Tüm Kitaplar - Türkiye
Tüm Kitaplar - Türkiye'nin Dev Kitap Sitesi
 Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Erbilli Es’ad Efendi’nin Şehadeti
Pazar, 08 Mart 2020 - (02:47)
Mehmet Ali Tekin

Yeryüzünde, Kemalistler kadar kendi tarihine ve kültürüne düşman olan, bir kesim yoktur herhâlde.

Cumhuriyetin kuruluşundan hemen sonra ikinci meclis sonrasında; İslami değerler, Osmanlı’dan tevarüs eden tüm gelenek ve kültür; geri kalmışlığın müsebbibi olarak görüldü.

Şapka ve Kıyafet Devrimi, Harf İnkılabı, Halifeliğin kaldırılması gibi devrimler kanunlaştırılarak; toplumun hayat tarzı ve düşünce tarzının batılılaştırılması için ne gerekiyorsa, yapılmaya başlandı.

Devrimlerin halk tarafından benimsenmemesi üzerine, ceberut tedbirler hızla alındı.

Şapka ve kılık kıyafet değişikliklerin halka benimsetilmesi için ve halkın tepkisin sindirilmesi için darağaçları kurarak; İskilipli Atıf, Babaeski Müftüsü Ali Rıza Efendi, Şeyh Muharrem Hafız, Şeyh Said gibi âlim ve toplumun önde gelenleri, alelusul yargılamalarla idam ediliyorlardı.

Halkta istedikleri gibi bir değişimin olmaması, dönemin idarecilerinin hışmının yükselmesine vesile oluyordu. Bütün baskılara rağmen, bazı âlim ve ileri gelenlerin, halkın teveccühüne mazhar olmaları; Kemalistlerin, halka olan kinlerini artırıyordu.

Daha sonra Kemalistlerin hedefi hâline gelecek olan Erbili Es’ad Efendi, kaplıcalardan faydalanmak maksadıyla Bursa’ya gider ve Hakkı Paşa Oteline yerleşir. Es’ad Efendi’nin Bursa’ya geldiğini işiten halktan kalabalık bir gurup; otelin önüne gelip, Es’ad Efendi’yi görmek isterler. O sırada tam karşıda bulunan Ada Palas otelinde, CHP’nin ileri gelen milletvekillerinden Şükrü Kaya, Mahmut Esat Bozkurt, Hüseyin Vasıf Çınar bulunmaktadır. Kalabalık dikkatlerini çeker ve bir görevliyi çağırıp, ne olduğunu sorarlar. Hizmetçi geri geldiğinde “İstanbul’dan Esad Efendi adında bir âlim gelmiş. Halk onu görmek için doluşmuş.” diye bilgi verince; Şükrü Kaya: “Nereden çıktı bu adam? Biz hepsini temizlediğimizi sanıyorduk.” Diyerek, hiddetleniyordu.

Bu hadise ve daha sonraki günlerde Vakit Gazetesi, Es’ad Efendi’yi hedef tahtasına oturtacaktı: “Şeyh, beyaz bir konakta oturuyor. Halk içindeki cahiller, safdiller koşuyor, konağı bir mabede çeviriyorlar. Her giden bir şeyler götürüyor. Şeyh, cennet hayatı yaşıyor... Müridleriyle birlikte her gün ayin düzenliyor...”

Vakit Gazetesi, hem toplumu hem de CHP’nin ileri gelenlerini, Es’ad Efendi aleyhinde yönlendirmek için, her türlü tezviratı yayıyordu.

Manisa Askeri Hastanesi imamlığından emekli İbrahim Hoca, Es’ad Efendi’ye bağlı bir kimsedir ve bölgede, irşad faaliyetleri yürütmektedir. Halkın teveccühünü kazanmış bir kimsedir.

Bu esnada Serbest Fırka kurulmuş ve yapılacak mahalli seçimlere hazırlanıyordu. Mahalli seçimlerde, bazı il ve ilçelerde, özellikle Ege Bölgesinde halkın teveccühüne mazhar oluyordu. Belediye seçimlerinde İzmir, Cumhuriyet Halk Fırkası ve Serbest Fırka’nın büyük bir rekabetine sahne oldu.

1929 Dünya Ekonomik krizi ülkenin her tarafında olduğu gibi, İzmir bölgesini de ciddi şekilde etkiledi. Ege bölgesinde ve İzmir’de yaşayan Gayr-i Müslimler, göçmenler ve yerli halkın çoğunluğu ekonomik krizden çok etkilenmişlerdi ve oylarını Serbest Fırka yönünde kullandılar.

İzmir bölgesinde Bademiye, Şereflihisar, Kınık, Şirince, Kuşadası, Menemen, Bozdoğan, Buca, Dikili, Urla, Aydın’da Çine, Bozdoğan, Söke, Umurlu,Yenipazar , Germencik, Gördes, Karapınar belediye başkanlığı seçimlerini Serbest Fırka adayları kazanmıştır.

Menemen Hedefe Konuluyor

Prof. İsmail Hakkı Uzunçarşılı’ya göre: “İstanbul/Erenköy’de oturan 84 yaşındaki Nakşi Şeyhi Erbilli Şeyh Esad Efendi ile oğlu Mehmet Ali Efendi tarafından planlanıp, Manisa Askeri Hastanesi imamlığından emekli olan Laz İbrahim Hoca tarafından teşvik/tahrik edilen ve Derviş Mehmet ile adamları tarafından icra edilen menfur bir irtica olayıdır.”

