Tüm Kitaplar - Türkiye
Tüm Kitaplar - Türkiye'nin Dev Kitap Sitesi
 Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Temiz Bosna Toprağına Secde
Salı, 02 Nisan 2019 - (13:26)
Mehmet Ali Tekin

Bosna savaşı gazilerinden ve Bosna’nın Efsanevi Savaş Birliği Kara Kuğular’ın komutanlarından Harun Hociç, Bosna Savaşı ile ilgili anılarını yazdığı Bosna’nın Temiz Toprağına Secde adlı kitabının tanıtımı için Türkiye’ye geldi. Fatih Akıncıları’nın organize ettiği bir basın toplantısında kitabını tanıttı.

Beni bu kitabı yazmaya sevk eden saik, Bosna Hersek Ve Sırplar arasındaki savaşla ilgili kitap yazanların çoğu, cephede bulunmamış kimselerdi. Cephede bir gün bile yer almamış bir kimse, savaşın dehşetini ve acılarını, askerlerin duygularını nasıl anlatabilir ki…

Bosna Hersek’in nüfusu çok az, yani 3,5 Milyon. Bundan dolayı ilk baskıda kitabı 1.500 adet bastırdım. Bir yıl boyunca kitabı tanıtır satarım diye düşündüm. Fakat bir yıl içinde kitap Boşnakça olarak 3 baskı yapıp, 5.000 adet sattı. Türkçe olarak da 2.000 adet bastırdım.

Bu kitapta ne okuyabilirsiniz?

Yaralanan bir askerin haleti ruhiyesini bulabilirsiniz. FOÇANSKA CADDESİ öyküsü, güzel buna güzel bir misaldir. Savaşta kolunun bir parçasını kaybeden 19 yaşanda bir gencin öyküsüdür… Çetniklere karşı yaptığımız bir saldırı esnasında, çentiklerin attığı el bombasıyla vücudunun bazı yerleri yaralanan ve kolunun bir bölümü parçalanan Zenga, çok kan kaybediyordu. Sedyeyle hastaneye götürülürken, saatin kaç olduğunu sordu. 4,5 olduğunu söylediler. ‘Tamam ben öğle namazımı kıldım. ‘ dedi. ‘Eğer şehid olursam, Allah’ın karşısına çıkabilirim.’ Dedi. Bu genç daha sonra hafızlık da yaptı ve İlahiyat Fakültesini bitirdi. Kendisiyle Gazi Hüsrev Bey Camii’nde görüşüp tanışabilirsiniz…

İkinci örnek de Cemil Zubaça diyebilirim. Ben O’nu ilk gördüğümde neler hissettim? Muhammed’in Bayrağı Altında (Çağrı) isminde bir film vardır bilirsiniz. Bosna Hersek savaşında yer alan Boşnak askerlerin birçoğu bu filme hayrandır ve O filimde Hz. Hamza karakteri gibi olmak istiyorlardı. Cemil’i ilk gördüğümde Hz. Hamza gözümde canlandı. Ben den 10 cm daha uzun boylu, başında yeşil bir sarık vardı. Tam bir Müslüman asker görünümündeydi. Savaş sırasında Srebrenica bölgesinde bir gece yarısı havan mermisinden isabet eden bir şarapnelle kafası parçalanmıştı. Çok karanlıktı ve O düştüğünde, ben de O’nun üzerine düştüm. Kalkarken O’nun başına elimi uzattığımda, kafasının içine girdi. Ambulans geldi Kladanj Hastanesinde O’nu ameliyata aldıklarında, elimde O’nun kafasının et parçalarını gördüm. Cemil şu anda hayatta. Psikolojik hiçbir problemi de yok. Şu anda iki kızı var, Medresede okuyorlar. Bizim gençlerimize örnek olması için sadece bu hikâyeyi yazmam yeterdi.

Savaş esnasında benim için en zor olan neydi, şimdi ondan bahsedeceğim. Çetniklerin bulunduğu bir bölgede, üç gün üç gece mahsur kaldım. Arkadaşlarım benden haber alamayınca, şehid oldum diyerek, benim için mevlid bile okumuşlardı; orada çok zor anlar yaşadım. Benim için en zor olan bu da değildi. Şu anda burada aramızda bulunan Dostum Hakan, o zaman 19 yaşındaydı ve bir ayağı mayında kopmuştu. O’nu hastanede ziyaret ettiğimde ağladığını görmüştüm. Ağrılardan dolayı ağladığını sanıyordum, fakat şehid olamadığı için ağladığını anladım. Bu da benim için zor anlardan birisiydi, lâkin en zor olanı bu da değildi. Sancak’tan Liseden en yakın arkadaşım yanımda yaralandı. Birçok arkadaşım yanımda vurulup, ellerimde ölüyordu. Benim için bunların hepsi zor anlardı, fakat en zor olanı değildi.

