Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Acil Hastalara Yardım Vakfı
Perşembe, 22 Aralık 2011 - (03:01)
Recep Öğütçü

Geçen hafta Pazar günü, Konya televizyonumuzun ekranlarından Acil Hastalara Yardım Vakfı’nın çalışmalarını izledim. Vakıf Başkanı Süleyman Hocam, her hafta yaptığı gibi yine yaşlı annesiyle yaşayan, yatalak ve gözleri görmeyen bir engelliyi ziyaret etti. Engellinin yaşadığı mağara bozması evi görünce duygulandım, gözlerim yaşardı. Devletin bu kadar zengin göründüğü, kişi başına düşen milli gelirin on bin dolarları bulduğu bir zamanda böyle bakımsız ve sağlıksız ortamlarda yaşaya insanları görmek gerçekten hüzün vericiydi. Bu devlette yaşayan fertler arasında, yaşam standardı bakımından niçin büyük uçurumlar vardı? Devlet sağlığa bu kadar yatırımlar ve harcamalar yaparken, dünyanın her tarafına el uzatırken, bu insanları niçin göremiyordu, bunlara niçin el uzatamıyordu veya sağlıklı bir eve bu insanları niçin taşıyamıyordu?
Özürlü maaşlarını iki üç katına çıkarmış (220-350 arası), bakım ücretleri vermeye başlamıştı ama bu insanların öncelikle sağlıklı mekânlara ihtiyaç duyduğunu hiç düşünmemişti devlet.
Sağ olsun Süleyman Hocamız, devletin uzanamadığı o mübarek insanları arayıp buluyor, çam sakızı çoban armağanı hediye paketini ve tekerlekli sandalyesini sunuyor, hepsinden önemlisi o ezik ve terk edilmiş insanların halini hatırını soruyor, gönlünü alıyordu.
Bal tadında sözleriyle, gönüllere inen sohbetiyle, dışa vurduğu duygularıyla, yufka ve merhamet dolu yüreğiyle, içleri ısıtan sıcak iletişimiyle başka bir insan Süleyman Hocam. “Allah Süleyman Hocam gibi insanların sayısını artırsın” diye dua ediyorum.
Evet, köşede bucakta kalmış, ulaşılamamış, belki yakınları tarafından ilgili yerlere duyurulmamış kör ve kötürüm çok insan var. Bunların halini ancak onlar gibileri bilebilir. Yazar bir kardeşiniz olarak o insanların acılarını, çektiklerini, zorluklarını, sıkıntılarını ve duygularını en iyi ben bilirim. Çünkü onlardan biriyim. Kendimden bahsetmeyi pek istemem ama ben de yatalak derecesinde bir engelliyim. Ağır derecede engellilerin zorluklarını çok iyi biliyorum.
Yatalak bir engellinin, ayağını ve kolunu kullanamayan bir ortopedik özürlünün, bir kas hastasının, bir omurilik hastasının en büyük sorunu tuvaleti ve banyosudur. Engellinin tuvalet ve banyosu kendisine uygun bir şekilde dizayn edilmelidir. Ona ayda iki üç yüz lira gibi bir harçlık vermek, günde bir kez hazır yemek iletmek, yılda bir defa kömürünü vermek yeterli değildir. Onların öncelikle mekân (ev) sorunları vardır. Köy şartlarında, şehrin varoşlarında mağaradan bozma evlerde rahat yaşamaları, sağlıklı ortam bulmaları mümkün değildir. Paranın geçmediği yerler vardır. Parası olup da rezil yaşayan onlarca engelli biliyorum.
Yatalak engellilerin başka bir ihtiyacı, sosyal ortamlara çıkabilmesi, güneş alabilmesi ve insan görebilmesidir. Çünkü dört duvar arasının bir hapishaneden farkı yoktur. Bal yiyen baldan usanır. Her gün aynı duvarı seyreden, aynı insanla her gün beraber olan insan bir noktada bunmalıma düşer, yeni yüzler, yeni çevreler görmek ister. Akülü veya aküsüz tekerlekli sandalyelerle bu insanlar dışarı çıkarılmalı, gezdirilmeli, gözü gönlü açılmalıdır.
Evet, devletimiz az gelişmişlik çemberini kırmıştır, giderek zenginleşmektedir. Bu zenginlik, özürlüsüne, engellisine, yaşlısına yansıtılmalı, bu mazlum ve mağdur insanların hayat standartları yükseltilmelidir. Onların duaları bu milletin önünü açacak, devleti ayakta tutacaktır.
KONYA’YA BİR DARU’L ACEZE KURULUYOR
Acil Hastalara Yardım Vakfının çalışmalarını yıllardır uzaktan takip ediyorum. Vakfımızın çalışmalarıyla ilgili bir yazı yazmak bugüne nasip oldu. Vakfımız çok kutsal bir hizmet için yola çıkmış, nice görmeyenleri ışığa kavuşturmuş, nice yürüyemeyenleri sokağa çıkarmış, nice acil hasalara ilaç olmuş, nice yıkık gönülleri hoş etmiştir. Her hafta Konya televizyonumuzdan bu güzel hizmetleri izliyoruz. Başkan Süleyman Hocamızın hasta ziyaretlerini takip ediyoruz. İzledikçe hem ağlıyoruz, hem halimize şükrediyoruz. Süleyman Hocamızın programlarından şükretmeyi ve sabretmeyi öğreniyoruz.
