Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Devlet Bütçemizi Kemiren Fareler
Perşembe, 20 Aralık 2012 - (15:48)
Recep Öğütçü

Bugün zengin bir toprağın, bereketli bir coğrafyanın çalışkan insanları olarak bir türlü gelişmiş ilk on ülkenin arasına girememişsek, Ak Parti hükümetinin marifetiyle zar- zor geldiğimiz on yedinci sırada bekliyorsak, bunun birçok sebebi var. İnsanımız çalışkan, toprağımız bereketli, coğrafyamız stratejik, siyasetçimiz hırslı olmasına rağmen gelişemiyoruz, gelişmemizin önünde engeller oluyor. Daha doğrusu, un var, yağ var, şeker var, ama helva yapmakta sorun var. Bu sorunların ve engellerin bir kısmı dış kaynaklı, bir kısmı kendi yanlışlarımız. İşte bu yazıda bu sorunlarımızı ve bu yanlışlarımızı irdeleyeceğim.

Osmanlı dönemimize kadar inmeyeceğim. Cumhuriyet dönemimin ilk otuz yılı devrimleri halka benimsetmekle ve halka mal etmekle geçti, geçirildi. Devrin tek parti iktidarının tek derdi, halkı bin yılık değerlerinden koparmaktı, bu halka Batı’nın aklı ve nefsi ilah gören seküler değerlerini benimsetmekti. Bunu için inkılâplar yapıldı, bn yıldır kullanılan yazı değiştirilerek bu halk bir günde cahil bırakıldı, okuma yazma sıfırdan başlatıldı. Ülkenin bütün enerjisi, devrimlerin benimsetilmesine harcandı. 1950’de çok partili sisteme geçtikten sonra elli- altmış arasında demokrat parti hükümetiyle bir atılım gerçekleşti. Ancak ağır sanayi yatırımlarına geçilemedi, montaj sanayiyle yetinildi, batılı güçler böyle öğütledi. Daha sonra her yirmi yılda yapılan darbeler, koalisyon hükümetlerinin kendi içindeki kavgaları, Yürütme ile Yargı’nın birbirinin ayağına basma girişimleri, birbirine hükmetme gayretleri, yargının siyasallaşması ülkenin atılım yapmasını engelledi. Kaynaklarımız çarçur edildi, yatırımlar geri bırakıldı, siyasetçiler arasında yaşanan kayıkçı kavgaları enerjimizi bitirdi, gücümüzü zayıflattı. Yemeyip içmeyip devlete vergi olarak, ceza olarak, kira olarak verdiğimiz paralar rantabl yatırımlara harcanmadı. İşte bu yazıda madde madde yanlışlarımıza dikkat çekeceğim, cebimizin veya cüzdanımızın deliklerini, israf ve sömürü kanallarını, devletin kaynaklarını sömüren hortumları anlatacağım:

1- Koalisyon hükümetleri dönemlerinde bütçemiz delik deşik edildi. Koalisyonu oluşturan partiler bakanlıkları paylaşıp popülizm uğruna, oy hesabı uğruna olmayan bütçeyi harcama yarışına girdiler, bütçesi ayrılmadan fabrika temelleri attılar, başlanan yatırımlar yıllarca sürüncemede bırakıldı, milyarlar resmen toprağa gömüldü, rantiyecilere peşkeş çekildi. Bütçe açıkları için yüksek faiz oranlarıyla sürekli borçlanıldı, yeri geldi milli gelirin yüzde doksanı sadece faiz borcunu karşılayabildi.

2- Denetlenemeyen belediyelerde yanlış ve rantabl olmayan projeler için büyük israflar yapıldı. Ehliyetsiz ve dirayetsiz belediye başkanları, halka şirin görünmek için popülist davrandı, sürekli yap-boz yaparak, yandaşlarını işe alarak belediyeler borç batağına sürüklendi ve bu borçlar sonunda hükümetler tarafından silinerek halkın cebinden çıktı. Bir başkanın büyük kaynaklar harcayarak yaptığı hovardaca yatırımları, bir sonraki belediye başkanı beğenmedi, iptal etti, yıktı ve yenisini yaptı. Burada israf edilen paralar da sonunda halkın cebinden çıktı. Öbür taraftan iki bin nüfusu bile bulmadığı halde şişirilerek yapılan belediyeler hiçbir hizmet üretemedi, sadece merkezi bütçeden gelen paralarla üç beş personelin geçimi sağlandı.

