Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
KUYUYA ATILAN TAŞI KIRK AKILLI ÇIKARDI
Cumartesi, 03 Aralık 2011 - (00:34)
Recep Öğütçü

“Bir deli bir kuyuya bir taş atar, kırk akıllı çıkaramaz” diye, bir söz var. Nihayet bir delinin kuyuya attığı taşı, kırk akıllı çıkardı. İmam -Hatip liselilerin önünü kesmek için, birileri katsayı diye bir engel koydu, bugüne kadar kırk akıllı o engeli kaldıramamıştı. Nihayet YÖK’ün kompozisyonu değişince, 28 Şubatın mimarı generallerin bir kısmı emekli olup bir kısmı da içeri tıkılınca, yüksek yargıda bir zihniyet değişimi olunca o engel kaldırılabildi. Yargıdaki değişimi göz önüne alan YÖK katsayıyı kaldırma cesaretini kendinde buldu. İleriki günlerde siyasetçiler de bir kanunla bu uygulamayı perçinleyebilirler.

Evet,“Ba’de harabi’l Basa (Basra harap olduktan sonra)” diye bir deyim var. Ne yazık ki, birkaç nesil heba oldu, son on iki yılın meslek lisesi mezunu gençler, birçok nimetten mahrum kaldı, mağdur oldu. Hayalini kurdukları üniversitelere giremediler. Birçokları kapıcı, amele, çaycı, güvenlikçi odu, mühendislik, doktorluk ve avukatlık gibi prestijli meslekleri edinemediler. Birçoğu hayata küstü, psikolojisi bozuldu.

Düz liselinin öz evlat, meslek liselinin üvey muamelesi görmesi bizim ülkemize has bir yanlıştı. Diğer dünya ülkelerinde meslek liseliler teşvik görüyordu ve meslek liselinin orta öğretimdeki oranı da yüzde yetmişlerde idi. Bizim ülkemizde bu oran tersine döndü. Olan sanayiciye oldu. Sanayici kalifiye eleman bulma sıkıntısıyla karşılaştı, sanayici atılım yapamadı, üretim ve kalite düştü. Tamirci esnafı çıraksız kaldı. Bunda kesintisiz sekiz yıllık ilköğretim uygulamasının da etkisi oldu.

Katsayı engeli öyle sakat bir uygulamaydı, öyle anlamsız bir yasaktı ki, elektrik bölümünde okuyan bir meslek liseli elektrik mühendisliğini tercih edemiyordu. Sağlık meslek lisesinde okuyan bir öğrenci tıbba gidemiyordu. Makina bölümünü veya bilgisayar bölümünü bitiren bir meslek liseli bilgisayar veya makina mühendisi olamıyordu. Dört yıl Arapça okuyan bir imam-hatipli, Dil- Tarih- Coğrafya Fakültesine gidip Arapça öğretmeni olamıyordu.

Henüz anne babanın yönlendirmesiyle liseye yazılan veya okul seçen bir öğrenci, ileriki yıllarda farklı bir mesleği seçmek, farklı bir dalda üniversite okumak isteyebilirdi. İşte bu hak çocuklarımızdan esirgeniyordu. Bu yasağı, katsayı engelini getirenlerin bir tek gayesi vardı: İmam-hatip liseli öğrenciler imamlık dışında görev almasın, memleketin kaderine el koymasın. Bir genel müdür, bir müsteşar olmasın, bir başbakan seçilmesin. Vali, kaymakam, hakim, savcı olarak yetkili ve etkili makamlara gelmesin. Olan oldu, hiç olmazsa bugünden sonra olmasın dediler. Açıktan imam hatip düşmanı olduklarını söyleyemeyen bu zihniyet, katsayı engelini keşfetti. Bu arada kurunun yanında yaşlar da yandı, imam hatip liseleriyle birlikte diğer meslek liseleri de kapanma noktasına geldi. Öğrenciler bu okulları tercih etmeyince sanayici ara elemandan mahrum kaldı, meslek liselerinin oranı yüzde otuzlara kadar düştü. Her ilköğretim mezununun yüzde yetmişi veya altmış beşi genel liseye gidince bir sürü mesleksiz, becerisiz, işsiz genç ortaya çıktı. Bir ümitle üniversite kapılarına yığıldılar. Üniversiteyi bitirenler de düz liseden geldikleri için anahtar tutamayan makine mühendisleri ortaya çıktı, iğne vuramayan doktorlar yetişti.

Evet, üniversiteler ilim ve araştırma merkezleridir. Alınan eğitim, öğrenilen bilgi daha çok teoriktir. Meslek, lise yıllarında staj ve uygulama yaparak kazanılır. Hatta meslek seçimi ilköğretimin ikinci kademesinde yapılmalıdır.

