Anamenü
  Konya
  İlçeler
  Firmalarımız
  Röportaj
  Eğitim
  Kültür Sanat
  Güncel
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Tarih ve İnsan
  Gezi
  Spor
  Duyurular
  Okur Köşesi
  Künye
  İletişim
 News Arama

Gelişmiş Arama
 Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buluyorsunuz?
Çok güzel
İdare eder
Kötü olmuş

Sonuçlar
 MB Döviz Kuru
Dolar Alış :
Dolar Satış :
Euro Alış :
Euro Satış :

 
Kafası kütüphanesinden zengin adam: İbn’ül Emin Mahmut Kemal İnal
Pazartesi, 18 Şubat 2019 - (13:16)
Mehmet Ali Tekin

“Değerlerimize sahip çıkma hususunda ahvalimiz nasıldır” sualine kimileri müspet, kimileri de menfi cevap verirler.

Biz ise bu hususlarda durum tespiti yapmakla birlikte, elimden geldiğince özellikle şehidlerimize ve değerlerimize sahip çıkma noktasında, faaliyet yapmayı tercih ediyorum. Meselâ İslami mücadele esnasında şehid olmuş bir isim duyduysam, hemen o şehid ile ilgili araştırma yapmaya çalışırım.

Şu yapılmıyor, bu yapılmıyor, insanlarımıza sahip çıkılmıyor gibi sızlanmaları dillendirmektense; o hususta bir adım atıp, karınca kararınca bir şeyler yapmayı tercih edenlerdenim.

Böyle bir gayrete misal vermem gerekirse…

İslami mücadele esnasında şehid olan kardeşlerimizle ilgili olarak, 2 ciltlik bir çalışmam var ve araştırmalarım devam etmekte.

Bosna savaşı esnasında, iki defa bölgeye gitmiştim ve Bosna’da şehid olan Türkiyeli Müslümanların kabirlerini araştırma, imkân ve zamanını bulamamıştım. Savaş bittikten sonra 1997 yılında gittiğimde Zenica, Travnik bölgesindeki şehid kabirlerini araştırıp bazılarını bulmuştum. Mostar’a gidip araştırma yapabilecek imkân bulamamıştım. Bosna’ya gidip gelen arkadaşlarımıza, Mostar’da üç tane Türkiyeli şehid arkadaşımızın kabri var, Mostar’a giderseniz bu şehidlerimizin kabirlerini bulup, ziyaret edin diyordum. Mostar’da şehid olan kardeşlerimizle ilgili olarak, Yeryüzü dergisinde bazı bilgiler ve kabirlerinin başucunda tahtada isimleri yazılı birer resimleri vardı. Mostar’da hangi cami haziresinde olduğu bilinmiyordu. Bosna’li sivillerin oluşturduğu milis gücü Crni Labudovi (Kara Kuğular)’ın geçtiğimiz Mayıs ayında yeni merkezlerinin açılışına, o dönem Kara Kuğular’la birlikte mücadele vermiş arkadaşlarımızla birlikte davet edildik. Saraybosna’daki programlardan sonra, benim ısrarım üzerine Mostar’a gittik ve bir iki cami haziresini araştırdık, fakat şehidlerimizin kabrini bulamadık. Mostar Konsolosluğumuza gittim ve yetkili arkadaşlardan birisine durumu anlattım. Genç diyebileceğim 35-40 yaşlarında olan görevli, şehidlerimizin kabirlerinin bulunduğu camiyi ve hazirenin hangi bölgesinde olduğunu, ayrıntılı olarak anlattı (kabre gidip görmeyen birisi böyle ayrıntılı tarif edemezdi), teşekkür ederek ayrıldım ve arkadaşlarımızla Hotel Bevanda karşısında BABA BEŞİROVA CAMİİ kabristanına vardık, tarif üzerine hemen kabirleri bulduk. Yasin okuduk ve dua ettik. (http://sehidlerimiz.com/sehid/adil-balat/)

Bu girizgâhtan sonra lafı, İlim Yayma Cemiyeti ve İstanbul İmam Hatip Okulu için önemli bir kişilik olan İbnül Emin Mahmut Kemal İnal Bey’e getirmek istiyorum.

Bu vesileye müsebbib olan Dursun Gürlek Hocamıza da, buradan teşekkürlerimi arz ediyorum. Dursun Hocamızın Ayaklı Kütüphaneler kitabının bir bölümünü, Mezarlıklara Hayat Veren ve ölüleri Dinken Âlim İbnülemin Mahmud Kemal İnal (1870-1957) ayırmış.

İstanbul İmam Hatip Okulu’nda tedrisat görmüş bir kimse olarak, İbnülemin Mahmud Kemal İnal Bey’i öncelikle kendime ve yeni nesil arkadaşlarımıza hatırlatmayı, bir vazife addettim.

