Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Kaybetsek de Kazanırız
Cumartesi, 08 Şubat 2020 - (01:29)
Mehmet Ali Tekin

Çevremizdeki insanların çoğu, geçim sıkıntısından muzdarip.

İki şeyden dolayı, geçim sıkıntısı çektiğimizi sanıyorum.

Birincisi doyumsuzluk.

Refah düzeyimiz arttıkça, şu da olsun, bu da olsun doyumsuzluğundan dolayı; kazancımız, ihtiyaçlarımızı karşılayamaz oluyor.

Olmazsa olmazlarımız çoğaldığı için, kazancımız hayatımızın ihtiyaçlarına yetmemekte.

1990 yılına kadar, değil taşradaki İstanbul’da yaşayanların yüzde doksanının evinde, sabit telefon bile yoktu. Bu gün, her birimizin elinde birer cep telefonu.

5 kişilik bir ailede ayda, ortalama 50 TL’den 250 TL telefon gideri var. Evimizde kullandığımız, elektrikli eşyaların bir listesini yapın. Bir de 1990 ve öncesinde evlerde bulunan elektrikli cihazların sayısı kaç, ona bakın.

Bu listeyi çoğaltabiliriz…

İkincisi kazancımıza haram karışması.

Helal kazanmak, Müslüman’ın olmazsa olmazlarından çıktı maalesef.

İnsanımızın çoğu, kazancının helâl olup olmadığına bakmaksızın; daha çok nasıl kazanabilirimin derdine düşmüş durumda. Helâl kazanç ortadan kalktığı için de, bereket de ortadan kalkıyor. Bundan dolayıdır, ne kadar çok kazanç olursa olsun, geçim sıkıntısı bir türlü sona ermiyor.

Geçim sıkıntısının sona ermesi için önce, kazançlarımızı helâl yoldan elde etmenin yollarını bulmalıyız.

Helâl kazancın yolu, doğruluktan ve hakkaniyetten geçmekte.

Ticaretimizde ne bahasına olursa olsun, doğruluktan ve hakkaniyetten sapmamalıyız.

Yaptığımız ortaklıkta ve ticarette, her daim kendimizi karşımızdakinin yerine koyarak iş yaparsak, ticaretimizin bereketlendiğini göreceğiz.

Tevhid Dergisi’ni çıkardığımız dönemde, dergimize abone olması vesilesiyle 1990 yılında tanıştığım, Adem Üngür ile alış verişimizi, sizlerle paylaşmak istiyorum:

Adem Kardeşim 1996 yılı sonlarına doğru bana bir teklif de bulundu. Ben de teklifi kabul edip, o zamanın behrinde 10.000 Mark’ı kendisine verdim. Teklifi şuydu. Avrupa’dan getireceğimiz TV, Teyp vb teknik malzemelerden yapacağımız ticaretin kârını, ayda bir tespit edeceğim (eğer zarar olursa aynı oranda) ve senin hissene düşen miktarı vereceğim dedi. Yanlış hatırlamıyorsan ayda ortalama 200-200 mark veriyordu. Bu böyle yaklaşık iki sene kadar sürdü.

İki senenin sonunda, Adem ‘Ağabey, her hesaplarla uğraşmak çok zor oluyor. Hisse miktarını yükseltip, kişi sayısını azaltmam gerekiyor ki, hesap yapmak için daha az uğraşayım. Onun için hisse miktarı, en az 50.000 Mark olması gerekiyor. Sen bu 10 bin Markını ya 50 bine çıkarmalısın, ya da 10 bin Markını sana geri vereceğim.’ diye bir teklif yaptı. Ben de teklifini kabul edip, bir iki ay içerisinde, bu miktarı 45.000 Mark olarak kendisine verdim.

Aramızda şöyle bir anlaşma yaptık ve her ikimiz imzaladık.

1-Mehmet Ali Tekin kâr ve zarara karşılık, verdiği 45.000 Mark nisbetinde Adem Üngür’le ortak olmuştur.

2-Mehmet Ali Tekin’in 8 Haziran 1998 günü Adem Üngür’e verdiği 45.000 Mark paranın aylık kâr ve zarar nispetini Adem Üngür’ün tespit edeceğini kabul eder.

3-Aylık kâr nisbetini Adem Üngür her ayın sonunda, Mehmet Ali Tekin’e ödemeyi taahhüt eder.

4-İşbu anlaşma taraflar arasında kabul edilmiş 4 maddeden ibaret olup aşağıda şahitler ve taraflar imzalarıyla tasdik ederler.