Genel liselerden mezun olan öğrenciler yeni katsayısız uygulamayı kıskanabilirler, bir adım önde olmayı isteyebilirler. Zaten genel liseliler, aldıkları eğitimle ve okudukları müfredat dolayısıyla üniversiteyi kazanmak için bir adım öndedirler. Genel liselinin kazanma şansı her zaman yüksektir. Çünkü çıkan sorular genel liselinin okuduğu müfredatla paraleldir. Meslek liseliler bu açığını özel gayretiyle ancak dershanelerde kapatabilir.

HALK İLE TERS DÜŞENLER KAYBETTİ

Birileri 28 Şubat süreci bin yıl sürecek demişti. Kendilerinin hep iktidarda kalacaklarını, hep milletin sırtında boza pişirmeye devam edeceklerini sanıyorlardı. Yasaklarla, bin bir türlü zulümlerle, entrikalarla halka dayanmayan sistemlerini ayakta tutacaklarını düşünüyorlardı. Köylü çocuklarının okumasını, imam hatiplilerin yetkili ve etkili olmasını istemiyorlardı. Ama Allah’ın da bir hesabı vardı; Allah'ı unuttular, Allah da onları unuttu. Tuzaklar kurdular, Allah'ın tuzağı daha çetin oldu..

Tarih boyuca Allah’ın ayetlerine karşı çıkanlar, inkârlarında inat edenler hep kaybetmiştir. Başörtüsü Allah’ın bir ayetiydi, inkâr edenler, yasaklayanlar kaybetti. Zulüm hiçbir zaman payidar olmaz, olmadı. Akan gözyaşları karşılıksız kalmadı, kalmaz. Mazlumun ahı mutlaka çıkar. Türkiye’de esen demokrasi rüzgarları Arap ülkelerine de ulaştı, oralardaki diktatörler de bir bir yıkılıp gidiyorlar. Ne demişler: “Zulüm ile abat olanın ukbası berbat olur”.

Katsayı denilen bir yanlış uygulama daha geride kaldı. Yanlış hesap Bağdat’tan döndü. Hak geldi batıl zail oldu, su geldi teyemmüm bozuldu. Yıllarca bu devletin kaymağını yiyenlerin, halka sürü muamelesi yapanların hesabı kesildi, işine son verildi. Halk yenileri denemeye karar verdi, sıfırdan kurula bir partiyi (AKP’yi) 2002 de iktidara getirdi. Gecikmeli de olsa yargıda, askerde değişimler ve dönüşümler yaşandı. Danıştay’ın yürütmeyi durdurma korkusu, Anayasa Mahkemesinin kanunu iptal etme endişesi, Askerin karşı çıkma yetkisi gerilerde kaldı. Seçilenler etkili ve yetkili olmaya başladı. Avrupa demokrasileri bu memlekete de uğradı. Eski fişlenen ekip bugün yüksek görevleri üstlenen ekip oldu.

Çok şükür, imam hatip liseliler artık cüzzamlı muamelesi görmeyecek. Yetmişli yıllarda yani bizim dönemlerde olduğu gibi imam hatipliler de tabip, mühendis, hâkim ve öğretmen olabilecek. Herkes gayretinin, çalışmasının kaşlığını alacak. Bir tek engel varsa o da, üniversiteyi kazanmak için imam hatip liselerinin müfredatı yetersiz. Onu da şimdilik dershanelerde tamamlayacaklar. Biz velilere düşecek görev de, daha çok imam hatip lisesi binası yapmak, çocuklarımızı inançlı yetiştirmek için lise öğreniminde imam hatip liselerini tercih etmek olacaktır. Dernek ve vakıflarımız da, bu çocukların ibate ve iaşe ve barınmalarını temin etmek için daha çok pansiyonlar ve evler açmalıdır. Üniversiteyi kazandırmaya yönelik dershane eğitimine yardımcı olmak için fonlar oluşturulmalıdır.

Hükümetimizden daha cesur adımlar bekliyoruz. Kesintisiz ilköğretim kesintili ve kademeli olmalı, Kur’an kursalımıza da hayat hakkı tanınmalıdır. Genel liselere de hiç olmazsa seçmeli olarak Kur’an, Arapça ve Osmanlıca dersleri konulmalıdır. Başörtüsü yasağının kaldırılması üniversitelerle sınırlı kalmamalı, kamuda ve liselerde de yasak kaldırılmalıdır.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Recep Öğütçü'in Son 10 Yazısı
   Kıdem Tazminatı ve Gerçekler
   Teşekkürü Hak Edenler
   Batı Kof Bir Ağaçmış Meğer
   İşte Gerçek Devlet Baba
   Sevmesek de Savaş Farzdır
   Sabır Şükür Kanaat
   Organize Sanayi Bölgeleri ve Çumra OSB
   Medeniyetimizin Temeli Merhamet
   Hapishaneler Islah Etmiyor
   Proje Okulları Tuttu
   Kış Geldi Hoş Geldi

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Ayasofya konusunda tekliflerim
Mehmet Ali Tekin
Bizi Kendilerine Benzetmeye Çalışıyorlar
Recep Öğütçü
Kıdem Tazminatı ve Gerçekler
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te