Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
İslam Alemi İçin Dua Edelim
Çarşamba, 15 Ağustos 2012 - (11:49)
Recep Öğütçü

İslam alemi için daha çok dua etme, daha çok kafa yorma zamanı. Bir Müslüman olarak etrafımızdaki olaylara, kanayan yaralara duyarsız ve kayıtsız kalamayız. Ya elimizle düzeltmeli, ya dilimizle ara bulmalı, ya da kötülerin ve zalimlerin kahrı, iyilerin kazanması için dua etmeliyiz. Bireyler olarak bizler sadece dua edebilir ve maddi yardımda bulunabiliriz. Ülke olarak sorumluluğumuz daha büyüktür, daha etkili politikalara ihtiyaç vardır..

İslam coğrafyası, koyu karanlıktan aydınlığa çıkmanın sancısını yaşıyor. İslam alemi doğum öncesi ve doğum sonrası yaşanan sancıları çekiyor. Bugün sancının merkezi Suriye. Her gün yüzlerce insan can veriyor, binlerce mekan yıkılıyor, ülke harap vaziyette. Tekrar eski günlerine dönmesi, on yılları alacak. Zalim Esed ve rejimi, ahtapot gibi sarıldığı saltanatını bırakmak istemiyor, bir inat uğruna kendi insanını tüketiyor, kendi ülkesini harap ediyor. Bizim ülkemiz ve yöneticilerimiz de üzerine düşeni yapıyor, sığınanlara kol -kanat geriyor, ilgili ülkeler arasında mekik dokuyor, Esed destekçisi İran’ı, Rusya’yı ve Çin’i ikna etmeye çalışıyor.

Evet, Suriye iç savaşı dış destekle sürüyor. Suriye’yle rejim yönünden, mezhep yönünden, coğrafya yönünden, ekonomik yönden göbek bağı olan ülkeler, Esed’e gitmemesi için her türlü desteği veriyor. Bunların başında İran geliyor. İran’ın bizim ülkemizle ezeli bir rekabeti var. Türkiye’nin son yıllarda İslam alemi içinde yükselen imajını çekemiyor, önünü kesmek istiyor. Bir şii blok oluşturarak Türkiye’yi kuşatmak istiyor. Belli ki İran karşısında, bölgesinde güçlü bir sünni blok görmek istemiyor. Batı bloku karşısında Rusya’ya yaslanarak, mezhebdaşlarını da yanına alarak, bölgesinde güç odaklığını sürdürmek istiyor. Bugün tıpkı Osmanlı’daki Yavuz dönemini yaşıyoruz. Şah İsmail- Yavuz çatışmasına doğru gidiyoruz. İnşaallah basireti bağlanan İran, bu sevdadan vazgeçer de, Türkiye ve İslam alemi mezhep çatışmasına sürüklenmez.

Evet, İslam dünyası, tarih boyunca mezhep kavgalarından, etnik çatışmalardan, aşiret ve milliyet tartışmalarından çok çekmiştir. Osmanlı gibi güçlü liderliklerin olduğu dönemlerde rahat yaşamış, güçlü bir lider devletin olmadığı dönemlerde aşiret ve milliyet kavgalarına tutuşmuş, bölük- pörçük olmuştur. Bu kavgalardan ötürü Anadolu yarımadası bile iki yüz yıl beylikler dönemini, yani otoritesizliği, devletsizliği yaşamıştır.

Ondokozuncu ve yirminci asırda İslam aleminin büyük kısmı sömürge altında idi. Bugün bile kaynaklarını yabancı güçler sömürmeye devam etmektedir. Bugün Türkiye, İran, Mısır, Pakistan, Endonezya hariç, İslam alemi devletçiklerden oluşmaktadır. Güçlü ve caydırıcı ordulardan, güçlü teknolojiden, güçlü ekonomiden mahrumdur. İlk defa Türkiye’nin yıldızı parladı, İslam dünyasına önder ve rehber olmaya başladı. Bazı gizli iç ve dış güçler böyle bir gelişmeyi istemiyorlar, bu günlerde uyanış ve silkiniş içine giren müslümanların içini karıştırmak, güçlerini zayıflatmak, birbirlerine düşürmek için ellerinden geleni yapıyorlar. İnanıyoruz ki onların bir tuzağı varsa Allah’ın da bir tuzağı var ve Allah’ın tuzağı daha hayırlıdır.

İslam alemi sadece savaşlarla boğuşmuyor, yoksullukla da boğuşuyor. Somali ve Afrika içlerinde acı tablolar yaşanıyor. Kuraklıktan, iç mücadelelerden, aşiret kavgalarından dolayı halk yok ve yoksul düşmüş, sefalete duçar olmuştur. Çocuklar ölmekte, insanlar misyonerlerin tuzağına düşmektedir. Arakan’da müslümanlar yurtlarından, yuvalarından sürülmekte, soykırıma tabi tutulmaktadır. Flitsin kanayan yara olmaya devam etmektedir. Güney ve Körfez ülkeleri yeni mezhep ve aşiret çatışmalarının eşiğinde. Türiye terörle baş edemiyor, her gün şehit vermeye devam ediyor.

