourn’daki cami temelden cami olarak yapılmış.

Bölgenin mimari yapısına ve cemaatin ibadetine ve eğitimine çok uygun.

Adelaide’deki cami, kiliseden çevrilmiş. Halkın değil papazların rahatı ve tahakkümüne çok uygun.

Bundan sonra camilerinizi temelden cami olarak yapınız, kiliseden çevirmeyiniz teklifime benim bilmediğim bir mazeret getirdiler:

Kilise satın alınır ve camiye çevrilirse ibadethane ruhsatı almaya gerek kalmıyormuş.

Temelden yeni bir caminin ibadete açılması için devletin bürokrasisini aşmak epeyce uzunmuş.

Türkiye’den giden İslami cemaatler arasında uyum çok güzel.

Hepsi kendi hizmetiyle uğraşırken gözünün bir ucuyla diğerinin hizmetini gözlüyor ve sekteye uğrayan yerde hemen omuz verebiliyor.

Bir telefonla randevu hemen veriliyor, görüşme sağlanıyor ve sıcak karşılamalar ve uğurlamalar gerçekleşiyor.

Hepsine ortak söylediğim söz: “Türkiye’den gelen 150 bin insanın hepsine, hiç bir ayırım yapmadan ulaşabilecek bir sistem kurun.

Çok az da olsa otuz yıldır camiye cemaate gelmeyen insanlarımız varmış.

Onların hepsine mutlaka ulaşın.

Bayramlarda SMS veya mail yoluyla tebrik atın. Hastasını ziyarete gidin. Sizin aleyhinize söylediği sözleri duymayın. O size uzak kalmanın suçluluğunu atmak için aleyhinize olur. Yoksa o, camiyi kendine bir güvence olarak görür. Dış tavrına değil, içine bakınız ve bağrınıza basabilecek yolları arayınız.

Suç işlemede en sonlarda geliyormuşuz.

Bu çok iyi ama burada adını söyleyemeyeceğim suçlardan birini işleyip hapse gireni de ziyarete gidiniz ve yardım elinizi uzatınız.

Cami açarken, ev alırken, dükkan alırken ev veya dükkan kiralarken şehrin merkezine doğru gidiniz.

Tepesinden Melbourn’u seyrettiğimiz 88 katlı binanın çevresinde yerleşiniz

Nerede insan kalabalığı varsa orada yer tutunuz.

Sevgili Peygamberimiz, Mekke’den hicret ederken çölü seçmedi, Medine’yi seçti” dediğimde,

“Hocam, yirmi sene evvel gelseydin, sen bu nasihati bize yapsaydın, şimdi bizim bir çoğumuz dolar milyoneri olurdu. Melbourn’un en merkezi yerlerinde 88 katlını dibindeki ev ve dükkanlarımızı sattık geniş yerler diye kenar mahallelere geldik.

Sattığımız eski ev ve işyerlerimiz bire bin kazandırdı ama buralar hâlâ yerinde sayıyor” dediler.

“Bundan sonrası için dediğimi yapınız” dedim ve oradan ayrıldım.

Uçakla bir günde varılan bir günde de dönülen bu diyarda on iki gün kaldıktan sonra ayrılırken gözüm arkada kalmadı.

Çünkü hayal edemeyeceğim kadar güzel hizmetler yapan hocalar ve cemaat gördüm Avusturalya’da.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Mahmut Toptaş'in Son 10 Yazısı
   Parasız ve Paralı Sevap İşleme Yolu
   Yüzakı Müslümanlar
   Aile Reisinden Devlet Başkanına Kadar
   Kâfire “Sala” Diyen Kahramanlara
   Namlusundan Gül Saçan Bomba Üretelim
   Taşı Gediğine Koymak
   Yüzleşme
   Mevlid’i Anmak ve Anlamak
   Affı Mümkün Olmayan Günah
   Katran Karası Kâfirlik
   Türkçe Ezan üzerine

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Parasız ve Paralı Sevap İşleme Yolu
Mehmet Ali Tekin
Sanayi Mahallesi’nin ‘Hoca’sı…
Recep Öğütçü
İmam Hatip Okullarının Misyonu
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te