Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Şafakta On Gün: İran İslam İnkılabı
Perşembe, 21 Şubat 2019 - (12:33)
Mehmet Ali Tekin

İran İslam İnkılabı 40. Yılını kutluyor.

Olmaz, olamaz… Denilen şey gerçekleşmiş ve…

Bundan 40 yıl önce, 1 Şubat 1979 Perşembe günü İmam Humeyni France Air uçağı ile Tahran’a inişinde milyonlar tarafından karşılanıyordu.

Başta Amerikan gizli servisi CİA ve onun bölgedeki uşağı SAVAK olmak üzere, bölge ve özellikle de İran üzerinde hesap yapanların hiç ama hiç ihtimal vermedikleri İslam Devrimi gerçekleşiyor…

1 Şubat Günü İmam Humeyni’nin Tahran’a inişinden sonra, devlet kurumları, bir bir İmam’a bağlılıklarını ilan ediyordu. İmam Humeyni 4 Şubat günü, Mehdi Bazargan'ı geçici bir hükümetin başkanlığına tayin etti.11 Şubat 1979 Pazar günü İran’ın tüm devlet kurumları, İmam Humeyni’ye bağlılıklarını ilan etmeleri üzerine, Şah’ın tayin ettiği son Başbakan Şahpur Bahtiyar, ülkeyi terk ederek kaçmasından sonra;

‘Şafakta 10 Gün’ diye adlandırılan sürenin sonunda, 11 Şubat’ta İmam Humeyni İslami Hükümeti ilan etti. 31 Mart 1979 günü yapılan referandum, % 98 evet oyu ile sonuçlanınca, İslam Cumhuriyeti resmen ilan edildi.

1979 Haziran ayında Muhammed Hüseyin Beheşti başkanlığında bir komisyon tarafından İslam Cumhuriyeti Anayasası hazırlıkları başladı.

24 Ekim 1979 tarihinde Velayet-i Fakih hukukuna dayalı İslam Cumhuriyeti Anayasası referandumla kabul edildi. 25 Ocak 1980 tarihinde yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini Humeyni’nin desteklediği Ebul Hasan beni Sadr kazanarak, İran İslam Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı oluyordu.

Bu Sürece Nasıl Gelindi?

Günümüzde İran adıyla anılan coğrafya tarihte, özelikle de İslam’ın ilk dönemlerinde Sasaniler diyarı olarak adlandırılıyordu.

Milattan öceki yıllarda, Medler ve Ahamenişler döneminde büyük imparatorluk hâline gelmişler: Mısır, Anadolu coğrafyasına hakim olduktan sonra, uzun yıllar Persler ile savaşmışlar ve bir dönem onları yenerek, Atina’yı bile ele geçirmişlerdi. Büyük İskender, Ahameniş İmparatoru 3. Dariuş’u M.Ö 333 yılında yenerek, bölge hakimiyetlerine son verdi.

Daha sonra Partler ve Sasaniler dönemini görüyoruz. Zerdüştlüğün Kutsal kitabı AVESTA ve İran Edebiyatının en önemli eserlerinden birisi olan Firdavsi’nin ŞAHNAME, Sasaniler dönemi eserleridir. Müslümanların İranlılarla teması, Sasaniler döneminde M.S 630’lu yıllarda başladı ve 650 yılında Sasani İmparatorluğuna son verdiler. Emevi ve Abbasi dönemlerinden sonra, bu coğrafyada Türk hanedanların döneminin başladığını görüyoruz:

Tahiriler, Samaniler, Gazneliler, Selçuklular ve Harzemşahlar döneminde bölge, M.S 1140’lı yıllarda Moğollar’ın işgaline uğradıve büyük bir katliama maruz kaldılar. O dönem 2,5 Milyon olan nüfusun, 250.000’e kadar indiği yazılır. M.S 1500’lü yıllarda Safeviler bölgeye hakim olur ve başkenti Tebriz’den Gazvin’e oradan da Isfahan’a taşır. Safevilerden sonra 1736-1750 arasında Afşariler, 1750’li yıllardan sonra da önce Zendler, daha sonra da Kaçar Hanedanı, son Türk hanedanı olur.

İngilizler tarafında desteklenen Rıza Şah, 1923 yılında kaçar Hanedanını devirerek, önce Başbakan oldu ve 1925 yılında da ŞAHlığın ilan etti. Rıza Şah iktidarını pekiştirdikten sonra, Türkiye Cumhuriyeti’ne 1934 Haziran’ında bir ziyaret yaptı ve Mustafa Kemal ile görüştü. 1936 yılında Kılık Kıyafet kanunu çıkardı, çarşaf ve örtüyü yasakladı. Fakat toplumun her kesimindin muhalefetle karşılaştı ve Sarayından çıkamaz hâle geldi. Bir müddet sonra da, ikinci dünya savaşı başladı ve 1941 yılı Ağustos ayında ülke kuzeyden Ruslar, güneyden de İngilizler tarafından işgal edildi ve İngilizlerin baskısıyla, tahtını oğlu Rıza Şah’a devretmek zorunda kaldı. İngilizler O’nu bir gemiyle Afrika bölgesinde önce Maritus’a daha sonra da Johannesburg’a götürdüler ve kısa bir süre sonra 1944 yılında öldü. Oğul Muhammed Rıza Şah da yıllar sonra aynı akibete uğrayacak ve ülkesini 1979 Ocak ayında terk etmek zorunda kalıp, önce Mısır’a daha sonra da Fas, Bahama, Meksika’ya gitmek zorunda kaldı. Hastalandığında kısa bir süre ABD’de tedavi görür, fakat ABD hükümeti sınır dışı kararı verince, tekrar Mısır’a gitmek zorunda kaldı ve Kahire’de 27 Temmuz 1980 tarihinde öldü.