Evet, hasta ziyaretlerinin ve yardımlarının yanında Acil Hastalara Yardım Vakfı, anlamlı bir hizmete soyunmuştur: O da; Konya’ya büyük çapta bir Darülaceze yapmaktır.
“Daru’l Aceze”, yaşlıların ve acizlerin bakım evi demektir. Konya’nın, hatta bütün Türkiye’nin kimsesizlerinin bakım merkezi ve huzur evi olacaktır. Burası amaçları ve projesi itibariyle devletin huzur evlerinden farklıdır. Hastalara hem bir hastane ortamı gibi bakılacak, hem de sosyal her türlü aktivite ile bu insanların gönülleri hoş edilecek. Yanında büyükçe bir de camisi olacak, hastalar ezan sesiyle huzur bulacaktır.
Devletin her yere ulaşması mümkün değildir. Özel sektör, her zaman devletten daha iyi yapar, devletten daha iyi işletir, devletten daha ucuza mal eder. Devletin merkeziyetçi, bürokratik ve hantal yapısı, çok amaçlı huzur evleri kurup işletmeye elverişli değildir. Devlet sadece denetlemeli ve teşvik etmelidir. İnsanlarımızın da hayır yapmaya, hayırlı işlere yatırım yapmaya ihtiyacı vardır. Amel defterlerimiz öldükten sonra “sadaka-yı cariyelerimizle açık kalacaktır.
Bugün için Darülaceze binamızın üçüncü katı örtülmüştür. Dört yüz yataklı, odaları bir ve iki yataklı planlanan bina, modern görünümüyle, farklı imkânlarıyla ve amaçlarıyla Türkiye Cumhuriyetinin ilk Darülacezesi olacaktır. Süleyman Hocamızın çok büyük hayalleri ve amaçları vardır. Köşede -bucakta kamış, sağlıksız ortamlarda yaşayan, yatalak, görmeyen, bakıma muhtaç, bağımsız ve yardımsız yaşayamayan kimsesiz insanları burada toplayacak, Konyalının merhametine emanet edecektir. Allah’ın iziyle Konyalı merhametlidir. Bir dramı görünce, duyunca, bilince Konyalı dayanamaz, gözlerinden yaş, gönlünden merhamet pınarları akar, lokmasını böler verir. Bugüne kadar Konyalı hayır işlerinde hep önde gitmiştir, birçok ilklere imza atmıştır. Mehir Vakfı ve Dost Eli gibi birçok hayır kuruluşunu Konyalı kurmuştur. Açe ve Pakistan depremlerine, Somaliliyi ve Filistinliyi doyurmaya, Van depreminin acılarını sarmaya ilk önce Konyalı koşmuştur. Konyalı duyguludur, duyarlıdır.
Acil Hastalara Yardım Vakfının başladığı ve bir yere kadar getirdiği Darülaceze külliyesinin devamını de inşallah Konyalı en kısa zamanda tamamlayacak ve Süleyman Hocam ve etrafındaki hizmet erleri derin bir nefes alacaktır. Başta yatalak hastalarımız sevinecek ve daru’l aceze binası Konyalının şerefi olacaktır. Binayı yapmak yetmeyecek, bu bu müesseseyi ayakta tutacak, akarlara, kiralık vakıf arazilere ve dükkânlara da ihtiyaç olacaktır.
Süleyman Hocamı daha fazla bekletmeyelim, yatalak ve kimsesiz hastalarımızı bir an önce sağlıklı mekânlarına kavuşturalım. Kimin yarın ne olacağı hiç belli değil. “Gülme komşuna gelir başına” demiş atalar. Ne verirsen elinle o gidecek seninle. “Veren el alan elden üstündür”. Verebilen ellere ne mutlu.
Eline gönlüne sağlık Süleyman Bey. Dualarımız sizinle. Proje safhasından bugüne kadar emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Allah razı olsun!

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Recep Öğütçü'in Son 10 Yazısı
   Kıdem Tazminatı ve Gerçekler
   Teşekkürü Hak Edenler
   Batı Kof Bir Ağaçmış Meğer
   İşte Gerçek Devlet Baba
   Sevmesek de Savaş Farzdır
   Sabır Şükür Kanaat
   Organize Sanayi Bölgeleri ve Çumra OSB
   Medeniyetimizin Temeli Merhamet
   Hapishaneler Islah Etmiyor
   Proje Okulları Tuttu
   Kış Geldi Hoş Geldi

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Ayasofya konusunda tekliflerim
Mehmet Ali Tekin
Bizi Kendilerine Benzetmeye Çalışıyorlar
Recep Öğütçü
Kıdem Tazminatı ve Gerçekler
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te