Tüm Kitaplar - Türkiye
Tüm Kitaplar - Türkiye'nin Dev Kitap Sitesi
 Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Din Neden önemli?
Cumartesi, 31 Mart 2012 - (11:38)
Recep Öğütçü

Bir yazımda dinin, inancın, iman etmenin insanın davranışları üzerinde etkisini, dinin yaptırım gücünü anlatmaya çalışmıştım. Dinin yaptırım gücünü tartışmaya devam edelim.

Hiçbir kanun, hiçbir hukuk kuralı, hiçbir gelenek, dinin yaptırım gücü kadar etkili ve geçerli değildir. Çünkü kanundan kaçmak, polise görünmemek, hukuk kurallarını görmezden gelmek mümkündür, ama dinin olmadığı, Allah’ın görmediği zaman ve mekan yoktur. İnanan insan için Allah her yerde hazır ve nazırdır, Allah zamandan ve mekandan münezzehtir, ezeli ve ebedidir, görmediği, duymadığı, bilmediği, gücünün yetmediği zaman ve mekan, fiil ve davranış yoktur. Bu şekilde itikada (iman bilincine) sahip olan bir insan için aslında başka bekçiye, kurala ve kanuna ihtiyaç yoktur. Onun bekçisi kalbindedir, ruhundadır, vicdanındadır.

Hani yaşanmış bir hikaye anlatılır: Bir hocanın öğrencileri vardır. İçlerinden bir tanesini hepsinden çok sevmektedir. Diğer öğrenciler de hocanın sevdiği öğrenciyi kıskanmaktadırlar, hoca da bunun farkındadır. Niçin o öğrenciyi daha çok sevdiğinin anlatmak için hoca öğrencilerini imtihan yapar. Her öğrencinin eline bir kuş verir. Allah’ın görmediği, bilmediği, işitmediği bir yerde bu kuşları kesmelerini ve kesilmiş halde getirmelerini ister. Kim daha hızlı kesip getirirse onu ödüllendireceğini söyler. Öğrenciler giderler, bir köşe- bucak bularak ellerindeki kuşu keserler ve hızlı bir şekilde hocaya getirirler. Hepsi daha önce kesip geldikleri için sevinirler, ödül beklerler. Yalnız hocanın çok sevdiği öğrenci gelmez. Gelen öğrenciler, “salak olduğu belli oldu, bir kuşu kesip gelemedi” diye dalga geçmeye başlarlar. Nihayet sevilen öğrenci gecikmiş bir şekilde, elinde kuşu kesmeden ağlayarak gelir. Hoca, niçin geç kaldığını ve kuşu kesmediğini sorar. Öğrenci, “Hocam, der, sizin emrinizi yerine getiremediğim için üzgünüm, ondan ağlıyorum. Çünkü Allah’ın görmediği, bilmediği, duymadığı bir yer bulamadım..Hangi köşeye- bucağa gitmişsem, hangi tenha bildiğim yere varmışsam orada Allah var, Allah’ın görüyor, biliyor, ve işitiyor. Hep Allah’ı yanımda hissettim, kuşu o yüzden kesemedim. Beni bağışlayın, affedin”

Evet, bu hikayeden anlıyoruz ki, dindar olmaktan, dini bilmekten, dini öğrenmekten daha önemli olan dini anlamak, gerçekten iman etmek, Allah’ın sıfatlarıyla sıfatlanmak ve yaşamak önemlidir. Yani dinde anlayışlı olmak ve şuurlu bir şekilde iman etmek gerekir. Peygamberimiz, Abdullah bin Abbas için, “Ya Rabbi, Abdullah’ı dinde fakih (anlayışlı) kıl!”diye dua etmiş ve o Sahabi en büyük müfessir (Tercümanu’l-Kur’an) olmuştur.

Bugün isyanları, ayrılıkları, terör olaylarını, ırkçılığı, vurup kıran sokak serserilerini devlet malına zarar verenleri, çalışmadan maaş alanları, yediği tekneye tükürenleri önlemek istiyorsak, dinin yaptırım gücünden faydalanmalıyız. Bunun için çocuklarımıza dinini öğretmeli, şuurlu bir Müslüman olarak yetiştirmeliyiz. Allah’ı sıfatlarıyla tanıyan, her fiil ve sözünden hesap vereceğine iman eden bir delikanlı, kendisine de, çevresine de, devletine de, milletine de zarar veren bir davranışta bulunmaz. Kul hakkına inanır ve insanı yaratandan ötürü sever.

Birilerinin savunduğu “laik ahlak”ın hiçbir etkisi ve geçerliliği yoktur. Polisin görmediği, kanunun ulaşmadığı yerde laik ahlak biter, işlevsiz kalır. İlahi ahlak, vahiyle beslenmiş fıtri ahlak, her mekan ve zamanda işlevini sürdürür, insanı yönlendirir ve davranışları törpüler, iyiye ve doğruya kanalize eder.

Şu halde okullarda vereceğimiz Kur’an ve Siyer dersleri çok iyi doldurulmalı, çok vasıflı hocalar eliyle verilmeli, Başbakanımızın ifade ettiği ve özlediği dindar gençliği, Asımın neslini bir an önce yetiştirmeliyiz.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Recep Öğütçü'in Son 10 Yazısı
   3 Aralık Dünya Engelliler Günü
   İmam Hatip Okullarının Misyonu
   İmam Hatip Konusu
   Aile Konusu
   Ruh Sağlığı Kanunu
   Bir Yıl Daha Geride Kaldı
   Radikal Solun Geldiği Nokta
   Nefisler Semiriyor Gönüller Çoraklaşıyor
   Mekke Medine’nin Statüsü Tartışılmalı
   CHP Hiç Değişmedi Değişmez
   Akşehir Belediyemizin Engelli Duyarlılığı

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Asgari Ücrete Bir de İslami Açıdan Baksalar
Mehmet Ali Tekin
Bosna Seyahati…
Recep Öğütçü
3 Aralık Dünya Engelliler Günü
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te