Böyle başladık ve Adem bana bazı aylar 1.000 bazı aylar 1.200 Dm tutarında ödemeler yaptı. Bu minval üzere ödemelerde, hiçbir aksama olmadı.

Bu arada bir komplo ile Selam çalışanlarından 5 arkadaşımla birlikte sözde Tevhid Selam Terör Örgütü mensubu olmak suçlamasıyla tutuklayıp, Eskişehir Özel Tip Cezaevine koydular.

Adem, ödemeleri aileme yapmaya devam etti. 2004 yılıydı sanıyorum. Hanım bir ziyarette Adem’in çok selamı var, bir iflas durumu söz konusu, bundan sonra ödeme yapma imkânım yok dedi. Ben de hanıma ‘Çok selam söyle, canı sağ olsun. Hayırlısı olsun.’ dedim.

28 Temmuz 2005 günü tahliye olduktan bir buçuk iki ay sonra, Adem’in Sirkeci Doğubank’taki iş yerine gittim.

Selam Kelamdan sonra ‘Adem kardeş, biz seninle bir kâr zarar ortaklığı yaptık. İflas ettiğini söylüyorsun. Sen ne dersen, ben ona razıyım. Diyorsan senin bütün paran gitti. Eyvallah başım gözüm üstüne.’ Dedim.

Adem: ‘Evet ağabey ben bir iflas yaşadım, ayrıntılara girmek istemiyorum. Senin bende 45 bin markın vardı, bu günün parasıyla 23.000 Euro yapar. Senin hissene 3.000 Euro zarar düşüyor. Benim sana 20.000 Euro borcum var. Ne zaman param olursa, o zaman ödemeni yapacağım.’ dedi.

Bu şekilde konuşup vedalaştık. Adem bir müddet sonra, İstanbul’u terk edip, köyüne döndü. Orada hayvancılıkla meşgul olmaya başladı.

Aradan epeyi bir zaman geçtiği hâlde, Adem’i arayıp da ne zaman para vereceksin diye hiç sormadım. Ta ki 2008 yılında, aile dostum Sıddık Türkan ile Kayseri’ye çeyiz eşyasını almak için gittiğimizde; Adem’i köyünde hanımla birlikte, birkaç saat ziyaret ettik, hâl hatır sorup geri Kayseri’ye döndük.

Yanlış hatırlamıyorsam, 2009 yılı Nisan aylarıydı. Bir telefon geldi, tanımadığım bir numara. Adem arıyordu. “Ağabey ben 6 aydır İstanbul’dayım, yeniden aynı işe başladım. Müsait olduğun bir zamanda gel de, bir görüşelim.” deyip Sirkeci’deki bürosunun adresini verdi. Bir hafta sonra veya on gün sonra gittim. Hoşbeş ve sohbet sonunda Adem: ‘Ağabey şu 5.000 Euro’yu al, kalan 15.000 Euroyu da, 1-2 ay içinde vereceğim inşallah.’ dedi. Teşekkür ederek aldım ve Rabbim sana daha çok versin dedim.

Nitekim iki ay içerisinde, kalan parayı da verdi.

Bunu şunun için anlattım sevgili arkadaşlar ve dostlar.

Maalesef Müslümanlar arasındaki ticaretlerde böyle sağlıklı ilişkiler yok denecek kadar, çok azaldı.

Bizler aramızdaki ilişkilerde, Rabbimizin buyruklarına uyarsak, ‘Kaybetsek de kazanmış oluruz’ diyorum.

Rabbimizin şu buyruğunu sizlere ve kendime hatırlatıyorum:

Sebe’ Suresi 39: “De ki: Rabbim, kullarından dilediğine bol rızık verir ve (dilediğinden de) kısar. Siz hayıra ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.”

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Mehmet Ali Tekin'in Son 10 Yazısı
   Suskunluk İdeolojisi ve Yalnızlık Hissi Acı Veriyor
   Çanakkale Cephesinde Bir Alim
   Küresellerin Corono Oyunları
   İstiklal Marşı Mahzun
   Korono terbiyesi
   28 Şubat Mağdurlarının Feryadı Dinmiyor
   Bosna’dan İbret Alalım
   Silahımız Yok Ama Allah’ımız Var…
   Erbilli Es’ad Efendi’nin Şehadeti
   Hacı Veyiszade Mustafa Efendi
   Bu Ülkeye Sizler Hizmet Vereceksiniz

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Kenetlenme ve selamet yolu
Mehmet Ali Tekin
Suskunluk İdeolojisi ve Yalnızlık Hissi Acı Veriyor
Recep Öğütçü
Sevmesek de Savaş Farzdır
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te