Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Yardımlaşma Yahut da Allah'a Borç Verme
Çarşamba, 16 Ekim 2019 - (11:41)
Mehmet Ali Tekin

Günümüz insanı maalesef bireyselleşmekte ve ne yazık ki…

Evet, ne yazık ki birçoğumuz aynı zamanda bencilleşmekteyiz de…

Bunun kaynağı da KAPİTALİST EKONOMİNİN, ülkemize tamamen yerleşmesidir diye düşünüyorum.

Müslüman Kardeşlerimize, Kapitalizme karşı mısın değil misin, diye sorduğumuzda; yüz de yüzünün cevabının, hayır olacağını düşünüyorum.

Gerçekten öyle mi?

Günümüz Müslümanlarının büyük çoğunluğunun, Kapitalizme karşı olmasına rağmen, Kapitalist gibi yaşadığını, söyleyebiliriz. Şöyle ki zengin ve durumu gayet iyi bir Müslüman’dan, bir esnaf arkadaşı, akrabası veya bir dostu; birkaç haftalığına veya birkaç aylığına, bir miktar borç para istediğinde, ‘Ben de şu anda nakit sıkıntısı çekiyorum. İnan olsa verirdim.’diyerek, geri çevirmektedir. Bu cevabı verenlerin birçoğunun bankada VADELİ döviz hesabında, binlerce doları veya euro olduğu hâlde; böyle diyebilmektedir.

Oysaki aynı Müslüman doksanlı yıllarda, hele hele otuz, kırk sene evvel, kendisinden borç isteyenlerin bir çoğunu, geri çevirmeden ihtiyacını giderdiğini biliriz.

Babam Rahmetli Abdullah Tekin (Abdullah Dayı),1967 yılından 1970 yılına kadar Beyazıt Bakırcılar İbnül Emin İş Hanı (İlim Yayma Cemiyeti’nin İlk Merkez Binası) 2. Katta ve 1970-77 yılları arasında da, Sultanhamam Yeşildirek Hamarat Aykın Han’da triko-konfeksiyon imalat ve toptancılığı yapmıştı. O dönemlerden biliyorum. Esnafların birbirlerine borç alıp vermeleri ve yardımlaşmaları, had safhadaydı.

Anadolu’nun herhangi bir şehrinden Sivas’tan, Kayseri’den, Afyon’dan, Konya’dan vb, bir esnaf gelir ve ‘Beni falan esnaf gönderdi.’ der ve o zamanın parasıyla, 300-400 TL’lik bir mal alır; 50-100 Tlsini öder, kalanını deftere yazdırır gider ve iki üç ay sonra tekrar geldiğinde; önceden kalan hesabını öder ve yeniden mal alır yazdırır giderdi. (Tabii ki o esnaf ile bir şekilde haberleşilir ve teyidi alındıktan sonra, alış veriş yapılırdı.)

O zamanın tabiriyle ‘senet sepet’ de yoktur. Yani senet bile imzalanmaz, açık hesap alır giderdi. Senet, 70’li yıllardan sonra piyasaya girdi. Çek ise 80’li yılların ilk çeyreğinden sonra, ticaret hayatımıza girdi.

O dönemlerde esnafların birbirleriyle yardımlaşması, iş kurmasına yardımcı olunması yaygındı. Çok az bir sermaye ile ve fakat birkaç esnafın yeni iş yapacak kimseye kefil olmasıyla; iş kurmak, gayet yaygın ve kolaydı.

Toplumun bu hâli, hatıralardan öğrendiğimize göre birkaç yüz yıldır böyleydi ve bu hâl atasözleriyle şöyle ifadelendirilmiştir:

Ne verirsen elinle, o gider seninle…

Az veren candan, çok veren maldan…

Yalnız taş duvar olmaz…

El eli yıkar, iki el de yüzü…

Allah'a Borç Verme…

Ne verirsen elinle, o gider seninle…

Bu atasözü, toplumumuzun Kur’an ahlakıyla donandığının ifadesidir.

Yüce Yaradanımız, bizleri birbirimizin ihtiyaçlarını gidermemizi isterken, kendisine borç verilmiş kabul ederek; borç verenleri mükâfatlandıracağını vaad etmektedir.

Şöyle ki

Eğer, Allah’a güzel bir şekilde borç verirseniz; O, verdiğinizi kat kat artırır ve suçlarınızı örter. Çünkü Allah, iyilik edenlere fazlasıyla ödül verir şeklinde; Kur’an-ı Kerim’de 6 yerde zikredilmektedir.

1-Bakara Suresi 245. Ayet

2-Maide Suresi 12. Ayet

3-Hadid Suresi 11. Ayet

4-Hadid Suresi 18. Ayet

5-Tegabun Suresi 17. Ayet

6-Müzzemmil Suresi 20 Ayet

Müzzemmil Suresi Mekke’de, diğer ayetlerin hepsi Medine’de nazil olmuştur.

Bakara Suresi 245. Ayet: “Allah'ın ihsan ettiği darlıkta da bollukta da, Allah'a karz-ı hasen olarak borç verecek, mâlî mükellefiyetlerin dışında Allah rızası için, Allah yolunda cihad edenlerin masraflarını karşılayacak, Allah'ın kullarına güzel ödünç verecek yiğit var mı içinizde? Allah da ona, verdiğinin birçok katını ödesin.”

“Karz-ı Hasen”, alın teri dökerek, çeşitli zorluklara katlanarak, helâl yolla kazandığımız mal, mülk ve paramızdan; Allah yolunda mücadele edenlere, ihtiyaç sahibi kimselere ve toplumun yararına yapılan işlere; mal ya da parayla, gönül rızasıyla katkıda bulunarak, Allah’a borç vermektir.

Diğer surelerde de hemen hemen aynı şeyler zikredilerek, Allah yolunda mücadele edenlere, yardım yapılmasını teşvik etmekte ve yardım edenlerin verdiklerini; Allah, kendisine borç verilmiş olarak kabul etmekte ve borcun karşılığının, cennette kat kat verileceğini müjdelemektedir.

Haydi, ne duruyorsunuz, ihtiyaç sahibi birinin ihtiyacını gidererek veya Allah yolunda mücadele verdiğiniz insanlara yardım ederek, siz de Allah’a borç verin…

Eee Haydi… Ne duruyorsunuz…?

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Mehmet Ali Tekin'in Son 10 Yazısı
   En Büyük Terörist Amerika…
   Malta’dan Mitralyöz’e Şehidlerimiz…
   Sevginin Ölçüsü Fedakârlıktır…
   Sanayi Mahallesi’nin ‘Hoca’sı…
   Heyder Baba… Şehriyar…
   Mostar Şehidleri…
   PKK'nın Anası Mason 12 Eylülcüler
   12 Eylül’e Doğru…
   Kıymeti Takdir Edilemeyen Adam: Gelenbevi İsmail Efendi…
   Bosna Şehidlerinin Öncüsü: Selami Yurdan

Yazarlar
Mahmut Toptaş
Parasız ve Paralı Sevap İşleme Yolu
Mehmet Ali Tekin
En Büyük Terörist Amerika…
Recep Öğütçü
İmam Hatip Okullarının Misyonu
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te