Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Siz Gerçekten Haddi Aştınız!
Çarşamba, 13 Mayıs 2020 - (15:21)
Mehmet Ali Tekin

Diyanet İşleri Başkanımız Sayın Ali Erbaş, 24 Nisan Cuma günü Ankara Hacı Bayram Camii'nde temsili olarak kıldırdığı cuma namazında okuduğu hutbede bir kısım sözleri, bazı çevreler tarafından tepki çekti.

İlahi (bir başka deyimle Semavi) dinlerin, her birisinin kitabı vardır. Bu dinlere inanan insanlar, o kitaba inanırlar ve o kitabın buyruklarına göre, ibadet ederler.

İslam Dini'nin kitabı Kur'an-ı Kerim'dir.

İslam dinine göre insanlar, inanıp inanmamakta serbesttirler. Yani İslam dinine bağlı insanlar, diğer insanlara İslam'ı anlatabilirler. İslami tabirle, tebliğ edebilirler. Fakat insanları İslam'a inanmaya zorlayamazlar.

İslam kelime olarak, karşılıklı olarak güven ve barış içinde olmak demektir. İslam toplumlarında tüm inanç mensupları, barış içinde hayat sürme haklarına sahiptir.

Cuma Namazı, İslam'ın önemli ibadetlerinden birisidir.

Cuma namazı kılınmadan önce, hutbe okunması, sıhhatinin şartlarındandır. Yani olmazsa olmazlarındandır.

Cuma namazı ve hutbesi, böyle önemli ibadetlerimizden birisidir.

Bu gün maalesef Korona illetinden dolayı 16 Marttan bu yana, Cuma namazı kılınamıyor.

Diyanet İşleri Başkanımız Sayın Ali Erbaş, 24 Nisan günü temsili olarak Ankara Hacı Bayram Camii'nde kıldırdığı cuma namazında, hutbe irad etti. Bu hutbe aşağı yukarı, 30 paragraflık bir konuşma.

Diyanet işleri Başkanı, hutbeye şu cümlelerle başlamakta:

"Muhterem Müslümanlar!

Bundan tam yüz sene önce, 23 Nisan Cuma günü Cuma namazının kılınarak tekbirlerle, salavatlarla, dualarla Milletimizin meclisinin açılışının ve Devletimizin kuruluşunun gerçekleştirildiği, Ankara Hacı Bayram-ı Veli Camii’nin minberinden sizleri selamlıyorum."

Hutbede, Ramazan ayı ve orucundan, temizliğin İslam'daki öneminden; insan sağlığının korunması için alınması gereken tedbirlerin başında sigara içilmemesine dikkat çekilerek, insana zarar veren, içki ve uyuşturucuların kötülüğüne dikkat çekerek; çevreye ve hayvanlara zarar vermenin günah olduğunu söyleyerek, açlara ve yoksullara yardım ederek, sosyal yardımlaşmaya dikkat çeken konuşmasının bir bölümünde, şöyle demekte:

" Ey insanlar! İslam zinayı en büyük haramlardan kabul ediyor. Lûtîliği, Eşcinselliği lânetliyor. Nedir bunun hikmeti. Hastalıkları beraberinde getirmesi ve nesli çürütmesidir. Yılda yüz binlerce insan gayri meşru ve nikahsız hayatın, İslamî literatürdeki ismi zina olan bu büyük haramın sebep olduğu, Hiv virüsüne maruz kalıyor. Geliniz bu tür kötülüklerden insanları korumak için birlikte mücadele edelim."

Yaklaşık 10, belki on beş dakika sürebilecek bir konuşmanın, bir dakikalık veya en fazla 2 dakikalık bölümü; belli bazı çevreler tarafından 'Hakkında dava açacağız.' diyerek, hedef tahtasına oturtuldu.

Ankara Barosu yaptığı açıklamanın bir bölümünde

" ... halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmesindeki kan kokan cüreti sebebiyledir." diyerek; Sayın Ali Erbaş'ı 'kin ve düşmanlığa tahrik' etmekle itham etmekteler.

Ankara Barosu'nun yaptığı açıklamanın tamamını okuduğunuzda, asıl kendilerinin, 'dogmatik sınırlar' diyerek, İslam Dini'ne hakaret edip, aşağıladıkları görülüyor.

Ankara ve İstanbul Baroları yaptıkları açıklamalarda, İslam'ın yasakladığı ve büyük günahlardan saydığı cürümler, övülmekte ve arka çıkılmaktadır.

Ankara ve İstanbul Barosu adına açıklama yapanlara, Kur'an'ın şu ayetlerini tekrar hatırlatıyoruz:

"Rabbinizin, sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyor da, insanlar arasından erkeklere mi yanaşıyorsunuz? Siz gerçekten haddi aşan bir topluluksunuz.” Şuara Suresi/165-166

" Elçiler 'Ey Lût! Biz rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla dokunamayacaklar. Sen gecenin bir vaktinde ailenle birlikte yola çık. Eşin hariç, sizden hiç kimse geride kalmasın. Çünkü onların başına gelecek olan, şüphesiz onun başına da gelecektir. Onlar için belirlenen zaman, sabah vaktidir. Sabah da yakın, değil mi?' dediler."

" Emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik ve üzerlerine sağanak halinde, rabbin katında işaretlenmiş taşlar yağdırdık. Böyle cezalar zalimlerin başından hiç eksik olmaz." Hud Suresi / 81-82-83

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Mehmet Ali Tekin'in Son 10 Yazısı
   Küresel Vahşiler Tepişiyor
   Irkçı Yaklaşım Hortluyor mu?
   Korona'dan Önce Korona'dan Sonra
   Süt Tozu'nun KDV'si Çocuk Felci
   O Günler Unutulur mu?
   Plevne Kahramanı Gazi Osmanpaşa
   Geç Gelen Adalet En Büyük Haksızlıktır
   Virüsler Bitmez
   Ali Şükrü Bey'in Şehadeti
   Abdullah Fevzi Efendi

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Müslüman İtalyan Kızın Hatırlattıkları
Mehmet Ali Tekin
Küresel Vahşiler Tepişiyor
Recep Öğütçü
Teşekkürü Hak Edenler
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te