Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
BAYRAM VE SILA-YI RAHİM
Pazar, 28 Ağustos 2011 - (11:53)
Recep Öğütçü

Yine bir Ramazan bayramına kavuştuk. Rabbimize şükürler olsun. Rabbimize dua edelim, bayram kara gelmesin, yollar kanlara boyanmasın, kazadan- beladan uzak bir bayramımız olsun!

Bayramlar sevinme ve sevindirme günleridir. Ramazan bayramına oruçlu olarak kavuşanların elbette sevinmek hakkıdır. Çünkü bayram, işçinin çalışması sonunda ücretini alması gibi, Rabbimizin ganimetini, mükâfatını paylaşma günüdür.

Sadece sevinmek değil, aynı zamanda bayramda birilerini sevindirmeliyiz. Öncelikle anamızı, babamızı, yakın akrabalarımızı, komşularımızı sırayla mutlu etmeli, ellerini öpmekle, ziyaret etmekle sevindirmeliyiz.

Gönül ister ki, senenin tüm günlerinde veya haftalarında yakınlarımızı görelim, gözetelim, ziyaret edelim. Bu davranışa dinimizde “sıla-yı rahim” denir. Sıla-yı rahim yapanları Rabbimiz Kur’an’ında övmüş, sıla-yı rahmi kesenleri, “Allah ile yaptıkları ahdi, misakı (sözleşmeyi) bozanlar” olarak nitelemiş, onların sonlarının hüsran olacağını bildirmiştir. Efendimiz de, “sıla-yı rahim ömrü uzatır, rızkı çoğaltır” buyurmuştur.

Sıla, ulaşmak, kavuşmak anlamındadır. Rahim ise, ana rahminden ilhamla akrabalık ve kan bağı demektir. Bir hadisi şerife göre, Rahim, Allah’a dua eder: “Benimle ilgiyi kesenlere ey Rabbim sen de ilgini kes, (onların dünyada ve ahirette nasiplerini kes)” der. Rahim ve Rahman Allah’ın güzel isimlerindendir. Dolayısıyla sıla-yı rahmi kesenler Allah’ın Rahim ve Rahman isimlerinin tecellilerinden uzak kalır, Allah’ın rahmetinden, bağışından, acımasından mahrum olur.

Nice insanlar bilirim, anasını-babasını terk etmiş, ama hayatı kararmıştır, ticaretinden ziraatinden hep zarar etmiş, iflas yaşamıştır. Evi dağılmış, evinde huzur ve bereket kalmamıştır. Nice insanlar bilirim, ana –babasına bakmamış, çocukları da hayırsız çıkmış, büyüklerine yaptığı saygısızlığı çocuklarından fazlasıyla görmüştür. Bu konuda tecrübelerle sabit anlamlı sözler vardır:: “Çalma kapıyı çalarlar kapını.” “Eden bulur.” “Bu dünya etme bulma dünyası.”

Evet, bayram denince sıla-yı rahim akla gelir. İnsanımız, gençlerimiz, gurbet kuşları hiç olmazsa köyüne kentine, ana- babasına bayramlarda gitmeli, gidemediklerinin bir telefonla bari gönlünü almalı, bayramını tebrik etmelidir. Ama hiçbir zaman telefon canlı bir el dokunuşunun yerine geçmez. O göz göze gelmenin, o karşılıklı bakışmanın, o mübarek ellere dokunmanın, annemizin babamızın nasırlı ellerini okşayarak öpmenin sıcaklığını hiçbir şey karşılamaz. O yaşlı İnsan bir yıllık acılarını, çektiği çileleri bir anda unutuverir, çocuklarına karşı içinden bir merhamet ve af duygusu yükselir. O duyguyla yaptığı dua asla reddolunmaz.

ANA- BABA DUASI ALMALIYIZ

Anne babaların duasına sonsuz ihtiyacımız var. Her ne olmak istiyorsak onların duasını almalı, onların duasını basamak yapmalıyız. Ana-baba duasının basamağından çıkmayanlar, çıktığı ve çıkacağı yerden düşmüştür, mutlaka düşecektir. Müşrik olan anneyle bile ilgilenmemizi ister Efendimiz. Büyüklerimizin küçük yanlışlarını kafamızda büyütmemeliyiz. Eşlerimizin yönlendirmesiyle ana-babamızdan uzak durmak yanlıştır, evladımızdan aynı muameleyi görmek kaçınılmazdır. “Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste” demiş atalar. Annelerin ve babaların duası ile Allah arasında hiç perde ve engel yok. Mazlumun duasını, misafirin duasını ve ebeveynin evladına duasını Rabbimiz asla reddetmez.