Benim için en zor olanı, arkadaşım Meho Dizareviç’in şehid olduğunun haberini ailesine vermekti. Meho Dizdareviç 2. Tabur 2. Bölük Komutanı. Yanına Adil Kovaçeviç ve Saraylitsa’yı alarak Sırplar’ın kuşatmasını yarmak için Semizovac-Srednje yoluna girince, korkunç bir kurşun yağmuruna tutuluyorlar. Bu arada Meho ile olan telsiz irtibatımız koptu. Yanlarına ulaşmak için birkaç kere teşebbüsümüz oldu, fakat başarılı olamadığımız gibi 3 şehid daha verdik. Bosna en iyilerimizin kanıyla yıkanıyordu. Meho 27 yaşındaydı. Arkadaşları tarafından çok sevildiği için bölük komutanlığına seçilmişti. O’nunla özel bir bağım vardı. Beni Zenica’daki evlerine götürüp anne, baba ve kardeşleriyle tanıştırmıştı. Benim ailem Sancak’ta olduğu için gidecek kimsem yoktu. Bunu bildikleri için kışlada tek kaldığım zamanlarda, bana kol böreği gönderirlerdi.

Tabur komutan yardımcısı Albay Halil Brzina, beni çağırttı ve ‘Taburun emiri sensin, üçü de senin askerindi, Allah yardımcın olsun.’ diyerek şehid olan 3 askerin ailelerine haberi benim vermemi söyledi.

Önce Adil Kovaçeviç’in annesine gittik. Oğlunun şehid olduğunu ve cesedini alamadığımızı söyledim. Kadın sadece öylece baktı kaldı ve kendi dünyasına daldı gitti… Önce bir şey söyleyemedi. Sonra gözlerini kaldırdı ve ‘Oğlum, siz gelmeden biliyordum, dün ikindiden sonra Adil’imin artık olmadığını hissettim.’ Deyince gözlerimden yaşlar daha fazla akmaya başladı.

Daha sonra Vrselje’ye yöneldik. Meho’nun yakınları hariç bütün köy Meho’nun şehadet haberini duşmuş. Şehidin evine yaklaştığımızda babası Zahid Amca, bizi kapıda karşıladı. Titremeye başlayınca ben O’na sarıldım. İçeriden annesinin ve kız kardeşlerinin çığlıkları duyuluyordu. ‘Yeter! Feryat etmek yok!’ diye bağırınca, birden sessizlik çöken eve girdik. Zahid Amca’nın hâlâ ellerinden tutuyordum. Bana: ‘Nerede? Götür beni O’nu göreyim.’ Deyince ben sanki yok oldum. Allah’ın benimde canımı niye almadın? Onlarla birlikte cennetin güzelliklerinde olsaydım da şu an bu imtihanla muhatab olmasaydım.’ diye içimden geçerken; ‘Cenazesini alamadık, Çetniklerde kaldı.’ Dedim.

Zahid Amca, ellerini yumruk yapıp göğsüme koydu, söz söylemesine gerek olmayan o bakışlarıyla bana baktı ve ‘O zaman, sen niye geldin?’ Söyleyebileceğim hiçbir şey yoktu…

Hayat Tüneli’nde çalışırken, gelen ziyaretçilere ve özellikle de çocuklara kahramanlarımızı anlatırım. Bir gün Zenica’dan bir okul gelmişti. Çocuklara ‘Aranızda babası 7. Müslüman Tugayı’ndan olan var mı çocuklar?’ dedim. Güzel yüzlü, mavi gözlü bir erkek çocuğu ayağa kalkarak, gururla ‘Benim Dayım.’ Dedi. ‘Dayın Kim’ soruma ‘Meho Dizdareviç.’ Sustum, yanına gittim ve ona sarılarak adını sordum. O da Harun deyince şok oldum. Allah’ım bunlar ne asil insanlar, hele Meho’nun kardeşi olan bu kadın. Alabilecekleri en zor haberi getiren bir adamın ismini, çocuğuna nasıl verebildi…

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Mehmet Ali Tekin'in Son 10 Yazısı
   Tezgâh Aynı Tezgâh Aktörler Değişti
   Hava Şehidlerini Unutmayalım
   Ramazan bize çeki düzen versin…
   Kafatasçılık mı hortluyor?
   Kafkasların Son Kartalı Cehar Dudayev
   Özür Diliyorum
   15 Temmuz Darbe Girişiminin Artçıları
   Post Modern Seçim Darbe Denemesi
   Ak Parti’ye Ders Verelim, Ölümü Tecrübe Edelim Demektir…
   Fatih Haydar’dan Bir Akıncıyı Uğurlarken…

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Demokrasi Cilvesi
Mehmet Ali Tekin
Tezgâh Aynı Tezgâh Aktörler Değişti
Recep Öğütçü
Hanelerimizin Misafiri Ramazanı Ağırlarken
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te