İbnülemin Mahmud Kemal İnal ismiyle tanışmam, aslında taa 1966-67’li yıllara dayanır. Beyazıt Mercan’da bulunan İbnülemin Han’da babamın bir triko konfeksiyon toptan dükkanı vardı. İlim Yayma Cemiyeti Genel Merkezi de çok uzun yıllar, o binanın en üst katındaydı. Binanın iki tene giriş kapısı vardı. Her iki kapı yanında bronz tabelada İbnül Emin Mahmut Kemal İnal Vakfı yazıyordu. O zamanlar bir ilkokul talebesi olarak bana, sıradan bir tabela geliyordu. Ayaklı Kütüphaneler kitabının 297. sayfasında şu bölümü okuyunca, İbnülemin Mahmud Kemal İnal Bey’e vefasızlığımız aklıma geldi:

“Tam bir hayırsever*

İbnülemin Mahmud Bey’in aziz milletine olan hizmeti sâdece kaleme aldığı kitaplardan ibâret değildir. O, bütün maddî varlığını bu ülkenin insanlarına bağışlamanın mânevi hazzını da ayrıca yaşadı. Bunu ünlü vasiyetnâmesinde açık açık ve nev’i şahsına münhasır bir üslûpla dile getirdi. Vakfettiği binanın gelirinin İstanbul Çarşamba’daki İmam Hatip Okulu’nda okuyan fakir öğrencilere, ayrıca İstanbul Üniversitesinin çeşitli fakültelerinde eğitim gören dindar talebelere burs olarak verilmesini istedi. Bu hayırlı hizmet hâlen devam etmekte, “İlim Yayma Cemiyeti”, “İbnülemin Vakfı” gibi kuruluşlar Üstad’ın vasiyetnamesine uygun olarak, hizmetlerini sürdürmektedirler.

Bununla da yetinmeyen Mahmud Kemal Bey, Zeynep Kâmil Hastahânesi’ne yüz altın lira, Vakıf Gurebâ Hastahânesi’ne seksen altın lira, Verem Hastahânesi’ne altmış altın lira, Darülacezece seks altın lira bağışlamak süreriyle ne kadar hayırsever bi insan olduğunu, bir de bu yolla gösterdi.

Hâfıza şampiyonu

Her fâni gibi İbnülemin Mahmud Kemal Bey de, seksen yedi yıllık uzun ömrünü tamamladı ve 24 Mayıs 1957 yılında Hakk’ın rahmetine kavuştu. Cenazesi hastahâneden alındı, İstanbul Üniversitesinin Beyazıt’taki merkez binasına getirildi. Burada bir tören yapıldıktan sonra, cenaze namazı Beyazıt Câmii’nde kılındı. Tabutu cenaze arabasına konulmadı. Tekbir ve tehlillerle Beyazıt’tan Lâleli istikâmetine doğru, eller üstünde taşındı. Aksaray’daki Valide Câmii’nin önüne gelince, emniyet görevlileri mâni oldular. Cenaze arabaya konularak mezarlığa götürüldü. Şurasının belirtilmesi gerekir ki, Mahmud Kemal Bey Cumhûriyet devrinde tekbirlerle ve tehlillerle uğurlanan, ilk kalem erbabı olarak târihe geçti. 0, Müslüman’ca yaşadı ve Müslüman’ca öldü. Merkezefendi’deki aile kabristanına defnedildi.

Ecelgeldikde fâide vermez

Tedâvi eylese hatta Azrâil

İbnülemin Mahmud Kemal İnal’ın en belirgin özelliklerinden biri de üstün zekâsı ve patlak hafızasıdır. Otuz yıl önce gördüğü bir adamı bile bu kadar uzun bir süreden sonra, derhal tanıyan bu nâdir yaratılışlı insan; târihi, edebi konularda, özellikle biyografi sahasında, hemen herkesin müracaat mercii idi. Sorduğunuz her soruyu, en küçük bir yanlışlığa düşmeden, zamanını ve mekânını bile belirterek, basit ayrıntıları dahi ekleyerek ânında cevaplandırırdı. Çağdaşı olan Ali Emirî gibi, o da yüzlerce şiiri ezbere okur, kelâm-ı kibarları, darb-ı meselleri peşpeşe sıralardı. Kafası tanzim edilmiş zengin bir arşiv gibiydi. Bundan dolayıdır ki, kendisine “Kafasının içi, kütüphanesinden daha zengin olan adam” denilmişti Hazretin ne büyük bir hafıza şampiyonu olduğunu gösteren enterasan menkıbelerin sayısı hayli kabarıktır.”

İbnülemin Mahmud Kemal Bey’in biyografisi ve eserleri ile ilgili olarak bir başka yazı yazacağım inşallah.

İbnülemin Mahmud Kemal Bey’in Ruhu için El Fatiha…

*Ayaklı Kütüphâneler/Dursun Gürlek/Kubbealtı Yayınları/ 18. Baskı 2017 (Nisan)

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Yorum Ekle! Bulunan yorum sayısı: 0
Bu yazıya ilişkin yorum bulunamadı!
Yorum yazmak için tıklayın!

'Mehmet Ali Tekin'in Son 10 Yazısı
   Güneşi Balçıkla Sıvamaktan Vazgeçin
   28 Şubat zulmünün izleri artık bitsin!
   Şubat Ayı Şehidler Ayı
   Şafakta On Gün: İran İslam İnkılabı
   Neden Kendimiz Olamıyoruz?
   Kültür Emekçisi Mahmut Balcı’nın Ardından
   Hem Biz Kazanalım Hem de Millet Kazansın…
   Mehmet Ali Gündüz Hoca…
   Moro Destanı Özgürlüğüne Kavuşuyor...
   Ümmet’e Karşı Sorumluluğumuz

Yazarlar
Mahmut Toptaş
İnsanı ve Çevreyi Kirletenler
Mehmet Ali Tekin
Güneşi Balçıkla Sıvamaktan Vazgeçin
Recep Öğütçü
Beka Meselesini Ciddiye Almayanlar Var
Alıntılar
Selehaddin E Çakırgil
İnqılabçıların da Basîreti Bağlanabilir..
Senai Demirci
Namazı ''satan'' Alışveriş Merkezleri
Haşmet Babaoğlu
Kemal Anadol ve geçmişi!
Selehattin Duman
İşin kolayına kaçacaksan bir Atatürk hikâyesi bul..

sitede
internet'te