3- Cumhuriyet hükümetlerinin ömrü kısa sürdü, sık sık yapılan genel ve yerel seçimlerde büyük paralar harcandı, kaynaklar israf edildi, oy uğruna yapılan seçim yatırımları için bu milletin parası çarçur edildi.

4- Hiçbir dönemde denk bütçe yapılamadı, hep tahviller çıkarılarak, yüksek faizle borçlanılarak rantiyecilere para aktarıldı, özel bankalar zengin edildi. Doksanlı yılların sonunda yirmi küsur banka denetimsizlikten battı, bunların batan paralarını devlet ödedi.

5-Tek parti hükümetlerinde istikrar sağlanıp kısmen ekonomik gelişmeler gerçekleşirken, bu sefer de Yürütmenin elini Yargı bağlamaya kalkıştı, idare mahkemeleri ve Danıştay hukuki denetim yapmak yerine yerindelik denetimi yaparak yetkisini aştı, yürütmeyi durdurma kararlarıyla hükümetin yapacağı birçok yatırımlar geciktirildi, zamanında özelleştirmeler yapılamadı. Geciken yatırımlardan ve özelleştirmelerden dolayı milyarlarca zarar edildi. Örnek olarak, Telekom’un özelleştirilmesinin geciktirilmesinden dolayı büyük zarar edildi. Ülkenin dış borcunu sıfırlayacak olan Telekom özelleştirmesi Yargı tarafından engellenince, daha sonraki yıllarda çok daha az paraya satıldı.

6-Askeri darbeler, muhtıralar, askeri bildirgeler, askerin yerli yersiz sivil hükümetlere müdahalesi, ülkeyi istikrarsızlaştırdı, milyarlarca lira tutan yabancı yatırımcıyı kaçırdı, yüksek faizlerle ülke borçlanmak zorunda kaldı. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın dediğine göre, 27 Nisan bildirisinde bile ülke en az iki milyar dolar zarar etti. 28 Şubat müdahalesinde hükümet değişiklikleriyle milyarlarca dolarımız buharlaştı, binlerce şirketimiz battı, batırıldı.

7-Yanlış ve ideolojik yargı kararlarından dolayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ülkemizi milyarlarca lira tazminata mahkum etti, hükümet bu paraları ödemek zorunda kaldı.

8-Otuz yıldır süren PKK terör belasına bir hesaba göre beş yüz milyarımız gitti. Dağlara kurşun ve bomba olarak atıldı. Gazilere ve şehit yakınlarına maaşlar bağlandı. Gazilerin tedavileri yapıldı. Kırk bin genç ve işgücümüz telef oldu, çocuklar yetim, kadınlar dul kaldı, binlerce kalifiye eleman terör uğruna öldü, öldürüldü.

9-Şeffaf olmayan ihalelerde, rüşvet çarkları döndü, çoğu yabancı şirkete haksız olarak milyarlar aktarıldı. Bir liralık devlet yatırımları beş liraya çıktı. Geciken yatırımlar, yüksek ihale fiyatları, yandaş kayırmaları, bürokratik hırsızlıklar, devleti milyarlarca zarara soktu.

10- Son olarak, devlet dairelerinin, devlet kurumlarının ve KİT’lerin siyasiler tarafından bir arpalık olarak görülmesi, bir kişilik işe beş kişinin alınması, işe göre insan değil insana göre iş bulunması, koalisyon partilerinin yandaşlarını işe almak için yarışa girmesi, sonuçta KİT’lerin zarar eden kuruluşlar haline gelmesi ve borçlarının devlet bütçesinden ödenmesi, devlet bankalarının görev zararları, ülkenin iki yakasını bir araya getirmedi.

Şu halde tek parti hükümetlerinin kıymetini bilmeliyiz. Ülke zaman zaman sıçramalar kaydetmişse, hep tek parti hükümetlerinde yapmıştır.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Recep Öğütçü'in Son 10 Yazısı
   3 Aralık Dünya Engelliler Günü
   İmam Hatip Okullarının Misyonu
   İmam Hatip Konusu
   Aile Konusu
   Ruh Sağlığı Kanunu
   Bir Yıl Daha Geride Kaldı
   Radikal Solun Geldiği Nokta
   Nefisler Semiriyor Gönüller Çoraklaşıyor
   Mekke Medine’nin Statüsü Tartışılmalı
   CHP Hiç Değişmedi Değişmez
   Akşehir Belediyemizin Engelli Duyarlılığı

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Asgari Ücrete Bir de İslami Açıdan Baksalar
Mehmet Ali Tekin
Bosna Seyahati…
Recep Öğütçü
3 Aralık Dünya Engelliler Günü
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te