Tiyatro Oyunu Gibi

23 Aralık 1930 sabahı erkenden, Menemen’e gelen Derviş Mehmet ve 4 arkadaşı, tekbirler getirerek, çarşı içindeki Müftü Camii önüne gelir. Namaz sonrasında Derviş Mehmet, sabah namazına gelmiş 8-10 yaşlı kişiye kendisini Mehdi olarak tanıtır. Cami içinde bulunan “La ilahe İllallah İnna Fetahneke” yazılı bir sancağı, adamlarından birisinin eline verir ve camiden çıkıp, Belediye Meydanına yönelir. Meydana ulaştığında, dükkânlarını yeni açan veya camiden çıkanların dikkatini çekecek şekilde, tekbir getirirler. Kalabalık 100 kişi civarındayken, Jandarma Yazıcısı Ali gelir ve Derviş Mehmet O’na ‘Sen git komutanın gelsin!’ der.

Yazıcı Ali, Bölük Komutanı Fahri Bey’i evine gider ve durumu anlatır. Fahri Bey evinden olay mahalline gelerek, Derviş Mehmet’e ‘Ne yapmak istediğini sorar.

Derviş Mehmet, Bölük Komutanı Fahri Bey’e, kendisinin Mehdi olduğunu, dini yaydığını ve kendisine karşı koyamayacağı tehditlerini savurur.

Bölük Komutanı Karakola döner. 43. Alay komutanlığına telefon açar ve durumu anlatarak, yardım ister. Alay Komutanlığı Yedeksubay Mehmet Fehmi Kubilay’ı bir müfreze ile görevlendirir. Asteğmen Kubilay olay mahalline ulaştığında, Derviş Mehmet’in karşısına çıkar ve yakasına yapışıp, silkeler ve teslim olmalarını ister. Derviş Mehmet o esnada tabancasını çeker ve Kubilay’ı vurur. Kubilay yere düşer. O esnada askerler, tüfeklerini ateşlerler. Tüfeklerde manevra mermisi olduğu için Derviş Mehmet ve adamlarına bir şey olmayınca, daha da cesaretlenirler. Bu kargaşa esnasında Kubilay yerden kalkıp, Gazez Camii’ne doğru koşar. Yarasından dolayı biraz ileride, yere yığılır kalır. Derviş Mehmet peşinden gelir ve Kubilay’ın başını keserek, gövdesinden ayırır ve sancak direğine bir iple bağlar.

Bu arada Alay komutanlığı, yeni bir birliği olay mahalline gönderir. Komutanın teslim ol çağrılarına ‘bize kurşun işlemez’ diye karşılık veren Derviş Mehmet, adamlarından Sütçü Mehmet ve Şamdan Mehmet orada ölürler. Emrullah oğlu Mehmet ve Hasan adındaki müritleri yarılı olarak kaçarlarken, sokak aralarında yakalanırlar.

Bu arada olayla hiç alakası olmamasına rağmen Esad Erbilî, 23 Aralık 1930’da İstanbul’da tutuklanarak, Menemen’e sevk edilir.

Olay böylesine tiraji komik cereyan eder ve 31 Aralık 1930 günü Başbakan İsmet İnönü ve Bakanlar kurulu toplantısı akabinde; Menemen, Manisa ve Balıkesir ilçelerinde sıkıyönetim ilan edilir. Sıkıyönetim Komutanlığına Fahrettin Altay Paşa ve Divan-ı Harp Reisliğine de Mustafa Muğlalı Paşa tayin edilir.

General Mustafa Muğlalı başkanlığında kurulan Divan Harp Mahkemesinde, 24 Ocak 1931 günü iddianame okundu. 29 Ocak 1931 günü mahkeme 36 (ölmüş olan bir sanık ile 37) kişinin, idama mahkûm edilmesine karar verir. İdam edilenler arasında, Es’ad Enbili’nin oğlu Mehmet Ali Efendi de vardı. İdam talebiyle yargılanan Es’ad Erbili Efendi, 84 yaşında olması nedeniyle müebbed hapse mahkûm edildi.

Çok yaşlı ve hasta olduğu için Es’ad Efendi hastaneye kaldırıldı.

4 Mart 1931 sabaha karşı da vefat etti.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Mehmet Ali Tekin'in Son 10 Yazısı
   Küresel Vahşiler Tepişiyor
   Irkçı Yaklaşım Hortluyor mu?
   Korona'dan Önce Korona'dan Sonra
   Siz Gerçekten Haddi Aştınız!
   Süt Tozu'nun KDV'si Çocuk Felci
   O Günler Unutulur mu?
   Plevne Kahramanı Gazi Osmanpaşa
   Geç Gelen Adalet En Büyük Haksızlıktır
   Virüsler Bitmez
   Ali Şükrü Bey'in Şehadeti
   Abdullah Fevzi Efendi

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Müslüman İtalyan Kızın Hatırlattıkları
Mehmet Ali Tekin
Küresel Vahşiler Tepişiyor
Recep Öğütçü
Teşekkürü Hak Edenler
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te