Tüm Kitaplar - Türkiye
Tüm Kitaplar - Türkiye'nin Dev Kitap Sitesi
 Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Gavurluk Mikrobuna Dikkat
Salı, 15 Kasım 2011 - (15:34)
Mahmut Toptaş

"Bu elbise bu millete dar geliyor" sözü, siyaset yapan yetkililerimizin ağzından hiç düşmez ama; kendisi en yetkili yere geldiğinde, kendisi de bu millete bir elbise dikmeye başlayınca, kendi kalıbının ne olduğu ortaya çıkar.

Eskiden "Bütün akılları bir araya toplamışlar, sonra herkes birini alsın demişler, herkes kendi aklını almış." derlerdi.

Şimdilerde ise, geri kalmış ülkelerin insanları, kendi akıllarını değil de aklını ezenlerin, aklı üzerinde tepinerek gezenlerin aklını ve o aklın kesip biçtiği elbiseyi giyerek, hava atıyorlar.

Patronun giydirdiği iş elbisesindeki patronun adını, göstererek diğer ırgatlara hava atan, garibanlar gibi.

Bugünlerde bizden geri kalmış, halkı Müslüman ülkelere "Bakın bize ve bizim gibi yiyin, için ve bizim giydiğimiz elbiseden giyinin. "Benim ağam zengindir, benim ağam zengindir..." demeye, devam ediyoruz.

Zengin ağamızın kanun kalıbına dökülmüş, bütün sömürgen fikirlerini alıyoruz, Anadolu bozkırlarındaki insanlara, zorla giydiriyoruz, sonra da "Sen, benim ülkemdeki teröristi destekliyorsun" diye, kafa tutmaya çalışıyoruz.

Terör, kan, barut, gözyaşı, feryat, o hayran olduğumuz, ithaliyle övündüğümüz kanun kalıplarının ürünüdürler.

O sömürgeci kanun kalıplarını koyanların, adım attığı her yerde, topraklar kızıla boyanıyor.

Hani sevgili Peygamberimizin "Hızır, otsuz bir yere otursa, kalkınca o oturduğu yer yeşerir." dediği gibi; bu bizim kendimize örnek ve önder kabul ettiğimiz, her ağzından çıkan her kusmukta, binlerce hikmet aradığımız ve senin kanun kalıpların, bizim için vazgeçilmez ve önüne geçilmez, onlara aykırı kural konulmaz, dediğimiz insanların adım attığı her yerden kan, gözyaşı, yanık kokusu, çocuk, kadın ve ihtiyar insan feryadı yükseliyor.

Beş yılda öldürdükleri Müslüman sayısı, beş milyona vardığı hâlde, hâlâ kriterlerini alma yarışındayız.

Taze dimağlara yerleştirilen her krite, bu dünyada sömürgenliğini artırırken, ahrette yanmasına sebep olacak ciğerparelerimizin.

Küçücük akıllarıyla koydukları kriterlere sığmayanları, ceza kalıplarıyla yontup, sığdırmaya çalışıyorlar.

Ateşin görevi yakmak, akrebin görevi sokmak, mikrobun görevi hasta etmektir.

Müslüman'ın görevi de, bütün bunlar arasında, dikenli yolda yalınayak yürürken; ayağı dikene kaptırmamak için, dikkatli yürümesi gibi; yanmadan, inkar zehiriyle zehirlenmeden, şirk mikrobuyla gavurluk hastalığına tutulmadan, bu dünyada adam gibi yaşamak ve Hakk'ın huzuruna, Mümin olarak varmaktır.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Mahmut Toptaş'in Son 10 Yazısı
   Parasız ve Paralı Sevap İşleme Yolu
   Yüzakı Müslümanlar
   Aile Reisinden Devlet Başkanına Kadar
   Kâfire “Sala” Diyen Kahramanlara
   Namlusundan Gül Saçan Bomba Üretelim
   Taşı Gediğine Koymak
   Yüzleşme
   Mevlid’i Anmak ve Anlamak
   Affı Mümkün Olmayan Günah
   Katran Karası Kâfirlik
   Türkçe Ezan üzerine

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Parasız ve Paralı Sevap İşleme Yolu
Mehmet Ali Tekin
En Büyük Terörist Amerika…
Recep Öğütçü
İmam Hatip Okullarının Misyonu
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te