Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Geçen Hafta Köyümdeydim
Pazartesi, 16 Temmuz 2012 - (17:13)
Recep Öğütçü


Geçen hafta sonu Bozkır ilçemizin iki köyünü ziyaret ettim. Armutlu köyü ve Hamzalar kasabası benim ve eşimin köyleri. Kiraz yemek ve sılay-ı rahim yapmak için gittiğim memleketimde “taktak” denilen motora bindim, çocukluk ve gençlik günlerimin geçtiği ve hayvan otlattığım dağları gezdim. Hem çocukluğumu yaşadım, hem de köylerdeki zirai gelişmelere şahit oldum.

Evet, dağ köylerimizde büyük bir ilerlemenin olduğunu gördüm. Dağlar taşlar elma ve diğer meyve türü ağaçlarla bezenmiş, köylüler buldukları her su kaynağının çevresine meyve fidanları dikmişler, su olmayan arazileri de bağ çubuklarıyla bezemişler. Kuruyan ve harap bırakılan eski bağlar yeşermiş, bağcılık yeniden canlanmış. Bugün insanlar daha teknik çalışmakta, ziraat mühendislerinin önerilerini daha çok dikkate almakta. Eski sistem bağcılık bırakılmış, delice çubuklar dikilerek aşılanmış, dalları direklere ve tellere asılmış, daha gür ve yüksek asma çubuklar yetiştirilmiş. Öbür taraftan dikilen bodur ve yarı bodur elma fidanları iki üç yıl içinde meyveye durmuş. Kiraz ağaçları köylünün geçim kaynağı olmuş. Orman ağacı olarak görülen ceviz ve badem ağaçları da geçim kaynağı olmaya aday. Çilekçilik de giderek yayılıyor. Hasılı devletin hayvancılık ve tarım politikası hedefine ulaşmış.

Devletin teşviklerini duyan-gören bazı emekli vatandaşlar da köyüne dönerek meyveciliğe ve hayvancılığa soyunmuşlar. Bir kısım emekliler kış mevsimini şehirde, bahar ve yaz mevsimini köyde geçirmektedir. Hamzalar kasabasında yaşlı bir emekli vatandaşla karşılaştım. Ahmet Kalaycı isimli bu amcamız, kış aylarında Konya’da ikamet etmekte, baharın ilk günlerinde köyüne gitmekte, Avrupa’dan gelen emekli maaşını köyde meyve yetiştirmeye ve dağlarda su çeşmesi açmaya harcamaktadır. Yetmiş yaşını aşan Ahmet amcamız, köyünün ücra bir dağına bini aşkın elma ve diğer meyve ağaçlarından dikmiş, küçük su kaynaklarını bularak çeşmeler yapmış, ağaçların etrafını domuzlara karşı telle çevirmiş, dağa modern bir ev yapmış, yanında fırını da var, yaz aylarını orada geçiriyor. Hem sağlık kazanıyor hem hayır kazanıyor.

Evet, özellikle Hamzalar kasabasının insanlarının çalışkanlığına ve azmine hayran kaldım. Karaalan denilen mevkide binlerce meyve ağacı dikmişler, onlarca bağ evi yapmışlar, dağları- taşları bağ çubuklarıyla donatmışlar. İnsan, elma bahçelerini gezdikçe gördükçe keyif alıyor. Sizlere de tavsiye ediyorum, Hamzalar kasabasında Ahmet Kalaycı amcanın Göynük mevkiindeki bahçesine gidin, görün, havuzlarının başında ailenizle piknik yapın. Ahmet amcanın her şeyi hayrat. Bahçesinde sebze ve meyve yemek serbest, hatta torbanızı da dolduruveriyor.

Şunu gördüm, bu milletin önü açıldığı, imkan verildiği zaman başaramayacağı yok. Bu milletin yetmiş yaşındaki ihtiyarı da, yedi yaşındaki çocuğu da çalıyor. Hükümetin verdiği teşvikler boşa harcanmıyor. Dağıtılan meyve fidanları yetişiyor, meyveye duruyor.. Armutlu köyünün dağları korunga otuyla yeşermekte, yollarında sürü sürü sığırlar ve davarlar yürümektedir. Hamzalar kasabası bundan böyle üzümüyle ve elmasıyla anılacak, meşhur olacak.

Bu arada Sarıoğlan kasabasına kurulacak meyve suyu fabrikasının ne kadar gerekli ve isabetli olduğunu bir kez daha ifade edeyim. Sarıoğlan kasabasının çevresindeki köyler ve kasabalar, meysu fabrikasını hararetle bekliyorlar. Şayet böyle bir meyve işleme fabrikası açılmazsa, iki -üç yıl sonra iç piyasanın çekmediği meyveler hayvanlara yem olacak.

Sonuç olarak, dağ köylerinin kurtuluşu ve kalkınması ancak meyvecilikle ve hayvancılıkla mümkün. Oralarda geniş ve düz araziler olmadığı için ekinler hayvan gücüyle ekilmekte, orakla derilmektedir. Bu tür eski yöntemler bugün için insanları aç bırakmaktadır. Dağ köylerinin kurtuluşu organik tarımda, organik hayvancılıkta ve organik meyveciliktedir. Devlet teşviklerine devam etmeli, halkın her karış toprağını değerlendirmesini sağlamalıdır. Böylece hem köyden şehre göç duracak, işsizlik azalacak, hem de sağlıklı gıda üretimi artacaktır. Konya bölgesi olarak hububat ve tahıl ova köylerinde olmalı, meyve Toros dağlarında üretilmelidir. Tarım politikaları yönünden Hükümet doğru yoldadır.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Recep Öğütçü'in Son 10 Yazısı
   3 Aralık Dünya Engelliler Günü
   İmam Hatip Okullarının Misyonu
   İmam Hatip Konusu
   Aile Konusu
   Ruh Sağlığı Kanunu
   Bir Yıl Daha Geride Kaldı
   Radikal Solun Geldiği Nokta
   Nefisler Semiriyor Gönüller Çoraklaşıyor
   Mekke Medine’nin Statüsü Tartışılmalı
   CHP Hiç Değişmedi Değişmez
   Akşehir Belediyemizin Engelli Duyarlılığı

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Asgari Ücrete Bir de İslami Açıdan Baksalar
Mehmet Ali Tekin
Bosna Seyahati…
Recep Öğütçü
3 Aralık Dünya Engelliler Günü
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te