Günümüzde kayınvalide- gelin geçimsizliğinden dolayı küsen, birbirine gelip gitmeyen pek çok dünür evi var. Ana babalar olarak kimseyi evladından koparma yoluna gitmemeli, yeni evlileri biraz özgür bırakmalıyız, gençlere fazla müdahale etmemeliyiz. Kız anası kızının artık ayrı bir yuvası olduğunu unutmamalı, oğlan anası yeni bir evlat kazandığını düşünmelidir. Eften püften dolayı bir küslük oluşmuşsa, bayramı vesile yapıp barışmalı, dünürler arasındaki küslükten genç evliler olumsuz etkilenmemelidir.

Evet, bayramı vesile yapmalı, öncelikle ana -babamızın duasını almalıyız. Gönüllerini hoş etmeli, küçük hediyelerimizle sevindirmeliyiz. Daha sonra büyük yakınlarımızı, amca, dayı, hala ve teyzelerimizi, gerekirse gelmeyen yeğenlerimizi, dünürlerimizi, hocalarımızı, öğretmelerimizi ve komşularımızı ziyaret etmeli, çocuklarımızı tanıştırmalıyız. Çocuklarımıza örnek olmalı ve bizim yolumuzda gitmeleri için akrabalarımızı tek tek tanıtmalıyız.

Günümüzün stresli, monoton ve modern yaşamında maalesef akrabacılık ve komşuluk ilişkileri giderek kayboluyor. Hele yeni nesil akrabalarını hiç tanımıyor, tanımak ta istemiyor. Apartman hayatında alt ve üst komşuyu, hatta yan komşuyu tanımıyoruz, tanışmıyoruz. Bu davranışımız ileride millet olma özelliğimizi kaybettirecek, bizi birbirimize düşürmek isteyen düşmanların ekmeğine yağ sürmüş, onlara fırsat vermiş olacağız. Bugüne kadar, tarih boyunca bizi akrabalık bağları ve komşuluk ilişkileri ayakta tutmuş, birbirimizle dayanışarak bu vatanı elde tutmuşuz. Çanakkale’de düşmanın yaralı askerini bile tedavi etmişiz. “Komşu komşunun külüne muhtaç”, “gülme komşuna gelir başına” demişiz. Peygamberimiz, “Cebrail bana komşuluk hakkını o kadar tavsiye etti ki, komşu komşuya mirasçı olacak sandım” “büyüklerini saymayan, küçüklerine şefkat göstermeyen bizden değildir” buyurmuş.

Bayramların en büyük sebebi ve hikmeti, işte bu zayıflayan bağları yeniden kurmak ve canlı tutmaktır. Yani bayramların ışlevi daha çok dünyamıza dönüktür. Bayramları sadece tatil ve dinlenme günleri olarak algılamayalım. Denize, sahillere gidip otellerde bayam geçirenler geçirsin, biz bayramımızı ana- babamızın yanında geçirelim. Akrabalarımızı tanıyarak ve sevindirerek geçirelim. Aile bağlarının güçlü kalması için yeni nesillere sıla-yı rahim kültürümüzü aşılayalım. Sıla-yı rahim’in farz olduğunu unutmayalım.

Bayramınız mübarek olsun. Nice bayramlarda buluşmak ümidiyle.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Recep Öğütçü'in Son 10 Yazısı
   Kıdem Tazminatı ve Gerçekler
   Teşekkürü Hak Edenler
   Batı Kof Bir Ağaçmış Meğer
   İşte Gerçek Devlet Baba
   Sevmesek de Savaş Farzdır
   Sabır Şükür Kanaat
   Organize Sanayi Bölgeleri ve Çumra OSB
   Medeniyetimizin Temeli Merhamet
   Hapishaneler Islah Etmiyor
   Proje Okulları Tuttu
   Kış Geldi Hoş Geldi

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Ayasofya konusunda tekliflerim
Mehmet Ali Tekin
Bizi Kendilerine Benzetmeye Çalışıyorlar
Recep Öğütçü
Kıdem Tazminatı ve Gerçekler
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te