Tüm Kitaplar - Türkiye
Tüm Kitaplar - Türkiye'nin Dev Kitap Sitesi
 Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Kargaşa Ortamını Özleyenler Var
Pazartesi, 31 Aralık 2012 - (01:45)
Recep Öğütçü

Birileri bu ülkeyi 1980 öncesine götürmek istiyor. Seksen öncesinde üniversitelerdeki sağ-sol çatışması bugün de tekrar sahneye sürülmek isteniyor. Amaç, AK Parti hükümetini başarısız kılmak, huzur ve istikrar ortamını bozmak, bu arada tekrar askerin sahneye çıkmasını, hiç olmaza dişini göstermesini sağlamak.

Üniversite olaylarında ve diğer sokak terörlerinde sadece iç güçlerin görev almadığı, dış güçlerin, özellikle İsrail’in parmağı olduğu da bir geçek. Ülke karışacak ki, birileri bulanık suda balık avlayacak. puslu havada kutluk yapacak. Birlerine iş düşecek, zinde güçlere görev düşecek(!) Ülke karışsın ki, on yıldır huzur ve barış adası olan, krizlerden kurtulan, İMF kapısında dilenmeyen bir ülke tekrar o eski meteliğe muhtaç duruma gelsin, turizm geliri sıfırlansın, yabancı sermaye kaçsın, kamu açıkları ayyuka çıksın, emekli maaşını alamaz olsun, kimse hayatından emin olmasın, bu arada asker el koysun(!)

Evet, son günlerde ODTÜ’de sahnelenen olaylar bize bunları düşündürüyor. Cumhuriyet mitinglerinden sonuç alamayalar, hapse tıkılan Ergenekon çetesini hapisten kurtaramayanlar, başka senaryolar peşinde. Bunun için en mümbit ortam üniversitelerdir. Kanı kaynayan, duygularına yenik düşen, enerjisini boşaltmak isteyen genç insanları sahneye sürmek, iktidar düşmanları için en kolay yoldur. Hükümet üyeleri nerede konuşuyor, nereye davetli, bu çete orada beliriyor. Koca yetmiş beş milyonluk ülkede toplanan beş yüz kişilik grup her yerde var. Protestolardaki yüzler hep aynı. Kirli sakallı, yüzleri maskeli insanlar, bugün Malatya’da, yarın Sivas’ta, öbür gün Taksim’de, başka bir gün Ankara’nın göbeğinde. Madımak otelinin yakılması yıl dönümü, Maraş olaylarının yıl dönümü, süikaste kurban giden bazı yazar ve bilim adamlarının ölüm yıldönümleri onlar için bulunmaz fırsatlar.

Bu ülkede hükümet olmak gerçekten zor. Hele muhafazakâr bir hükümetin durumu daha da zor. Sol, kemalist, devrimci veya ulusalcı kesimler daha cesur ve daha pervasız. Muhafazakâr kesim dediğimiz dindarlar, 28 Şubatın karanlık ve zulümkar günlerinde aynı cesareti göstermediler. Ülkenin çoğunluğunu teşkil ettiği halde dindarlar çekingen ve pısırık. Nitekim başörtülülere zulüm yapıldığı günlerde inanan insanlar, bugünkü solcular ve ulusalcılar kadar ayağa kalkamadılar, kimse işyerinin kapanmasını istemedi. Koltuğu alınanları, başörtülü kızların üniversite kapılarından kovulmalarını, ağlamalarını sadece seyrettik. Sadece bu özelliğimizi korkaklığa da yormamak gerekir. Biz dindarlar, ülkemizin zor duruma düşmesini istemeyiz, “kol kırılır yen içinde” diyerek sinemize çekeriz, sabrederiz, yakıp yıkmayız, amme malını kul hakkı olarak görür ona zarar vermeyiz. Bizler merhametli ve vicdanlı insanlarız. Onlar ise, bizden sonrası tufan anlayışıyla yıkıp yıkıyorlar. Ülke kaybetmiş, turizm çökmüş, uluslar arası saygınlığımız gitmiş, Merkez Bankamız batmış, onların umurunda değil. Yeter ki AK Parti hükümeti gitsin, iktidar kendilerinin eline geçsin.

“Başbakan defol, üniversiteler bizim” sloganı hangi aklın ve vicdanın işi? Halbuki o Başbakan değil midir “bizim” dediğiniz üniversitenin finansını sağlayan? Evinizde baba hükmünde olan bir birisini o evden nasıl kovabilirsiniz?

Üniversitelerdeki bu kargaşa çıkaranları hizaya getirmek için neler yapılabilir? Başta üniversite disiplin yönetmeliği çok daha katı olarak uygulanmalıdır. Kargaşa çıkaranların öğrencilikleri sona erdirilmeli, öğrencilik hakları ellerinden alınmalıdır. İkinci olarak, kargaşa çıkaran öğrencilerin varsa bursları ve öğrenci kredileri kesilmelidir. Kamu malına acımayana kamu parasını vermek adil değildir. Ayrıca bu olayları önlemek için tedbir almayan hatta manevi destek veren yönetimler, gerekirse görevden alınmalıdır. Üniversitelerde ders yerine inandığı ideolojisini anlatan, hatta o ideolojiyi anlatan kitapları alıp okumayan öğrencileri sınıfta bırakan öğretim üyeleri tespit edilmeli ve uyarılmalıdır.

Evet, üniversiteler bilimsel özgürlüğün tam yaşandığı mekânlardır. Oralar kargaşa, terör, başkaldırı, şiddet odakları değildir, olmamalıdır. Öğretim üyeleri serbestçe bilim üretmeli, araştırma yapmalı, eser yazmalı, bu ruhu öğrencilere de kazandırmalıdır. Ancak belli bir ideolojiyi dayatmamalı, fikirlerin serbestçe ifade edilmesini sağlamalıdır.

Üniversite öğrencileri bu ülkenin aydınlık geleceğidir. Bu ülkenin gelecekteki yöneticileri, siyasetçileri, bürokratları, öğretmenleri onların içinden çıkacaktır. Hastanelerde canımızı onlara emanet edeceğiz. Ülkenin çıkarlarını onlar koruyacak. Ülkeyi onlar kalkındıracak, yüksek teknolojiyle onlar buluşturacak.

O halde üniversite öğrencilerine bilimsel gelişmeleri öğrettiğimiz kadar, onlara insan, vatan, bayrak ve ülke sevgisini de vermeli, onları milli ve manevi değerlerimizle de donatmalıyız. Ellerine bomba vermeyi değil, kalemi ve bilgisayarı en iyi kullanmayı öğretmeliyiz.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Recep Öğütçü'in Son 10 Yazısı
   3 Aralık Dünya Engelliler Günü
   İmam Hatip Okullarının Misyonu
   İmam Hatip Konusu
   Aile Konusu
   Ruh Sağlığı Kanunu
   Bir Yıl Daha Geride Kaldı
   Radikal Solun Geldiği Nokta
   Nefisler Semiriyor Gönüller Çoraklaşıyor
   Mekke Medine’nin Statüsü Tartışılmalı
   CHP Hiç Değişmedi Değişmez
   Akşehir Belediyemizin Engelli Duyarlılığı

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Asgari Ücrete Bir de İslami Açıdan Baksalar
Mehmet Ali Tekin
Bosna Seyahati…
Recep Öğütçü
3 Aralık Dünya Engelliler Günü
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te