Etrafımızdaki mezhep çatışmalarının, etnik çatışmaların ülkemize sıçramaması için oturup düşünmeliyiz. Her türlü kültürel haklar anayasal güvence altına alınmalı, kışkırtıcılara fırsat vermemeliyiz. Ekonomik atılımlara devam ederek bölgenin Almanya’sı ve Amerika’sı olma yolunda hızla ilerlemeliyiz. Ekonomik sıkıntısı olmayan insanlar, işi -aşı olan insanlar isyan yoluna gitmez, rahatını bozmaz. Anadolu halklarının ortak noktalarına, ortak çıkarlarına, ortak değerlerine yatırım yapmalıyız.

GÜÇLÜ HÜKÜMET BİR ŞANS

Şükür ki başımızda istikrarlı bir hükümet var, İslam dünyasına kucak açan bir iktidar var, demokratik haklara inanan bir zihniyet var. İstikrarlı ve güçlü hükümet sayesinde Türkiye ekonomik bir darboğaza sürüklenmedi, bütün olumsuz gelişmelere rağmen siyasi ve ekonomik istikrarını korudu. İşsizlik, enflasyon ve faiz, en düşük seviyede (yüzde onun altında) devam ediyor. Yatırım için cazip imkanlar var, kredi muslukları sonuna kadar açık.

Bu sene İç Anadolu bölgesi büyük bir kuraklık yaşadı, Konya bölgesinde tahıl rekoltesi yarı yarıya düştü. Hayvanlar için saman sıkıntısı hat safhada. Kilosu elli kuruştan saman satılıyor. Hayvancılar bu yılı sağ -salim atlatabilirlerse inşaallah önümüzdeki yallar daha aydınlık olacak. Çevremizde kurulan büyük ahırlar, et ve süt tesisleri, et ve süt fiyatlarında istikrarı koruyacak. Hasılı üretici sabrederse kazanacak.

Önümüzdeki sene mavi tünelden su akacak. Konya bölgesi, özellikle Çumra ve Karapınar çevrelerinde bir rahatlama yaşanacak. Tarım ürünleri çeşitlenecek. Havancılık daha da gelişecek. Hükümet teşviklere devam etmeli, özellikle tohumculuk ve meyve fidancılığına teşviklerini artırmalıdır.

Gıda üretimi bütün dünyada önem kazanmaya başladı. Gıdaya yatırım yapanlar her zaman kazanacaktır. Burada önemli olan girdi fiyatlarını en aza indirerek gıda fiyatlarında rekabet edebilmektir. Gıda üretimi giderek teknolojiye dayanmaktadır. Dolayısıyla sanayileşme ile tarım at başı gelişmektedir. Birim araziden daha az emekle daha fazla üretenler kazanmaktadır.

Kazmayla- sabanla ekip hayvanla sürme ve çekme zamanı gerilerde kaldı. İnsan ve hayvan gücünün yerini motor gücü aldı. Kimyasal ilaçlarla gıdaları zehirleyen dünya insanı, hatasını anladı, yeniden organik tarıma yöneldi.

Evet, bilinçli ve bilgili tarımcılar yetiştirmeliyiz. Kredi verdiğimiz insanları kurslara tabi tutmalıyız. Okullarımızda tarımla ilgili dersler okutmalıyız. Kendi kendine yeten, hiçbir tarım ürününü ithal etmeyen bir ülke olmalıyız. İklim yapımız, toprak kalitemiz, insanımızın kabiliyeti buna uygun.

“Bana malını değil pazarını öv” demişler. Üretmekten ziyade pazar bulmak da önemli. Bugün yüz otuz milyar dolarlık ihracatı yakalamışsak, bu güçlü ve istikrarlı hükümet sayesinde olmuştur. Bunca kuşatılmışlığa rağmen malımızı satabiliyoruz. Yeni pazarlar bulmaya devam etmeliyiz. Avrupa’yı bugün gerileten pazarsızlıktır. Pazarları bizim gibi gelişmekte olan ülkeler kapmıştır.

Ramazan bayramınız mübarek olsun. Allah tekrar bu mübarek günlere eriştirsin. Kanın durduğu günlere daha hızlı gitmeyi nasip etsin.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Recep Öğütçü'in Son 10 Yazısı
   3 Aralık Dünya Engelliler Günü
   İmam Hatip Okullarının Misyonu
   İmam Hatip Konusu
   Aile Konusu
   Ruh Sağlığı Kanunu
   Bir Yıl Daha Geride Kaldı
   Radikal Solun Geldiği Nokta
   Nefisler Semiriyor Gönüller Çoraklaşıyor
   Mekke Medine’nin Statüsü Tartışılmalı
   CHP Hiç Değişmedi Değişmez
   Akşehir Belediyemizin Engelli Duyarlılığı

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Asgari Ücrete Bir de İslami Açıdan Baksalar
Mehmet Ali Tekin
Bosna Seyahati…
Recep Öğütçü
3 Aralık Dünya Engelliler Günü
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te