Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Gelir Dağılımı Sorunu
Cumartesi, 12 Ocak 2013 - (10:45)
Recep Öğütçü

Terörden sonra en büyük sorunlarımızdan biri, gelir dağılımındaki adaletsizlik. Adaletsiz gelir dağılımından dolayı, kişi başına düşen milli gelirin on bin doları aştığına birçokları inanamıyor. Bu ülkenin işçisi, memuru, emeklisi soruyor: Niçin benim gelirim yıllık on bin dolar değil? Benim aldığım maaşı evimdeki beş kişiye dağıtığım zaman kişi başına iki bin doları bulmuyor diyor vatandaşın yüzde sekseni.

Doğrudur, devletin hesaplarına göre, son on yılda ortalama yıllık yüzde beşin üzerinde büyüdük, büyüyoruz Kişi başına düşen milli gelirin 10600 dolar olduğunu biliyoruz ve hissediyoruz. Yıllık araba, beyaz eşya ve konut satışlarından, ithalat ve ihracat rakamlarından anlıyoruz ki milli gelir yüksek, giderek de yükseliyor. Ne yazık ki, bu milli gelir artışı, bu ekonomik gelişmişlik, yüzde yüz olarak alt tabakaya yansımıyor. Ülkenin yüzde yirmisini teşkil eden üst düzey gelir sahipleri, büyük esnaflar, orta ve büyük ölçekli iş yeri sahipleri, banka ve holding patronları ve yöneticileri, büyük çiftçiler, milli gelirin yüzde seksenini paylaşıyor. Geriye kalan yüzde yirmilik payı da, nüfusun yüzde sekseni olan alt gelir sahipleri alıyor. Bu yüzde sekseni teşkil eden büyük grubun içinde memurlar, işçiler, küçük esnaflar ve bunların emeklileri var. Ayrıca serbest meslek erbabı ile tarım kesiminin çoğu da bu yüzde seksen grubun içinde. Yüzde seksen dediğimiz alt gelir sahiplerinin milli gelirden aldığı pay, yıllık üç bin doların altındadır.

Hükümetin önünde duran en büyük sorun, bu gelir dağılımındaki adaletsizliktir. Sosyal yardım fonlarıyla, yeşil kartlarla, sağlık hizmetleriyle, barınma, ısınma ve gıda yardımlarıyla en alt gelir grupları biraz nefes alıyorsa da, bu gibi palyatif tedbirler gelir dağılımındaki adaletsizliği düzeltmeye yetmiyor. Pekiyi, gelir dağılımındaki adaletsiz durumu düzeltmek, geniş halk kitlelerinin milli gelirden daha çok pay almasını sağlamak için neler yapılabilir?

1- Üst gelir gruplarının vergi oranları yükseltilmeli ve faiz gelirlerinden de vergi alınmalıdır. Bu güne kadar tasarrufu teşvik etmek ve yabancı sermayeyi çekmek ve bankaları ayakta tutmak için faiz gelirlerinden vergi alınmasından hep çekinildi. Bu politika da paranın belirli ellerde toplanmasına hizmet etti, gelir dağılımındaki adaletsizliği körükledi. Çalışmadan kazanan azınlık bir kesim otaya çıktı.

2- Pahalı emlakın vergi oranı daha yüksek olmalıdır. Çünkü pahalı ve lüks evlerin sahipleri zenginlerdir. Lüks yaşamanın ceremesi de, sorumluluğu da olmalıdır. Bugünlerde emlak vergi oranlarında değişiklikler oldu, bu politikayı desteliyoruz. Bundan böyle evlerin arsa fiyatları üzerinden alım satım vergisi alınacaktır. İsabetli bir uygulamadır. Nimet- külfet dengesi için doğru bir yaklaşımdır.

3- Özel sektör, daha sıkı takip edilmeli, işçisine az maaş vererek, işçinin sırtına binerek daha çok kazanan şirketler denetlenmeli, maliyet hesaplarında işçi masrafı belli oranın altına düşen işyerleri cezalandırılmalıdır. Asgari ücretle kalifiye işçi çalıştıran, mesai ücretlerinden çalan, işçisine vermeyip de pahalı arabalara binen, lüks hayat süren pek çok işveren vardır.

4- Asgari ücret, en az 1500 lira olmalı, büyük şehirlerde yaşayanların asgari ücreti farklı olmalıdır. Asgari ücretliden hiç vergi alınmamalıdır.

5- İşçiye, memura ve bunların emeklilerine yıllık enflasyon oranında artışlar dışında, milli gelirdeki artışa göre ekstra zam verilmeli, ekonomideki büyüme sabit gelirlilere de yansıtılmalıdır.

Tabiî ki daha birçok tedbir alınabilir. Yeterki Hükümet böyle bir sorunun varlığına inansın. Yüzde beşlik-onluk bir grubun bu ülkenin kaymağını yemesi doğru değildir. Her vatandaşın çocuğu bu ülkenin güvenliği için askerlik yapmakta, herkes dolaylı veya dolaysız bu ilkeye vergi vermektedir. Dolayısıyla bu ülkenin kaynaklarından da herkes azami derecede faydalanmalı, birilerinin bir öğünde yediği paraya başka birileri bir ay çalışmamalı..Bu ülkeyi ayakta tutan namuslu memurlar, kalifiye işçiler, fedakar askerler, eğitimciler, sağlıkçılar, aldıkları maaşlarıyla tatillerini yapabilmeli, en güzel arabalara binebilmeli, en güzel evlerde oturabilmelidir.

Netice olarak, derin vadiler ve çukurlar dolmalı, yüksek dağlar aşınmalı ve ülkedeki gelir dağılımı dalgalı düz bir araziye benzemelidir. Orta sınıf yüzde seksen nüfusu bulmalıdır. İşte o zaman sosyal barış sağlanır, hırsızlık önlenir.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Recep Öğütçü'in Son 10 Yazısı
   3 Aralık Dünya Engelliler Günü
   İmam Hatip Okullarının Misyonu
   İmam Hatip Konusu
   Aile Konusu
   Ruh Sağlığı Kanunu
   Bir Yıl Daha Geride Kaldı
   Radikal Solun Geldiği Nokta
   Nefisler Semiriyor Gönüller Çoraklaşıyor
   Mekke Medine’nin Statüsü Tartışılmalı
   CHP Hiç Değişmedi Değişmez
   Akşehir Belediyemizin Engelli Duyarlılığı

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Asgari Ücrete Bir de İslami Açıdan Baksalar
Mehmet Ali Tekin
Bosna Seyahati…
Recep Öğütçü
3 Aralık Dünya Engelliler Günü
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te