Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Hapishaneler Islah Etmiyor
Salı, 11 Şubat 2020 - (03:46)
Recep Öğütçü

Hapishanenin, mahpushanenin bir adı da ıslah evidir. Modern dünyada hapishaneler, suç işleyenlerin cezasını çekmesi, bir daha suç işlememesi, ıslah olması, pişman olması, vicdanlarda adaletin yerini bulması ve toplumun güven içinde yaşaması için yapılmıştır. Suçluların hürriyetini kısıtlamak için yapılan hapishanelerin asıl amacı; suçluyu, mahkumu, eğitmek, ıslah etmek ve topluma kazandırmak ve bir daha suç işlemesini önlemektir.

Bakıyoruz, suç işleyenlerin çoğunluğu yine daha önce suç işleyip mahkum olanlardır ve cezasını çekip çıkanlardır. Daha geçen haftalarda gördük; bir hapishane kaçağı psikopat, okul yolunda üniversiteli bir genç kızı suçsuz yere bıçaklayarak öldürdü ve ifadesinde "pişman değilim, yakalanmasaydım daha çok insanı öldürecektim” dedi. Evet, hapishanelerimiz az da olsa suçlu üretiyor, cezasını yatıp çıkanlar bir suç makinesi oluyor ve tekrar hapishaneyi boyluyor.

Şu gerçek ki, hapis yatmak, modern hukukun en etkili cezası ve müeyyidesidir ama gerçek adaleti tecelli ettirmiyor. Yani sadece hapiste yatırarak insanı suç işlemekten uzaklaştıramıyoruz, adalet yerini bulmuyor, toplumda suçlar azalmıyor. Aksine hapishaneler daha çok doluyor, yeni hapishanelere ihtiyaç duyuluyor, hapisten çıkanlar tekrar suç işleyip hapse giriyor. Demek ki insan fıtrat olarak sadece hapiste yatarak, hürriyeti kısıtlanarak ıslah olmuyor. Mahkumiyet, tutukluluk, belki modern hukukun bulduğu bir ceza yöntemidir ama tam olarak ıslah edici bir müeyyide değildir.

İlahi hukuk veya evrensel hukuk dediğimiz bir yüce sistemden yararlanmadığımız müddetçe hapishaneler ıslah evine dönüşemezler, kanunlar caydırıcı ve eğitici olamazlar. Zira insan fıtratını, insanın ıslah şeklini en iyi onun Yaratanı bilir. Yaratan'ın kanunlarıyla terbiye edilmeyen ve O'nun kırbacını yemeyen insan, suç işlemeye, suça meyletmeye devam eder. Yaratanın kanunları içinde idam vardır, kısasa kısas vardır, mahpusluk vardır, sürgün vardır. Amaç caydırıcı olmaktır, kan ve kin davasını önlemektir. Bugün toplumda taciz, tecavüz ve fuhuşta artış görülüyorsa, insanlar gözünü kırpmadan öldürebiliyorsa, küçük bir münakaşada insanlar silaha ve bıçağa sarılıyorsa, insanlar kendi intikamını almaya kalkıyorsa, insanlar can, mal ve namus güvenliklerinde endişeler taşıyorsa, kimse öfkesine hakim olamıyorsa, bunun baş sebebi ceza yasalarımızın yetersizliğidir, hukuka olan güvensizliktir. Mevcut ceza sistemimizden zalim de mazlum da memnun ve mutmain değil. İçeride yatan da, dışarıda haksızlığa uğrayan da adaletin tecelli ettiğine inanmıyor. Burada bütün suç kanunlarda değil, uygulayıcılar da yetersiz.

Evet, hapishaneler ağzına kadar dolmuş durumda, iki yüz binden fazla insanı dört duvar içinde besliyoruz, kötülerle iyileri aynı koğuşlarda tutarak iyileri de kötü yapıyoruz. Hapishaneler adeta suç işleme yollarını, kanunların açıklarını öğreten bir okul gibi görev yapıyor. Kimi kinle doluyor, kimi cinliği öğreniyor, kimi psikopat olup çıkıyor. Halbuki hapishaneler birer ıslah evi- Medrese-yi Yusufiye olmalı, eğitim yuvasına dönüşmeli. Oraya düşenler hem ahlak hem meslek kazanmalı. Zaman zaman bunun örneklerini görüyoruz. Hapishaneden Hafız olup çıkanı, üniversite bitireni bile gördük. İşte bu örnekler çoğalmalı, bütün hapishanelerde atölyeler kurulmalı, mahkumlar çalışmalı, üretmeli, gerekirse buradan kazandığıyla evini de geçindirmeli. Mahkumlar orada örgüt gibi birbirini etkilememeli, kirli ve temiz çamaşırlar aynı makinede yıkanmamalı. Diyanet İşleri Başkanlığımızın gönderdiği görevliler daha çok çalışmalı, gerekirse daha çok hoca görevlendirilmelidir.

Evet, ceza kanunlarımız, geleneklerimizin ve inancımızın ışığında tekrar ele alınmalı, insan fıtratına uygun yazılmalı, suç-ceza dengesi iyi korunmalı, gerekirse Mecelle'mizden de yararlanılmalı, bu milletin çoğunluğunun Müslüman olduğu unutulmamalı, gerekirse çok hukuklu bir sistemi benimsemeliyiz. Uğur Mumcu'nun ifadesiyle, "İtalya ceza kanununa göre yargılanan, İsviçre yasalarıyla evlenen ve şeriat kanunuyla gömülen Müslüman” tarifinden çıkmalıyız. Müslüman'sak Müslüman'ca yargılanmalı, Müslüman'ca evlenmeli, Müslüman'ca gömülmeliyiz. Mevcut hukuk sistemimiz, modern hapishane duvarlarımız, durmadan düzelttiğimiz adalet mekanizmamız huzur ve sükunetimizi, emniyet ve güvenimizi sağlamaya yetmiyor.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Recep Öğütçü'in Son 10 Yazısı
   Sevmesek de Savaş Farzdır
   Sabır Şükür Kanaat
   Organize Sanayi Bölgeleri ve Çumra OSB
   Medeniyetimizin Temeli Merhamet
   Proje Okulları Tuttu
   Kış Geldi Hoş Geldi
   3 Aralık Dünya Engelliler Günü
   İmam Hatip Okullarının Misyonu
   İmam Hatip Konusu
   Aile Konusu

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Kenetlenme ve selamet yolu
Mehmet Ali Tekin
Çanakkale Cephesinde Bir Alim
Recep Öğütçü
Sevmesek de Savaş Farzdır
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te