Oğul Muhammed Rıza 1941 yılında iktidara getirildikten sonra, Kuzeyde Ruslara güneyde de İngilizlere petrol imtiyazı verdi. 1944 yılındaki seçimlerde başbakan olan Muhammed Musaddık, petrolü Millileştirme kararı aldı. 1951 yılında bu yasa meclisten geçti ve halk Musaddık’a büyük bir destek verdi. Şah, 1953 yılında Musaddık’ı görevden alma girişiminde bulununca, ülke çapında gösteriler çok büyük boyutlara ulaştı ve ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Bu arada ABD, dünyada yeni bir güç hâline gelmişti. ABD’nin yaptığı bir darbeyle Şah Muhammed Rıza, ülkeye geri getirildi. ABD ve batının desteğini arkasına alan Şah, 1957yılında Gizli teşkilatı Savak’ı kurdu.1961 yılında bir yasa çıkararak, bütün yetkileri elinde topladı ve 1963 yılında Ak Devrim adında, bir kanun çıkarmasına; İmam Humeyni şiddetle karşı çıktı ve gösteriler başladı. İmam Humeyni Şah’a uyarıda bulundu:

"Sana nasihatte bulunuyorum efendi! Sayın şah efendi!... Ey şah efendi... Bu işlerden el çekmeni öğütlerim sana!.. Oyuna geliyorsun!.. Günün birinde gitmen istenirse buna herkesin şükretmesini istemem!.. Eğer dikte ettiriyor ve yazıp senin eline tutuşturarak "oku" diyorlarsa, üzerinde düşün biraz... Nasihatimi dinle... Şah ile İsrail arasında ne ilişki var ki Emniyet Teşkilatı "İsrail'i konuşmayın!" diyor?!.. Şah, İsrailli mi ki ?!"

Şah İmam’ın tutuklanmasını emretti ve Kum’da gece evinde namaz kılarken tutuklanıp, Tahran’a götürüldü önce orduevine bir gün sonra da cezaevine konuldu. Bunun üzerine 15 Hordad Kıyamı denilen gösteriler başladı. Gösterilere müdahale edilip, yüzlerce insan öldürüldü. Kıyam büyüme istidadı gösterince Şah, geri adım attı ve İmam Humeyni’yi serbest bırakmak zorunda kaldı. Fakat bir müddet sonra 4 Kasım1965 günü Kum’da gözaltına alınan İmam Humeyni, gizlice Tahran’a getirilip bir uçakla Türkiye’ye sürgün’e gönderildi. 11 ay Bursa’da ikamete zorlanan İmam Humeyni, daha sonra Irak’a sürgün edildi. Uzun yıllar necef’te kalan İmam Humeyni İran’daki çalışmalarını buradan yönetti. Irak Hükümeti, İran’ın baskıları sonucu İmam Humeyni’yi 24 Eylül 1978 günü Kuveyt’e sınır dışı etti. Burada kalmasına izin verilmeyince 6 Ekim 1978 günü de Fransa’ya gitmek zorunda kaldı. Bu arada İran’da gösteriler yaygınlaşmış Şah çok zor durumdaydı. Ayaklanmaları bastırabilmek için tedbirler alamaya çabalıyor, Başbakanları değiştiriyordu. Fakat hiç birisi başarılı olup gösterileri durduramıyordu. Ocak ayı başlarında Şahpur Bahtiyar’ı atadı. Gösterilerin şiddetinin arttığını gören Şah 16 Ocak 1979 Salı günü ailesiyle birlikte ülkeyi terk ederek Mısır’a gitti. İmam Humeyni’de 1 Şubat 1979 günü Paris’ten Tahran’a 14 yıllık sürgünden, Milyonların tezahüratıyla ülkesine dönüyordu.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Mehmet Ali Tekin'in Son 10 Yazısı
   Güneşi Balçıkla Sıvamaktan Vazgeçin
   28 Şubat zulmünün izleri artık bitsin!
   Şubat Ayı Şehidler Ayı
   Kafası kütüphanesinden zengin adam: İbn’ül Emin Mahmut Kemal İnal
   Neden Kendimiz Olamıyoruz?
   Kültür Emekçisi Mahmut Balcı’nın Ardından
   Hem Biz Kazanalım Hem de Millet Kazansın…
   Mehmet Ali Gündüz Hoca…
   Moro Destanı Özgürlüğüne Kavuşuyor...
   Ümmet’e Karşı Sorumluluğumuz

Yazarlar
Mahmut Toptaş
İnsanı ve Çevreyi Kirletenler
Mehmet Ali Tekin
Güneşi Balçıkla Sıvamaktan Vazgeçin
Recep Öğütçü
Beka Meselesini Ciddiye Almayanlar Var
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te